# Hac Sûresi, 2. Âyet (22:2)

> يَوْمَ تَرَوْنَهَا تَذْهَلُ كُلُّ مُرْضِعَةٍ عَمَّآ أَرْضَعَتْ وَتَضَعُ كُلُّ ذَاتِ حَمْلٍ حَمْلَهَا وَتَرَى ٱلنَّاسَ سُكَـٰرَىٰ وَمَا هُم بِسُكَـٰرَىٰ وَلَـٰكِنَّ عَذَابَ ٱللَّهِ شَدِيدٌ

*Yevme teravnehâ teżhelu kullu murdi'atin ‘ammâ erda'at veteda'u kullu żâti hamlin hamlehâ veterâ-nnâse sukârâ vemâ hum bisukârâ velâkinne ‘ażâba(A)llâhi şedîd(un)*

**Meal (Diyanet):** Onu göreceğiniz gün, her emzikli kadın emzirmekte olduğu çocuğundan geçer ve her hamile kadın da karnındaki çocuğunu düşürür. İnsanları sarhoş görürsün; halbuki onlar sarhoş değillerdir. Ne var ki Allah'ın azabı çok şiddetlidir.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/22/2

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Hac Suresi'nin 2. ayeti, kıyamet gününün dehşetini ve şiddetini tasvir ederken, bu olayın insanlar üzerindeki yıkıcı psikolojik ve fizyolojik etkilerini vurgulamaktadır. Ayet, özellikle 'emzikli kadın', 'hamile kadın' ve 'sarhoşluk' gibi kavramlar üzerinden kıyametin dehşetini somutlaştırmaktadır.","keyConcepts":[{"word":"تَذْهَلُ","root":"ذ ه ل","rootLatin":"z-h-l","meaning":"Korku ve şaşkınlıktan dolayı unutmak, ihmal etmek, aklını yitirmek.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'zehele' kelimesinin bir şeyi unutmak, ihmal etmek veya ondan gafil olmak anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'تَذْهَلُ كُلُّ مُرْضِعَةٍ عَمَّآ أَرْضَعَتْ' ifadesi, kıyametin dehşeti karşısında emzikli kadının, en doğal ve güçlü bağı olan emzirdiği yavrusunu bile unutup terk etme durumunu, yani akli melekelerini yitirme derecesindeki şaşkınlığı ve korkuyu ifade eder."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'zehele' fiilinin, bir şeyi şiddetli bir şaşkınlık veya korku nedeniyle terk etmek, unutmak anlamında kullanıldığını açıklar. Ayetteki bağlamda, kıyametin şiddetiyle annenin yavrusunu unutup bırakması, bu dehşetin insan üzerindeki en uç etkisini gösterir."}]},{"word":"مُرْضِعَةٍ","root":"ر ض ع","rootLatin":"r-d-'-","meaning":"Emziren kadın, süt veren anne.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'mürdı'a' kelimesinin 'emziren kadın' anlamına geldiğini ve bu kelimenin ayette özellikle seçilmesinin, annelik şefkatinin en yoğun olduğu bir durumda bile kıyametin dehşetinin bu şefkati unutturacak kadar büyük olduğunu vurgulamak için olduğunu belirtir."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'mürdı'a' kelimesinin mecazi olarak, bir şeye çok düşkün olan ve onu besleyen kimse için de kullanılabileceğini ima eder. Ancak ayetteki kullanımı, doğrudan emziren anneye işaret ederek, kıyametin dehşetinin en temel insani bağları bile koparacak gücünü somutlaştırır."}]},{"word":"حَمْلٍ","root":"ح م ل","rootLatin":"h-m-l","meaning":"Gebelik, hamilelik; rahimdeki çocuk.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'haml' kelimesinin hem 'yük' hem de 'gebelik' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'ذَاتِ حَمْلٍ حَمْلَهَا' ifadesi, hamile kadının rahmindeki yükünü, yani çocuğunu düşürmesi anlamında kullanılmıştır. Bu durum, kıyametin şiddetinin, canlıların en savunmasız hallerinde bile etkisini gösterdiğini vurgular."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'haml' kelimesinin, hem insan ve hayvanların karnındaki yavruyu hem de ağaçların meyvesini ifade ettiğini belirtir. Ayetteki kullanımı, kıyamet gününün dehşetinin, hamile kadınların en hassas ve korunması gereken durumlarında bile düşük yapmalarına neden olacak kadar şiddetli olduğunu gösterir."}]},{"word":"سُكَـٰرَىٰ","root":"س ك ر","rootLatin":"s-k-r","meaning":"Sarhoşlar, aklı başından gitmiş kimseler.","sources":[{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'sükârâ' kelimesinin 'sarhoşlar' anlamına geldiğini ve ayetteki 'وَمَا هُم بِسُكَـٰرَىٰ' ifadesinin, insanların gerçekte içki içmedikleri halde, kıyametin dehşetinden dolayı sarhoş gibi davrandıklarını, yani akıllarını yitirmişçesine şaşkın ve dengesiz olduklarını mecazi olarak ifade ettiğini açıklar."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, Kur'an'da 'sekr' (sarhoşluk) kavramının sadece fiziksel sarhoşluğu değil, aynı zamanda aşırı korku, şaşkınlık veya dünya sevgisi gibi nedenlerle aklın ve idrakin bulanmasını da ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'sükârâ' kelimesi, kıyamet gününün dehşetinin insanları adeta akıllarını başlarından alacak derecede etkilediğini, ancak bunun fiziksel bir sarhoşluktan değil, ilahi azabın şiddetinden kaynaklandığını vurgular."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'sekr' kökünden türeyen kelimelerin, genellikle bilincin kaybolması veya bulanması durumunu ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'sükârâ' kelimesi, kıyamet gününün korkunç manzaraları karşısında insanların şuurunu yitirmiş, ne yaptığını bilmez bir hale geldiğini, ancak bu durumun bir içki etkisiyle değil, ilahi azabın şiddetiyle ortaya çıktığını vurgular."}]},{"word":"شَدِيدٌ","root":"ش د د","rootLatin":"ş-d-d","meaning":"Şiddetli, çetin, zorlu.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'şedîd' kelimesinin 'güçlü, kuvvetli, çetin' anlamlarına geldiğini ve bir şeyin aşırı derecede zorluğunu ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'عَذَابَ ٱللَّهِ شَدِيدٌ' ifadesi, Allah'ın azabının dayanılmaz derecede şiddetli ve çetin olduğunu, bu nedenle insanların sarhoş gibi davrandıklarını açıklar."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'şedîd' kelimesinin, bir şeyin niteliğinin veya etkisinin yoğunluğunu ve aşırılığını ifade ettiğini belirtir. Ayetteki kullanımı, kıyamet gününde yaşanacak olan Allah'ın azabının, insanları akıllarını yitirecek kadar etkileyen, son derece ağır ve çetin bir azap olduğunu vurgular."}]}]}

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Hac Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *22/2*
- **Hac Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *2. Âyet*
- **Kelime-i İlyâsiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *22/2*
- **Kelime-i İlyâsiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *22/2*
- **Kelime-i İlyâsiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *22/2*
- **Hac Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *2. Âyet*
