# Enbiyâ Sûresi, 45. Âyet (21:45)

> قُلْ إِنَّمَآ أُنذِرُكُم بِٱلْوَحْىِ ۚ وَلَا يَسْمَعُ ٱلصُّمُّ ٱلدُّعَآءَ إِذَا مَا يُنذَرُونَ

*Kul innemâ unżirukum bilvahy(i)(c) velâ yesme'u-ssummu-ddu'âe iżâ mâ yunżerûn(e)*

**Meal (Diyanet):** De ki: "Ben sizi ancak vahy ile uyarıyorum." Ama sağırlar uyarıldıkları vakit çağrıyı işitmezler.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/21/45

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Enbiyâ Suresi 45. ayet, peygamberin uyarı görevinin kaynağını (vahiy) ve bu uyarıya karşı çıkanların durumunu (sağırlık metaforu) dilbilimsel bir derinlikle ele almaktadır. Ayet, vahyin merkeziyetini ve hakikate kapalı olanların çağrıya karşı duyarsızlığını vurgular.","keyConcepts":[{"word":"أُنذِرُكُم","root":"ن ذ ر","rootLatin":"n-dh-r","meaning":"Peygamberin insanları gelecekteki bir tehlikeye karşı uyarması, ikaz etmesi eylemi.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'inzâr' kelimesini, 'korkutmak' (tahvîf) ile eş anlamlı olarak kullanır, ancak 'inzâr'ın 'korkutulanı, korkutulacak şeyi önceden bildirmek' anlamını taşıdığını belirtir. Ayetteki 'ünzirukum' ifadesi, Peygamber'in insanları vahiy aracılığıyla, gelecekteki azap veya kötü akıbet konusunda önceden bilgilendirerek uyarmasını ifade eder."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'inzâr'ı 'korkutmak' (tahvîf) olarak açıklar ve bu bağlamda 'uyarıyorum' anlamını verir. Ayetteki kullanımı, Peygamber'in Allah'ın azabıyla insanları uyarması ve bu uyarının vahiy kaynaklı olduğunu vurgular."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'inzâr' kavramını Kur'an'daki peygamberlik misyonunun temel unsurlarından biri olarak ele alır. Peygamberin görevinin, insanları Allah'ın emirlerine uymadıkları takdirde karşılaşacakları kötü sonuçlar hakkında bilgilendirmek olduğunu belirtir. Ayetteki 'ünzirukum', bu peygamberlik görevini ve vahyin bu görevin yegane aracı olduğunu gösterir."}]},{"word":"بِٱلْوَحْىِ","root":"و ح ي","rootLatin":"w-h-y","meaning":"Allah'ın peygamberlerine gizli ve hızlı bir şekilde bildirdiği ilahi mesaj, ilham.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'vahy' kelimesinin temel anlamının 'gizli ve hızlı bir şekilde bildirmek' olduğunu belirtir. Ayetteki 'bil-vahyi' ifadesi, Peygamber'in uyarılarının kaynağının beşeri değil, ilahi ve gizli bir yolla kendisine ulaştırılan mesajlar olduğunu vurgular."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'vahy'i 'gizli ve hızlı bir şekilde işaret etmek' veya 'söz söylemek' olarak tanımlar. Allah'tan gelen vahyin ise, peygamberlere özel bir yolla iletilen ilahi kelam olduğunu ifade eder. Ayetteki 'bil-vahyi', Peygamber'in uyarılarının sıradan bir söz değil, Allah'tan gelen kutsal bir mesaj olduğunu açıkça belirtir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'vahy'in Kur'an'daki kullanımının, Allah'ın peygamberlerine özel bir iletişim yoluyla bilgi aktarması anlamına geldiğini belirtir. Bu ayette 'bil-vahyi' ifadesi, Peygamber'in uyarılarının kaynağının ilahi olduğunu ve bu nedenle mutlak doğruyu temsil ettiğini vurgular."}]},{"word":"ٱلصُّمُّ","root":"ص م م","rootLatin":"s-m-m","meaning":"İşitme yeteneğini kaybetmiş, sağır kimseler; mecazi olarak hakikate karşı duyarsız olanlar.","sources":[{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, 'es-summ' kelimesini 'işitmeyenler' olarak açıklar. Ayetteki kullanımı ise, mecazi bir anlam taşır; hakikati işitmeyen, anlamayan ve kabul etmeyen kimseleri ifade eder. Bu, vahye karşı kalpleri kapalı olanların durumunu betimler."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'samm' kelimesinin hem fiziksel sağırlık hem de mecazi olarak 'hakikati işitmeye kapalı olmak' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'es-summ', uyarıldıkları zaman vahyin çağrısına kulak vermeyen, kalpleri mühürlenmiş kimseleri tasvir eder."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'samm' kelimesinin hem duyusal hem de manevi anlamda kullanılabileceğini ifade eder. Ayetteki 'es-summ' ifadesi, fiziksel sağırlıktan ziyade, hakikate karşı manevi bir sağırlığı, yani vahyin mesajını idrak edememe ve kabul etmeme durumunu simgeler."}]},{"word":"ٱلدُّعَآءَ","root":"د ع و","rootLatin":"d-'-w","meaning":"Çağrı, davet; bu bağlamda peygamberin insanları hakka ve vahye çağırması.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'du'â' kelimesini 'çağırmak' ve 'davet etmek' olarak açıklar. Ayetteki 'ed-du'âe', Peygamber'in insanları Allah'ın birliğine ve vahyin hükümlerine çağırması, yani tebliğ ve davetini ifade eder."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'du'â'nın 'bir şeyi kendine doğru çekmek' veya 'birine seslenmek' anlamlarını taşıdığını belirtir. Ayetteki 'ed-du'âe', Peygamber'in insanları hakka ve hidayete çağıran, onları uyaran seslenişini ve davetini temsil eder."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'du'â' kelimesinin geniş bir anlam yelpazesine sahip olduğunu, bu ayette ise 'çağrı' ve 'davet' anlamında kullanıldığını belirtir. 'Sağırların çağrıyı duymaması' ifadesi, vahyin davetine karşı gösterilen duyarsızlığı ve tepkisizliği vurgular."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["vahiy-kuran","tebligh","musrikler"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"قُلْ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Emir","root":"ق-و-ل","rootLatin":"q-w-l","lemma":"قَالَ","form":"-","features":{"tense":"Emir","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Emir fiil olduğu için mebnî","gloss":"De ki"},{"position":2,"surface":"إِنَّمَآ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Hasr","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِنَّمَا","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"ancak"},{"position":3,"surface":"أُنذِرُ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ن-ذ-ر","rootLatin":"n-dh-r","lemma":"أَنذَرَ","form":"İf'âl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"1.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb ve cezm edatlarından etkilenmediği için merfû","gloss":"uyarıyorum"},{"position":3,"surface":"كُم","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أَنتُم","form":"-","features":{"person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mahallen mansûb","gloss":"sizi"},{"position":4,"surface":"بِ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"بِ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"ile"},{"position":4,"surface":"ٱلْوَحْىِ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"و-ح-ي","rootLatin":"w-h-y","lemma":"وَحْي","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"vahy"},{"position":5,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"ve"},{"position":5,"surface":"لَا","pos":"harf","posDetail":"Nefy Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لَا","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"değil"},{"position":6,"surface":"يَسْمَعُ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"س-م-ع","rootLatin":"s-m-'-","lemma":"سَمِعَ","form":"-","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb ve cezm edatlarından etkilenmediği için merfû","gloss":"duymaz"},{"position":7,"surface":"ٱلصُّمُّ","pos":"isim","posDetail":"Sıfat-ı Müşebbehe","root":"ص-م-م","rootLatin":"s-m-m","lemma":"أَصَمّ","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Merfû"},"irabReason":"Fâil olduğu için merfû","gloss":"sağırlar"},{"position":8,"surface":"ٱلدُّعَآءَ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"د-ع-و","rootLatin":"d-'-w","lemma":"دُعَاء","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"çağrıyı"},{"position":9,"surface":"إِذَا","pos":"harf","posDetail":"Zarf-ı Zaman","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِذَا","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Zarf olduğu için mahallen mansûb","gloss":"zaman"},{"position":10,"surface":"مَا","pos":"harf","posDetail":"Zâide","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَا","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"—"},{"position":11,"surface":"يُنذَرُونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ن-ذ-ر","rootLatin":"n-dh-r","lemma":"أَنذَرَ","form":"İf'âl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Meçhul","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb ve cezm edatlarından etkilenmediği için merfû","gloss":"uyarıldıkları"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Altı Peygamber — Hz. Muhammed (s.a.v.)** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *21/45*
- **Enbiyâ Sûresi** · *21/45*
- **Altı Peygamber — Hz. Muhammed (s.a.v.)** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *21/45*
- **Enbiyâ Sûresi** · *21/45*
