# Hac Sûresi, 25. Âyet (22:25)

> إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَيَصُدُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ وَٱلْمَسْجِدِ ٱلْحَرَامِ ٱلَّذِى جَعَلْنَـٰهُ لِلنَّاسِ سَوَآءً ٱلْعَـٰكِفُ فِيهِ وَٱلْبَادِ ۚ وَمَن يُرِدْ فِيهِ بِإِلْحَادٍۭ بِظُلْمٍ نُّذِقْهُ مِنْ عَذَابٍ أَلِيمٍ

*İnne-lleżîne keferû veyesuddûne ‘an sebîli(A)llâhi velmescidi-lharâmi-lleżî ce'alnâhu linnâsi sevâen(i)l'âkifu fîhi velbâd(i)(c) vemen yurid fîhi bi-ilhâdin bizulmin nużikhu min ‘ażâbin elîm(in)*

**Meal (Diyanet):** İnkar edenler ile Allah'ın yolundan ve içinde, yerli, misafir bütün insanları eşit kıldığımız Mescid-i Haram'dan alıkoyanlar (azabı hak etmişlerdir.) Kim de orada zulmederek haktan sapmak isterse, biz ona elem dolu bir azaptan tattıracağız.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/22/25

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Hac Suresi 25. ayet, inkar edenlerin ve Mescid-i Haram'dan alıkoyanların durumunu ele alırken, özellikle 'küfür', 'sedd', 'Mescid-i Haram' ve 'ilhâd' gibi temel kavramlar üzerinden ilahi adaletin tecellisini vurgulamaktadır. Ayet, bu kavramların semantik derinliğiyle, inançsızlığın ve kutsal mekanlara yönelik zulmün sonuçlarını ortaya koyar.","keyConcepts":[{"word":"كَفَرُوا۟","root":"ك ف ر","rootLatin":"k-f-r","meaning":"Allah'ın birliğini ve peygamberlerin getirdiği hakikatleri örtmek, inkar etmek.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"K-f-r kökü, bir şeyi örtmek anlamına gelir. Şer'î anlamda ise Allah'ın nimetlerini örtmek, yani nankörlük etmek ve imanı gizlemek, inkar etmek demektir. Ayetteki 'kefarû' ifadesi, hakikati bilerek reddeden ve inkar eden kimseleri ifade eder."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'küfr' kavramının Kur'an'daki temel anlamının 'nankörlük' ve 'hakikati örtmek' olduğunu belirtir. Bu ayetteki kullanımı, Allah'ın yolunu ve Mescid-i Haram'ı engelleme eylemiyle birleşerek, sadece inançsızlığı değil, aynı zamanda bu inançsızlığın yol açtığı düşmanca tavrı da vurgular."}]},{"word":"وَيَصُدُّونَ","root":"ص د د","rootLatin":"s-d-d","meaning":"Bir şeyi engellemek, alıkoymak, yolunu kesmek.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"S-d-d kökü, bir şeyi men etmek, engellemek anlamındadır. Ayetteki 'yesuddûne' fiili, inkar edenlerin sadece kendilerinin inanmamakla kalmayıp, başkalarını da Allah'ın yolundan ve Mescid-i Haram'dan alıkoyma çabalarını ifade eder."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'sedd' kelimesinin mecazi olarak bir engeli veya bariyeri ifade ettiğini belirtir. Burada ise somut bir engellemenin ötesinde, insanları manevi yoldan ve kutsal mekandan uzaklaştırma çabasını anlatır."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'sedd' fiilinin Kur'an'da genellikle hak yoldan alıkoyma, engelleme ve düşmanlık etme bağlamında kullanıldığını vurgular. Bu ayetteki kullanımı, inkar edenlerin müminlere karşı sergiledikleri düşmanca ve engelleyici tutumu açıkça ortaya koyar."}]},{"word":"ٱلْمَسْجِدِ ٱلْحَرَامِ","root":"س ج د / ح ر م","rootLatin":"s-j-d / h-r-m","meaning":"Kutsal ve saygın kılınmış, ibadet için belirlenmiş mekan, Kabe'nin bulunduğu alan.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"'Mesjid', secde edilen yer demektir. 'Haram' ise, hürmet edilen, dokunulmaz kılınan anlamına gelir. Mescid-i Haram, Allah tarafından kutsal kılınmış, her türlü kötülükten ve savaştan arındırılmış, ibadet için özel bir mekandır. Ayette, bu kutsal mekana yönelik engelleme ve zulmün büyük bir günah olduğu vurgulanır."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'haram' kelimesinin yasaklanmış, dokunulmaz kılınmış ve saygı duyulması gereken anlamlarını taşıdığını belirtir. Mescid-i Haram'ın bu niteliği, ona karşı yapılan her türlü engelleme ve zulmü daha da ağırlaştırır."}]},{"word":"بِإِلْحَادٍۭ","root":"ل ح د","rootLatin":"l-h-d","meaning":"Doğru yoldan sapmak, eğrilmek, zulüm ve haksızlık yapmak.","sources":[{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"L-h-d kökü, bir şeyden sapmak, eğilmek, meyletmek anlamına gelir. 'İlhâd', dinden sapmak, doğru yoldan ayrılmak ve haksızlık yapmak demektir. Ayetteki 'bi-ilhâdin bi-zulmin' ifadesi, Mescid-i Haram'da haksızlık ve zulümle doğru yoldan sapma eylemini vurgular."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'ilhâd'ın, hakikatten sapma, eğrilme ve zulümle birlikte kullanıldığında, özellikle kutsal mekanlarda yapılan haksızlık ve haddi aşma anlamını pekiştirdiğini belirtir. Bu, Mescid-i Haram'ın kutsiyetine karşı işlenen bir suçtur."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'ilhâd'ın, bir şeyin kenarına meyletmek, doğru yoldan ayrılmak ve Allah'ın emirlerine karşı gelmek anlamlarına geldiğini ifade eder. Ayetteki bağlamda, Mescid-i Haram'ın kutsiyetini ihlal ederek orada zulüm işlemek ve haksızlık yapmak kastedilir."}]}]}

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Hac Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *22/25*
- **Hac Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *22/25*
- **Kelime-i İlyâsiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *22/25*
- **Kelime-i İlyâsiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *22/25*
- **Kelime-i İlyâsiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *22/25*
