# Mü'minûn Sûresi, 44. Âyet (23:44)

> ثُمَّ أَرْسَلْنَا رُسُلَنَا تَتْرَا ۖ كُلَّ مَا جَآءَ أُمَّةً رَّسُولُهَا كَذَّبُوهُ ۚ فَأَتْبَعْنَا بَعْضَهُم بَعْضًا وَجَعَلْنَـٰهُمْ أَحَادِيثَ ۚ فَبُعْدًا لِّقَوْمٍ لَّا يُؤْمِنُونَ

*Śumme erselnâ rusulenâ tetrâ kulle mâ câe ummeten rasûluhâ keżżebûh(u)(s) feetba'nâ ba'dahum ba'dan vece'alnâhum ehâdîś(e)(c) febu'den likavmin lâ yu/minûn(e)*

**Meal (Diyanet):** Sonra arka arkaya peygamberlerimizi gönderdik. Her ümmete kendi peygamberi geldikçe, onu yalanladılar. Biz de onları birbiri ardından helak ettik ve onları birer ibretli hikaye yaptık. Artık inanmayan bir kavim, Allah'ın rahmetinden uzak olsun!

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/23/44

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, peygamberlerin ardı ardına gönderilmesine rağmen ümmetlerin inkârını ve bunun sonucunda helak edilişlerini anlatmaktadır. Temel olarak risalet, inkâr ve ilahi ceza kavramları etrafında şekillenmektedir.","keyConcepts":[{"word":"أَرْسَلْنَا","root":"ر س ل","rootLatin":"r-s-l","meaning":"Allah'ın peygamberleri insanlara göndermesi, risalet göreviyle vazifelendirmesi.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'irsâl' kelimesini bir şeyi serbest bırakmak, salıvermek olarak tanımlar. Kur'an bağlamında ise, Allah'ın elçilerini (rusul) belirli bir mesajla insanlara göndermesi, onları vazifelendirmesi anlamında kullanılır. Ayetteki 'erselnâ' fiili, Allah'ın peygamberleri ardı ardına gönderme eylemini vurgular, bu da risaletin sürekliliğine işaret eder."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'irsâl' kelimesinin mecazi olarak bir şeyi bir yere yönlendirmek, sevk etmek anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'erselnâ rusulenâ' ifadesi, Allah'ın peygamberlerini belirli bir amaçla, yani insanları doğru yola iletmek için göndermesi mecazını taşır."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'risalet' kavramını Kur'an'ın temel kavramlarından biri olarak ele alır ve 'rasûl'ün Allah ile insanlar arasında bir aracı olduğunu belirtir. 'Erselnâ' fiili, bu aracılık görevinin ilahi bir emirle başladığını ve peygamberlerin kendi iradeleriyle değil, Allah'ın göndermesiyle bu görevi üstlendiklerini gösterir."}]},{"word":"تَتْرَا","root":"ت ت ر","rootLatin":"t-t-r","meaning":"Peygamberlerin birbiri ardınca, kesintisiz bir şekilde gönderilmesi.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'tetrâ' kelimesini 'ard arda, birbiri peşinden' olarak açıklar. Bu, peygamberlerin gönderilişinde bir kesinti olmadığını, aksine ilahi mesajın sürekli olarak yenilendiğini ve farklı zamanlarda farklı topluluklara ulaştırıldığını ifade eder."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'tetrâ' kelimesinin 'vâhidün ba'de vâhidin' (birbiri ardınca) anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki kullanımı, Allah'ın insanları hidayete çağırma çabasının sürekliliğini ve her nesle bir uyarıcı gönderdiğini vurgular."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'tetrâ' kelimesinin 'müteselsilen' (zincirleme, ardışık) anlamında olduğunu ifade eder. Bu, peygamberlik müessesesinin bir bütünlük arz ettiğini ve her peygamberin kendinden öncekini tasdik edip kendinden sonrakini müjdelediğini ima eder."}]},{"word":"كَذَّبُوهُ","root":"ك ذ ب","rootLatin":"k-z-b","meaning":"Ümmetlerin kendilerine gönderilen peygamberleri yalanlaması, inkâr etmesi.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'kezib' kelimesini gerçeğin zıddı olarak tanımlar. 'Kezzebûhû' fiili, peygamberlerin getirdiği mesajı ve onların peygamberliğini inkâr etme, yalanlama eylemini ifade eder. Ayette, her ümmetin kendi peygamberini yalanlaması, inkârcılığın evrensel bir problem olduğunu gösterir."},{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, 'tekzîb'in 'yalanlama, doğru olmadığını iddia etme' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'kezzebûhû' ifadesi, ümmetlerin peygamberlerin getirdiği hakikatleri reddetmesini ve onlara karşı çıkmasını anlatır."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'küfr' ve 'tekzîb' kavramlarını Kur'an'da sıkça geçen ve birbirini tamamlayan kavramlar olarak inceler. 'Tekzîb', sadece bir şeyi yalanlamak değil, aynı zamanda o şeyi reddetmek ve ona karşı çıkmak anlamına gelir. Ayetteki 'kezzebûhû', peygamberlerin mesajına karşı gösterilen direnişi ve inkârcılığı vurgular."}]},{"word":"أَحَادِيثَ","root":"ح د ث","rootLatin":"h-d-s","meaning":"Helak edilen ümmetlerin ibret alınacak hikayelere, geçmişte kalmış olaylara dönüşmesi.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'hadîs' kelimesini 'yeni olan şey, haber, söz' olarak açıklar. 'Ehâdîs' ise bunun çoğuludur. Ayetteki 'cealnâhüm ehâdîs' ifadesi, helak edilen ümmetlerin sadece geçmişte kalmış, ibret alınacak hikayelere, anlatılara dönüştüğünü, varlıklarının sona erdiğini ve sadece dillerde dolaşan birer anı haline geldiğini belirtir."},{"author":"Ebû'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'hadîs'in 'söz, haber' anlamının yanı sıra, 'geçmişte kalmış olay' anlamını da taşıdığını belirtir. Ayetteki 'ehâdîs' kullanımı, bu ümmetlerin artık canlı bir varlık olmaktan çıkıp, sadece anlatılan birer kıssa, birer ibret vesilesi haline geldiğini vurgular."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'hadîs' kelimesinin Kur'an'da farklı bağlamlarda kullanıldığını ve 'geçmiş olaylar, kıssalar' anlamının da bulunduğunu belirtir. Bu ayetteki 'ehâdîs' ifadesi, ilahi cezanın bir sonucu olarak, inkârcı ümmetlerin tarih sahnesinden silindiğini ve gelecek nesiller için birer uyarıcı hikaye olarak kaldığını gösterir."}]},{"word":"فَبُعْدًا","root":"ب ع د","rootLatin":"b-'-d","meaning":"İnanmayanların Allah'ın rahmetinden ve lütfundan uzaklaştırılması, helak edilmesi.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'bu'd' kelimesini 'yakınlığın zıddı, uzaklık' olarak tanımlar. 'Bu'den' ifadesi, genellikle beddua veya ilahi gazap sonucu uzaklaşma, helak olma anlamında kullanılır. Ayetteki 'febu'den li-kavmin lâ yu'minûn' ifadesi, inanmayanların Allah'ın rahmetinden ve hidayetinden uzaklaştırılmasını, yani helak edilmelerini ifade eden bir beddua veya ilahi hüküm niteliğindedir."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'bu'den' kelimesinin mecazi olarak 'helak olsunlar, yok olsunlar' anlamında kullanıldığını belirtir. Bu, sadece fiziksel bir uzaklaşma değil, aynı zamanda ilahi lütuftan mahrum kalma ve cezalandırılma anlamını taşır."},{"author":"A. Mevdudi","work":"Tefhimu'l Kur'an","detail":"Mevdudi, 'bu'den' ifadesinin Kur'an'da genellikle ilahi gazabın ve lanetin bir ifadesi olarak kullanıldığını belirtir. İnanmayan kavimlerin 'uzaklaştırılması', onların Allah'ın rahmetinden ve kurtuluş yolundan tamamen mahrum bırakılması anlamına gelir ve bu, onların nihai akıbetini gösterir."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["peygamberlik","kissa-gecmis-kavimler","musrikler","ahiret-mukafat"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"ثُمَّ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"ثُمَّ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"sonra"},{"position":2,"surface":"أَرْسَلْنَا","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ر-س-ل","rootLatin":"r-s-l","lemma":"أَرْسَلَ","form":"İf'âl","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"1.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"gönderdik"},{"position":3,"surface":"رُسُلَنَا","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ر-س-ل","rootLatin":"r-s-l","lemma":"رَسُول","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mansûb","state":"Marife"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"peygamberlerimizi"},{"position":3,"surface":"نَا","pos":"harf","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"نَا","form":"-","features":{"person":"1.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mahallen mecrûr","gloss":"bizim"},{"position":4,"surface":"تَتْرَا","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ت-ت-ر","rootLatin":"t-t-r","lemma":"تَتْرَا","form":"-","features":{"irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"Hâl olduğu için mansûb","gloss":"birbiri peşinden"},{"position":5,"surface":"كُلَّ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ك-ل-ل","rootLatin":"k-l-l","lemma":"كُلّ","form":"-","features":{"irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"Zarf-ı zaman olduğu için mansûb","gloss":"her"},{"position":6,"surface":"مَا","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Masdariyye","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَا","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"ne zaman ki"},{"position":7,"surface":"جَآءَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ج-ي-ء","rootLatin":"j-y-ʾ","lemma":"جَاءَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"geldi"},{"position":8,"surface":"أُمَّةًۭ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"أ-م-م","rootLatin":"ʾ-m-m","lemma":"أُمَّة","form":"-","features":{"gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"bir ümmete"},{"position":9,"surface":"رَّسُولُهَا","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ر-س-ل","rootLatin":"r-s-l","lemma":"رَسُول","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû","state":"Marife"},"irabReason":"Fâil olduğu için merfû","gloss":"peygamberi"},{"position":9,"surface":"هَا","pos":"harf","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هَا","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mahallen mecrûr","gloss":"onun"},{"position":10,"surface":"كَذَّبُوهُ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ك-ذ-ب","rootLatin":"k-dh-b","lemma":"كَذَّبَ","form":"Tef'îl","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"onu yalanladılar"},{"position":10,"surface":"هُ","pos":"harf","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mahallen mansûb","gloss":"onu"},{"position":11,"surface":"فَأَتْبَعْنَا","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ت-ب-ع","rootLatin":"t-b-ʿ","lemma":"أَتْبَعَ","form":"İf'âl","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"1.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"ardından gönderdik"},{"position":12,"surface":"بَعْضَهُم","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ب-ع-ض","rootLatin":"b-ʿ-ḍ","lemma":"بَعْض","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mansûb","state":"Marife"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"bazılarını"},{"position":12,"surface":"هُم","pos":"harf","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُمْ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mahallen mecrûr","gloss":"onların"},{"position":13,"surface":"بَعْضًا","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ب-ع-ض","rootLatin":"b-ʿ-ḍ","lemma":"بَعْض","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"bir kısmını"},{"position":14,"surface":"وَجَعَلْنَـٰهُمْ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ج-ع-ل","rootLatin":"j-ʿ-l","lemma":"جَعَلَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"1.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"ve onları yaptık"},{"position":14,"surface":"هُمْ","pos":"harf","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُمْ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mahallen mansûb","gloss":"onları"},{"position":15,"surface":"أَحَادِيثَ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ح-د-ث","rootLatin":"ḥ-d-th","lemma":"أُحْدُوثَة","form":"-","features":{"gender":"Müennes","number":"Cemi","irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"Mef'ûlün bih sâni olduğu için mansûb","gloss":"efsaneler"},{"position":16,"surface":"فَبُعْدًا","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ب-ع-د","rootLatin":"b-ʿ-d","lemma":"بُعْد","form":"-","features":{"irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"Mef'ûl-i mutlak olduğu için mansûb","gloss":"uzak olsun"},{"position":17,"surface":"لِّقَوْمٍۢ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لِ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"için"},{"position":17,"surface":"قَوْمٍۢ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ق-و-م","rootLatin":"q-w-m","lemma":"قَوْم","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Nekre"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"bir kavim"},{"position":18,"surface":"لَّا","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Nefy","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لَا","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"değil"},{"position":19,"surface":"يُؤْمِنُونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ء-م-ن","rootLatin":"ʾ-m-n","lemma":"آمَنَ","form":"İf'âl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edeni olmadığı için merfû","gloss":"inanmayanlar"}]
