# Enbiyâ Sûresi, 34. Âyet (21:34)

> وَمَا جَعَلْنَا لِبَشَرٍ مِّن قَبْلِكَ ٱلْخُلْدَ ۖ أَفَإِي۟ن مِّتَّ فَهُمُ ٱلْخَـٰلِدُونَ

*Vemâ ce'alnâ libeşerin min kablike-lḣuld(e)(s) efe-in mitte fehumu-lḣâlidûn(e)*

**Meal (Diyanet):** Biz, senden önce de hiçbir beşere ölümsüzlük vermedik. Şimdi sen ölürsen, onlar ebedi mi kalacaklar?

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/21/34

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Enbiyâ Suresi 34. ayet, peygamberlerin ve genel olarak insanların ölümlülüğünü vurgulayarak, Hz. Muhammed'in de diğer insanlar gibi öleceğini ve bu durumun inkarcıların iddialarını geçersiz kılacağını ifade eder. Ayet, 'huld' (ebedilik) kavramı üzerinden insan tabiatının fani oluşunu ve Allah'ın bu konudaki sünnetini ortaya koyar.","keyConcepts":[{"word":"جَعَلْنَا","root":"ج-ع-ل","rootLatin":"c-a-l","meaning":"Biz kıldık, yaptık, tayin ettik anlamındadır ve burada bir şeyi bir niteliğe büründürme veya bir durumu oluşturma manasında kullanılmıştır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'ceale' fiilinin bir şeyi bir halden başka bir hale dönüştürmek, bir şeyi bir şey olarak tayin etmek veya bir şeyi yaratmak anlamlarına geldiğini belirtir. Bu ayette ise Allah'ın hiçbir beşeri ölümsüz kılmadığı, yani onlara ebedilik vasfını vermediği anlamında kullanılmıştır."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'ceale' fiilinin Kur'an'da 'halk' (yaratma) ve 'sayrûret' (bir şeyi bir şeye dönüştürme) anlamlarında kullanıldığını ifade eder. Ayetteki 'mâ cealnâ' ifadesi, Allah'ın insanlara ölümsüzlük vasfını yaratmadığı veya onları ölümsüz kılmadığı manasındadır."}]},{"word":"لِبَشَرٍ","root":"ب-ش-ر","rootLatin":"b-ş-r","meaning":"İnsan, beşer demektir; burada genel olarak insan türünü ifade eder ve peygamberlerin de bu kategoriye dahil olduğunu vurgular.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'beşer' kelimesinin insanın dış görünüşünü, tenini ve zahiri özelliklerini ifade ettiğini belirtir. Bu ayette, peygamberlerin de diğer insanlar gibi etten ve kemikten yaratılmış, ölümlü varlıklar olduğuna işaret eder."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'beşer' kelimesinin Kur'an'da genellikle insanın biyolojik ve fizyolojik yönünü vurgulamak için kullanıldığını, 'insan' kelimesinin ise daha çok ruhsal ve entelektüel yönünü ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'li-beşer' ifadesi, peygamberin de diğer insanlar gibi ölümlü bir varlık olduğunu vurgulayarak, onun ilahi bir varlık olmadığına dikkat çeker."}]},{"word":"ٱلْخُلْدَ","root":"خ-ل-د","rootLatin":"h-l-d","meaning":"Ebedilik, ölümsüzlük anlamındadır; burada hiçbir insana ebedi bir yaşam verilmediğini ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'huld' kelimesinin bir şeyin uzun süre kalması veya hiç yok olmaması anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'el-huld' ifadesi, Allah'ın hiçbir insana mutlak ve sonsuz bir ölümsüzlük bahşetmediği gerçeğini vurgular."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'huld' kelimesinin bir şeyin bozulmadan, değişmeden kalması ve devam etmesi anlamına geldiğini açıklar. Bu ayette ise, insan tabiatının gereği olarak hiçbir beşerin bu dünyada ebedi kalmayacağı, yani ölümsüzlüğün sadece Allah'a mahsus olduğu vurgulanır."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'huld' kavramının Kur'an'da genellikle ahiret hayatının ebediliği bağlamında kullanıldığını, ancak bu ayette dünya hayatında ölümsüzlüğün imkansızlığını ifade ettiğini belirtir. İnsanların fani olduğu gerçeği, peygamberlerin de bu kurala tabi olduğunu gösterir."}]},{"word":"مِتَّ","root":"م-و-ت","rootLatin":"m-v-t","meaning":"Sen ölürsen anlamındadır; Hz. Muhammed'in de diğer insanlar gibi ölümlü olduğunu ifade eder.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'mevt' kelimesinin hayatın zıddı olduğunu ve ruhun bedenden ayrılmasıyla gerçekleşen durumu ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'in mitte' ifadesi, peygamberin de bir beşer olarak ölüm gerçeğiyle yüzleşeceğini, bunun ilahi bir sünnet olduğunu vurgular."},{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"es-Sicistânî, 'mevt' kelimesinin canlılığın sona ermesi anlamına geldiğini açıklar. Bu ayette, Hz. Muhammed'in de diğer insanlar gibi ölümlü olduğu gerçeği, inkarcıların onun ölümüyle dinin sona ereceği yönündeki beklentilerini çürütmek için kullanılmıştır."}]},{"word":"ٱلْخَـٰلِدُونَ","root":"خ-ل-د","rootLatin":"h-l-d","meaning":"Onlar ebedi kalacaklar, ölümsüz olacaklar anlamındadır; inkarcıların peygamberin ölümünden sonra kendilerinin ebedi kalacakları yönündeki yanlış beklentilerini ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'hâlidûn' kelimesinin 'huld' kökünden türediğini ve ebedi kalanlar, ölümsüzler anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki bu kullanım, alaycı bir tonla, peygamberin ölümüyle inkarcıların ebediyen yaşayacakları gibi bir durumun söz konusu olmadığını ifade eder."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'hâlidûn' kelimesinin Kur'an'da hem dünya hayatında uzun süre kalmayı hem de ahiret hayatında ebedi kalmayı ifade ettiğini belirtir. Bu ayette ise, inkarcıların peygamberin ölümünden sonra kendilerinin ebedi kalacakları yönündeki düşüncelerinin bir istifham-ı inkârî (inkarcı soru) ile reddedildiğini gösterir."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["olum","peygamberlik","dunya-ahiret-dengesi"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"ve"},{"position":1,"surface":"مَا","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Nefiy","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَا","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"değil"},{"position":2,"surface":"جَعَلْنَا","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ج-ع-ل","rootLatin":"j-'-l","lemma":"جَعَلَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"1.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"kılmadık"},{"position":3,"surface":"لِ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لِ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"için"},{"position":3,"surface":"بَشَرٍۢ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ب-ش-ر","rootLatin":"b-ş-r","lemma":"بَشَر","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Nekre"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"insan"},{"position":4,"surface":"مِّن","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مِن","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"-den"},{"position":5,"surface":"قَبْلِ","pos":"isim","posDetail":"Zarf","root":"ق-ب-ل","rootLatin":"q-b-l","lemma":"قَبْل","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Nekre"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"önce"},{"position":5,"surface":"كَ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"كَ","form":"-","features":{"person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"senin"},{"position":6,"surface":"ٱلْخُلْدَ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"خ-ل-د","rootLatin":"ḫ-l-d","lemma":"خُلْد","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mansûb","state":"Marife"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"ölümsüzlüğü"},{"position":7,"surface":"أَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i İstifham","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"mı"},{"position":7,"surface":"فَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"o halde"},{"position":7,"surface":"إِي۟ن","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Şart","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِن","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"eğer"},{"position":8,"surface":"مِّتَّ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"م-و-ت","rootLatin":"m-w-t","lemma":"مَاتَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"ölürsen"},{"position":9,"surface":"فَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cevap","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"o zaman"},{"position":9,"surface":"هُمُ","pos":"isim","posDetail":"Münfasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُمْ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû","state":"Marife"},"irabReason":"Mübteda olduğu için merfû","gloss":"onlar"},{"position":10,"surface":"ٱلْخَـٰلِدُونَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"خ-ل-د","rootLatin":"ḫ-l-d","lemma":"خَالِد","form":"Fâ'il","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû","state":"Marife"},"irabReason":"Haber olduğu için merfû","gloss":"kalıcı olanlar"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **TB. Kelime-i Îseviyye** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *21/34*
- **TB. Süleymân-Dâvûd-Yûnus-Eyyûb Fasılları** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *21/34*
- **TB. Kelime-i Îseviyye** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *21/34*
- **Zümer Sûresi** · *21/34*
- **TB. Süleymân-Dâvûd-Yûnus-Eyyûb Fasılları** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *21/34*
- **Zümer Sûresi** · *21/34*
- **Kelime-i Îseviyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *21/34*
- **Kelime-i Îseviyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *21/34*
- **Kelime-i Îseviyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *21/34*
- **Kelime-i Dâvûdiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *21/34*
- **Kelime-i Dâvûdiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *21/34*
- **TB. Kelime-i Îseviyye** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *21/34*
