# Enbiyâ Sûresi, 9. Âyet (21:9)

> ثُمَّ صَدَقْنَـٰهُمُ ٱلْوَعْدَ فَأَنجَيْنَـٰهُمْ وَمَن نَّشَآءُ وَأَهْلَكْنَا ٱلْمُسْرِفِينَ

*Śumme sadaknâhumu-lva'de feenceynâhum vemen neşâu veehleknâ-lmusrifîn(e)*

**Meal (Diyanet):** Sonra onlara verdiğimiz sözü yerine getirdik. Kendilerini ve dilediğimiz kimseleri kurtardık. Haddi aşanları ise helak ettik.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/21/9

---

## Tefsir

{"topics":["kissa-gecmis-kavimler","peygamberlik","ahiret-mukafat","musrikler"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"ثُمَّ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"ثُمَّ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"sonra"},{"position":2,"surface":"صَدَقْنَـٰ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ص-د-ق","rootLatin":"s-d-q","lemma":"صَدَقَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"1.","gender":"Mütekellim","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"yerine getirdik"},{"position":2,"surface":"هُمُ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"onlara"},{"position":3,"surface":"ٱلْوَعْدَ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"و-ع-د","rootLatin":"w-'-d","lemma":"وَعْد","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"sözü"},{"position":4,"surface":"فَأَنجَيْنَـٰ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ن-ج-و","rootLatin":"n-j-w","lemma":"أَنجَى","form":"İf'âl","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"1.","gender":"Mütekellim","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"kurtardık"},{"position":4,"surface":"هُمْ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"onları"},{"position":5,"surface":"وَمَن","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"ve"},{"position":5,"surface":"مَن","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَن","form":"-","features":{"irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"kimseleri"},{"position":6,"surface":"نَّشَآءُ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ش-ي-ا","rootLatin":"sh-y-a","lemma":"شَاءَ","form":"-","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"1.","gender":"Mütekellim","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edeni olmadığı için merfû","gloss":"dilediğimiz"},{"position":7,"surface":"وَأَهْلَكْنَا","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"ve"},{"position":7,"surface":"أَهْلَكْنَا","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ه-ل-ك","rootLatin":"h-l-k","lemma":"أَهْلَكَ","form":"İf'âl","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"1.","gender":"Mütekellim","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"helak ettik"},{"position":8,"surface":"ٱلْمُسْرِفِينَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"س-ر-ف","rootLatin":"s-r-f","lemma":"مُسْرِف","form":"İf'âl","features":{"state":"Marife","number":"Cemi","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"aşırı gidenleri"}]

## Kelime Tahlili

{"summary":"Enbiyâ Suresi'nin 9. ayeti, Allah'ın peygamberlere verdiği sözü tuttuğunu, onları ve dilediklerini kurtardığını, aşırı gidenleri ise helak ettiğini bildirmektedir. Ayet, ilahi adaletin tecellisini ve peygamberlerin mücadelesinin sonucunu dilbilimsel bir derinlikle ortaya koyar.","keyConcepts":[{"word":"صَدَقْنَـٰهُمُ","root":"ص د ق","rootLatin":"s-d-q","meaning":"Allah'ın peygamberlere verdiği sözü doğru çıkarması, yerine getirmesi anlamındadır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Sadak kelimesi, bir sözün veya haberin gerçeğe uygun olması, doğru çıkması anlamına gelir. Ayetteki 'sadaknâhum' ifadesi, Allah'ın peygamberlere vaat ettiği kurtuluşun ve zaferin gerçekleştiğini, yani sözünün doğru çıktığını ifade eder."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Sadaka fiili, bir şeyi tasdik etmek, doğrulamak anlamında kullanılır. Burada Allah'ın peygamberlere verdiği vaadi tasdik etmesi, yani onu fiilen gerçekleştirmesi kastedilmiştir. Bu, vaadin kesinliğini ve gerçekleşeceğini vurgular."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Sadak kökünden türeyen kelimeler Kur'an'da genellikle doğruluk, dürüstlük ve vaade sadakat anlamlarında kullanılır. Bu ayetteki kullanımı, Allah'ın vaadinin mutlak doğruluğunu ve şaşmaz bir şekilde gerçekleştiğini gösterir, bu da ilahi güvenilirliğin bir ifadesidir."}]},{"word":"ٱلْوَعْدَ","root":"و ع د","rootLatin":"v-'-d","meaning":"Allah'ın peygamberlere ve müminlere yaptığı kurtuluş ve zafer vaadini ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Va'd, bir şeye dair haber vermek, söz vermek demektir. Hem hayır hem de şer için kullanılabilir, ancak Kur'an'da genellikle hayır için vaat, şer için ise tehdit (va'îd) kullanılır. Bu ayetteki 'el-va'd', peygamberlere vaat edilen kurtuluş ve düşmanlarının helakidir."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Va'd, gelecekte bir şeyin olacağına dair verilen kesin sözdür. Ayetteki 'el-va'd', Allah'ın peygamberlere yardım ve zafer vaadini ifade eder ki bu vaat, 'sadaknâhum' ifadesiyle gerçekleştiği belirtilmiştir."}]},{"word":"فَأَنجَيْنَـٰهُمْ","root":"ن ج و","rootLatin":"n-j-v","meaning":"Allah'ın peygamberleri ve onlarla birlikte olanları tehlikeden kurtarması, selamete çıkarmasıdır.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Neccâ fiili, birini bir şeyden kurtarmak, selametle çıkarmak anlamına gelir. Ayetteki 'encaynâhum', Allah'ın peygamberleri ve onlara iman edenleri düşmanlarının şerrinden ve helaktan kurtardığını, onları güvenliğe ulaştırdığını ifade eder."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Neccâ, bir şeyi bir yerden ayırmak, kurtarmak demektir. Buradaki 'encaynâhum', Allah'ın peygamberleri ve dilediği kimseleri, helak edilecek olanlardan ayırarak, onları azaptan ve tehlikeden uzaklaştırmasını anlatır."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Necat kavramı, Kur'an'da genellikle dünyevi ve uhrevi tehlikelerden kurtuluşu ifade eder. Bu ayetteki 'encaynâhum', Allah'ın peygamberlere yönelik ilahi korumasını ve onları düşmanlarının zulmünden kurtararak vaadini yerine getirmesini vurgular."}]},{"word":"وَأَهْلَكْنَا","root":"ه ل ك","rootLatin":"h-l-k","meaning":"Allah'ın aşırı gidenleri, yani isyankar ve zalim kavimleri yok etmesi, helak etmesidir.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Helak, bir şeyin yok olması, bozulması veya işe yaramaz hale gelmesidir. Kur'an'da genellikle ilahi azapla bir kavmin veya kişinin tamamen ortadan kaldırılması anlamında kullanılır. Ayetteki 'ehleknâ', Allah'ın aşırı gidenleri cezalandırarak onları tamamen yok ettiğini belirtir."},{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Helak, bir şeyin son bulması, ortadan kalkmasıdır. Burada 'ehleknâ' ifadesi, Allah'ın, peygamberlere karşı çıkan ve haddi aşan kavimleri, ilahi kudretiyle cezalandırarak onların varlıklarına son verdiğini anlatır."}]},{"word":"ٱلْمُسْرِفِينَ","root":"س ر ف","rootLatin":"s-r-f","meaning":"Haddi aşan, israf eden, zulüm ve günah işlemekte aşırıya giden kimseleri ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İsraf, haddi aşmak, ölçüyü kaçırmak demektir. Hem malda hem de fiillerde aşırılık için kullanılır. Bu ayetteki 'el-müsrifîn', peygamberlere karşı gelmekte, zulüm ve inkarda aşırıya giden, Allah'ın sınırlarını çiğneyen kimseleri ifade eder."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"İsraf, bir şeyin sınırını aşmak, ifrat etmek demektir. 'Müsrifîn', Allah'ın emirlerine uymamakta, günah işlemekte ve zulümde aşırıya kaçanlardır. Ayetteki bağlamda, peygamberlerin davetine karşı gelerek haddi aşan ve bu yüzden helakı hak eden toplulukları işaret eder."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"İsraf kavramı Kur'an'da sadece ekonomik anlamda değil, aynı zamanda ahlaki ve dini sınırı aşma, haddi tecavüz etme anlamında da kullanılır. 'Müsrifîn', Allah'ın koyduğu sınırları tanımayan, zulüm ve inkarda aşırıya giden, bu nedenle ilahi cezayı hak eden kimselerdir."}]}]}

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Enbiyâ Sûresi** · *21/9*
- **Enbiyâ Sûresi** · *21/9*
