# Enbiyâ Sûresi, 97. Âyet (21:97)

> وَٱقْتَرَبَ ٱلْوَعْدُ ٱلْحَقُّ فَإِذَا هِىَ شَـٰخِصَةٌ أَبْصَـٰرُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ يَـٰوَيْلَنَا قَدْ كُنَّا فِى غَفْلَةٍ مِّنْ هَـٰذَا بَلْ كُنَّا ظَـٰلِمِينَ

*Vakterabe-lva'du-lhakku fe-iżâ hiye şâḣisatun ebsâru-lleżîne keferû yâ veylenâ kad kunnâ fî ġafletin min hâżâ bel kunnâ zâlimîn(e)*

**Meal (Diyanet):** Gerçek vaad (kıyametin kopması) yaklaşır, bir de bakarsın inkar edenlerin gözleri açılıp donakalmıştır. "Eyvah bizlere! Doğrusu biz bundan gafildik. Hatta biz zalim kimselermişiz" derler.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/21/97

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Enbiyâ Suresi 97. ayet, kıyamet gününün yaklaşmasıyla inkarcıların yaşadığı dehşeti ve pişmanlığı dile getirmektedir. Ayet, 'vaad', 'hak', 'şahısa' ve 'gaflet' gibi temel kavramlar üzerinden ahiret inancının ve sorumluluğun önemini vurgular.","keyConcepts":[{"word":"ٱلْوَعْدُ","root":"و ع د","rootLatin":"v-a-d","meaning":"Allah'ın kıyamet ve hesap günü hakkında verdiği kesin söz.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Va'd (الوعد), hayır ve şer için kullanılan bir sözdür. Ancak Kur'an'da genellikle hayır için kullanılırken, vaîd (الوعيد) şer için kullanılır. Bu ayetteki 'el-va'd' ise, Allah'ın kıyamet ve hesap günü ile ilgili kesin ve gerçekleşecek olan sözüdür. (el-Müfredât, s. 863)"},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Va'd (الوعد), Allah'ın kullarına ahirette vereceği karşılık, yani cennet veya cehennem vaadidir. Burada 'el-va'd' ile kastedilen, kıyametin kopması ve hesap gününün gelmesidir. (Mecâzü'l-Kur'ân, c. 2, s. 36)"},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Kur'an'da 'va'd' kavramı, Allah'ın insanlara yönelik kesin ve değişmez taahhütlerini ifade eder. Bu ayetteki 'el-va'd', özellikle kıyamet ve hesap gününün kaçınılmazlığını vurgulayarak, ilahi adaletin tecellisini işaret eder. (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar, s. 220)"}]},{"word":"ٱلْحَقُّ","root":"ح ق ق","rootLatin":"h-k-k","meaning":"Gerçekleşmesi kesin olan, şüphe götürmeyen vaad.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Hak (الحق), bir şeyin sabit ve doğru olmasıdır. Bu ayette 'el-va'd el-hak' ifadesi, kıyamet vaadinin kesinliğini, şüphe götürmezliğini ve gerçekleşeceğini vurgular. (el-Müfredât, s. 248)"},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Hak (الحق), Allah'ın isimlerinden biridir ve O'nun varlığının ve sözlerinin doğruluğunu ifade eder. Burada 'el-va'd el-hak', Allah'ın kıyametle ilgili vaadinin mutlak gerçekliğini ve kaçınılmazlığını belirtir. (Basâiru Zevi't-Temyîz, c. 2, s. 471)"},{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Hak (الحق), batılın zıddıdır ve doğru olanı ifade eder. 'El-va'd el-hak' tabiri, kıyamet vaadinin kesinlikle gerçekleşeceğini ve bunda hiçbir şüphe olmadığını anlatır. (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân, s. 288)"}]},{"word":"شَـٰخِصَةٌ","root":"ش خ ص","rootLatin":"ş-h-s","meaning":"Gözlerin dehşet ve şaşkınlıkla sabitlenip yukarıya dikilmesi.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Şuhûs (الشخوص), bir şeyin yerinden kalkıp yükselmesi veya bir yere doğru yönelmesidir. Gözlerin şuhûsu ise, dehşet ve korkuyla göz kapaklarının açılıp gözlerin yukarıya doğru dikilmesidir. Bu ayette, kıyametin dehşeti karşısında inkarcıların gözlerinin donup kalmasını ifade eder. (el-Müfredât, s. 450)"},{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Şahısa (شاخصة), gözlerin dehşet ve korkudan dolayı kapanmayıp açık kalması ve bir noktaya sabitlenmesidir. Bu durum, kıyamet gününün şiddeti ve inkarcıların yaşadığı şok ve çaresizliği gösterir. (Nüzhetü'l-Kulûb, s. 256)"},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Şuhûs (الشخوص), gözlerin korku ve dehşetle yukarıya doğru dikilmesi ve hareket edemez hale gelmesidir. Ayetteki 'şahısa' kelimesi, inkarcıların kıyamet anındaki çaresizliğini ve korkudan donup kalışını tasvir eder. (Umdetü'l-Huffâz, c. 2, s. 101)"}]},{"word":"غَفْلَةٍ","root":"غ ف ل","rootLatin":"ğ-f-l","meaning":"Kıyamet ve ahiret gerçeğinden habersiz olma, umursamazlık hali.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Gaflet (الغفلة), bir şeyin zihinden uzaklaşması ve unutulmasıdır. Bu ayetteki 'fî gafletin' ifadesi, inkarcıların dünya hayatında ahiret gerçeğinden, hesap gününden ve Allah'ın vaadinden tamamen habersiz, umursamaz bir şekilde yaşadıklarını belirtir. (el-Müfredât, s. 612)"},{"author":"Ebû'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Gaflet (الغفلة), bir şeyin farkında olmama, ondan yüz çevirme halidir. Ayetteki 'gaflet' kelimesi, inkarcıların kıyamet öncesinde ahiret sorumluluklarını ve ilahi uyarıları göz ardı etmelerini, bu konuda derin bir duyarsızlık içinde olmalarını ifade eder. (el-Külliyyât, s. 660)"},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Kur'an'da 'gaflet' kavramı, genellikle Allah'ın ayetlerinden, ahiret gerçeğinden ve insanın yaratılış amacından habersiz olma durumunu ifade eder. Bu ayette, inkarcıların dünya hayatındaki bu gafletleri, kıyamet anında büyük bir pişmanlıkla yüzleşmelerine neden olur. (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar, s. 165)"}]},{"word":"ظَـٰلِمِينَ","root":"ظ ل م","rootLatin":"z-l-m","meaning":"Allah'ın hakkını ve kendi nefislerinin hakkını çiğneyen, haksızlık edenler.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Zulüm (الظلم), bir şeyi ait olduğu yerden başka bir yere koymak veya haddi aşmaktır. Bu ayetteki 'zalimîn' ifadesi, inkarcıların Allah'a şirk koşarak, O'nun ayetlerini inkar ederek ve insanlara haksızlık ederek hem Allah'ın hakkını hem de kendi nefislerinin hakkını çiğnediklerini belirtir. (el-Müfredât, s. 537)"},{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Zulüm (الظلم), haksızlık etmek, haddi aşmaktır. Burada 'zalimîn' olmak, Allah'ın birliğini inkar etmek, peygamberleri yalanlamak ve dünya hayatında günah işleyerek kendilerine yazık etmek anlamındadır. (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân, s. 312)"},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Kur'an'da 'zulüm' kavramı, geniş bir anlam yelpazesine sahiptir; Allah'a şirk koşmaktan, insanlara haksızlık etmeye kadar birçok günahı kapsar. Bu ayetteki 'zalimîn' ifadesi, inkarcıların hem Allah'a karşı işledikleri şirk ve inkar zulmünü hem de dünya hayatında sergiledikleri ahlaki sapmaları ve haksızlıkları özetler. (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi, s. 450)"}]}]}

## Tefsir

{"topics":["kiyamet","kufur-sirk","ahiret-mukafat","hesap-mizan"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"ve"},{"position":1,"surface":"ٱقْتَرَبَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ق-ر-ب","rootLatin":"q-r-b","lemma":"اِقْتَرَبَ","form":"İfti'âl","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"yaklaştı"},{"position":2,"surface":"ٱلْوَعْدُ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"و-ع-د","rootLatin":"w-'-d","lemma":"وَعْد","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Merfû"},"irabReason":"Fâil olduğu için merfû","gloss":"vaat"},{"position":3,"surface":"ٱلْحَقُّ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Sıfat","root":"ح-ق-ق","rootLatin":"ḥ-q-q","lemma":"حَقّ","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Merfû"},"irabReason":"Önceki ismin sıfatı olduğu için merfû","gloss":"gerçek"},{"position":4,"surface":"فَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فَ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"böylece"},{"position":4,"surface":"إِذَا","pos":"harf","posDetail":"Zarf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِذَا","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Zarf olduğu için mebnî","gloss":"o zaman"},{"position":5,"surface":"هِىَ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mübteda olduğu için mahallen merfû","gloss":"o"},{"position":6,"surface":"شَـٰخِصَةٌ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"ش-خ-ص","rootLatin":"sh-kh-ṣ","lemma":"شَاخِص","form":"Fâ'il","features":{"gender":"Müennes","number":"Müfred","state":"Nekre","irab":"Merfû"},"irabReason":"Haber olduğu için merfû","gloss":"belerivermiş"},{"position":7,"surface":"أَبْصَـٰرُ","pos":"isim","posDetail":"Cemi Teksir","root":"ب-ص-ر","rootLatin":"b-ṣ-r","lemma":"بَصَر","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Merfû"},"irabReason":"Fâil olduğu için merfû","gloss":"gözleri"},{"position":8,"surface":"ٱلَّذِينَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"ٱلَّذِينَ","form":"-","features":{"number":"Cemi","gender":"Müzekker","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mahallen mecrûr","gloss":"o kimseler ki"},{"position":9,"surface":"كَفَرُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ك-ف-ر","rootLatin":"k-f-r","lemma":"كَفَرَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"inkar ettiler"},{"position":10,"surface":"يَـٰ","pos":"harf","posDetail":"Nidâ Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"يَا","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"ey"},{"position":10,"surface":"وَيْلَنَا","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"و-ي-ل","rootLatin":"w-y-l","lemma":"وَيْل","form":"-","features":{"state":"Nekre","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Münâdâ olduğu için mansûb","gloss":"vay halimize"},{"position":10,"surface":"نَا","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"نَا","form":"-","features":{"person":"1.","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mahallen mecrûr","gloss":"bizim"},{"position":11,"surface":"قَدْ","pos":"harf","posDetail":"Tahkik Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"قَدْ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"gerçekten"},{"position":12,"surface":"كُنَّا","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî Nakıs","root":"ك-و-ن","rootLatin":"k-w-n","lemma":"كَانَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"1.","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"idik"},{"position":13,"surface":"فِى","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فِي","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"içinde"},{"position":14,"surface":"غَفْلَةٍۢ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"غ-ف-ل","rootLatin":"gh-f-l","lemma":"غَفْلَة","form":"-","features":{"state":"Nekre","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"gaflet"},{"position":15,"surface":"مِّنْ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مِنْ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"-den"},{"position":16,"surface":"هَـٰذَا","pos":"isim","posDetail":"İsm-i İşaret","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هَذَا","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mahallen mecrûr","gloss":"bu"},{"position":17,"surface":"بَلْ","pos":"harf","posDetail":"İdrâb Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"بَلْ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"aksine"},{"position":18,"surface":"كُنَّا","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî Nakıs","root":"ك-و-ن","rootLatin":"k-w-n","lemma":"كَانَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"1.","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"idik"},{"position":19,"surface":"ظَـٰلِمِينَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"ظ-ل-م","rootLatin":"ẓ-l-m","lemma":"ظَالِم","form":"Fâ'il","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","state":"Nekre","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Kâne'nin haberi olduğu için mansûb","gloss":"zalimler"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Enbiyâ Sûresi** · *21/97*
- **Enbiyâ Sûresi** · *21/97*
- **Enbiyâ Sûresi** · *21/97*
- **Enbiyâ Sûresi** · *21/97*
