# Enbiyâ Sûresi, 24. Âyet (21:24)

> أَمِ ٱتَّخَذُوا۟ مِن دُونِهِۦٓ ءَالِهَةً ۖ قُلْ هَاتُوا۟ بُرْهَـٰنَكُمْ ۖ هَـٰذَا ذِكْرُ مَن مَّعِىَ وَذِكْرُ مَن قَبْلِى ۗ بَلْ أَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ ٱلْحَقَّ ۖ فَهُم مُّعْرِضُونَ

*Emi-tteḣażû min dûnihi âlihe(ten)(s) kul hâtû burhânekum(s) hâżâ żikru men ma'iye veżikru men kablî(k) bel ekśeruhum lâ ya'lemûne-lhakk(a)(s) fehum mu'ridûn(e)*

**Meal (Diyanet):** Yoksa ondan başka ilahlar mı edindiler? De ki: "Haydi getirin delilinizi! İşte benimle beraber olanların kitabı ve işte benden öncekilerin kitabı (Hiçbirinde birden fazla ilah olduğuna dair hiçbir delil yok). Şüphesiz çokları hakkı bilmezler de bu sebeple yüz çevirirler."

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/21/24

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Enbiyâ Suresi 24. ayet, tevhid inancına karşı çıkanların delil getirme acziyetini vurgularken, ilah edinme, delil ve hakikat kavramları üzerinden Kur'an'ın ve önceki vahiylerin hakikatini ortaya koymaktadır. Ayet, müşriklerin iddialarını çürütmek için güçlü bir retorik kullanır.","keyConcepts":[{"word":"ءَالِهَةً","root":"أ ل ه","rootLatin":"e-l-h","meaning":"Allah'tan başka ibadet edilen, tapınılan varlıklar, tanrılar.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İsfehânî, 'ilah' kelimesinin 'ibadet edilen, tapınılan' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'âlihe' çoğul formu, Allah'ın dışında, O'na ortak koşulan, ibadet edilmeye layık görülen her türlü varlığı ifade eder ve bu, tevhidin zıddı olan şirki temsil eder."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'ilah' kelimesinin 'ma'bûd' (ibadet edilen) anlamına geldiğini ve bu ayetteki kullanımının, müşriklerin Allah'ın yanı sıra taptıkları putları ve diğer varlıkları kastettiğini vurgular. Bu, Kur'an'ın müşriklerin inanç sistemini reddedişinin bir ifadesidir."}]},{"word":"بُرْهَـٰنَكُمْ","root":"ب ر ه ن","rootLatin":"b-r-h-n","meaning":"İddiayı ispatlayan kesin ve açık delil, kanıt.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İsfehânî, 'bürhân' kelimesini 'hakikati açıklayan ve şüpheyi gideren kesin delil' olarak tanımlar. Ayetteki 'bürhâneküm' ifadesi, müşriklerden Allah'tan başka ilah edindikleri iddiasını destekleyecek hiçbir mantıksal veya vahyî kanıtlarının olmadığını ortaya koymak için kullanılır."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'bürhân'ın, 'bir şeyin doğruluğunu kesin olarak gösteren delil' olduğunu belirtir. Bu ayette, Allah Teâlâ, müşriklerin şirk inançlarını temellendirecek hiçbir 'bürhân'a sahip olmadıklarını, dolayısıyla iddialarının batıl olduğunu vurgulamaktadır."}]},{"word":"ذِكْرُ","root":"ذ ك ر","rootLatin":"z-k-r","meaning":"Anma, hatırlatma, öğüt, şeref, şan, kitap, vahiy.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'zikr' kelimesinin Kur'an'da farklı anlamlarda kullanıldığını, bu ayette ise 'kitap' veya 'vahiy' anlamına geldiğini belirtir. 'Hâzâ zikru men ma'iye' ifadesi, Kur'an'ın kendisinin bir öğüt ve delil olduğunu, 'zikru men kablî' ise önceki vahiylerin de aynı hakikati taşıdığını gösterir."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İsfehânî, 'zikr'in 'unutulan bir şeyi hatırlama' ve 'şeref, şan' gibi anlamlarının yanı sıra, 'kitap' ve 'vahiy' anlamında da kullanıldığını ifade eder. Ayetteki kullanımı, hem Kur'an'ın bir öğüt ve hatırlatma kaynağı olduğunu hem de Allah'ın şanını yücelten bir vahiy olduğunu vurgular."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'zikr' kavramının Kur'an'da 'Allah'ı anma' ve 'vahiy' olmak üzere iki temel anlamda kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki 'zikr', hem Hz. Muhammed'e indirilen vahyi (Kur'an) hem de önceki peygamberlere indirilen vahiyleri (kitapları) ifade ederek, ilahi mesajın sürekliliğini ve birliğini vurgular."}]},{"word":"ٱلْحَقَّ","root":"ح ق ق","rootLatin":"h-k-k","meaning":"Gerçek, doğru, hakikat, sabit ve değişmez olan.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İsfehânî, 'hak' kelimesini 'sabit ve değişmez olan, doğru ve gerçek' olarak tanımlar. Ayetteki 'lâ ya'lemûne'l-hakka' ifadesi, müşriklerin tevhidin ve Allah'ın birliğinin gerçekliğini idrak edemediklerini, bu nedenle batıl inançlara saplandıklarını belirtir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'hak' kavramının Kur'an'da 'gerçeklik, doğruluk, adalet' gibi geniş bir anlam yelpazesine sahip olduğunu vurgular. Bu ayette, 'hak' kelimesi, Allah'ın birliği ve O'na ibadet edilmesi gerektiği gerçeğini ifade eder ki, müşrikler bu temel hakikati bilmezler."}]},{"word":"مُّعْرِضُونَ","root":"ع ر ض","rootLatin":"a-r-d","meaning":"Yüz çevirenler, sırt dönenler, ilgisiz kalanlar.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İsfehânî, 'i'râd' fiilinin 'bir şeyden yüz çevirmek, sırt dönmek' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'mu'ridûn' kelimesi, müşriklerin hakikati bilmedikleri için ondan yüz çevirdiklerini, yani Allah'ın ayetlerine ve peygamberin çağrısına kayıtsız kaldıklarını ifade eder."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Halebî, 'i'râd'ın 'bir şeyden uzaklaşmak, onu terk etmek' anlamında kullanıldığını açıklar. Bu ayette, müşriklerin 'hak'kı bilmemeleri nedeniyle ondan 'yüz çevirmeleri', yani hakikati kabul etmeye yanaşmamaları ve batıl inançlarında ısrar etmeleri durumunu tasvir eder."}]}]}

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Tesbih ve Zikir** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *21/24*
- **Enbiyâ Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *21/24*
- **Tesbih ve Zikir** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *21/24*
- **Enbiyâ Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *21/24*
- **Altı Peygamber - Hz.İsa (a.s) Ruhullah** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *21/24*
