# Mü'minûn Sûresi, 68. Âyet (23:68)

> أَفَلَمْ يَدَّبَّرُوا۟ ٱلْقَوْلَ أَمْ جَآءَهُم مَّا لَمْ يَأْتِ ءَابَآءَهُمُ ٱلْأَوَّلِينَ

*Efelem yeddebberû-lkavle em câehum mâ lem ye/ti âbâehumu-l-evvelîn(e)*

**Meal (Diyanet):** Onlar bu sözü (Kur'an'ı) hiç düşünmediler mi? Yoksa kendilerine, önceki atalarına gelmeyen bir şey mi geldi?

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/23/68

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Mü'minûn Suresi 68. ayet, inkarcıların Kur'an'a karşı tutumunu sorgularken, 'tedebbür' kavramı üzerinden derinlemesine düşünme ve anlama eksikliğini vurgular. Ayet, Kur'an'ın mesajının evrenselliğini ve atalardan geleneksel kabullerin ötesinde bir hakikat olduğunu ima eder.","keyConcepts":[{"word":"يَدَّبَّرُوا۟","root":"د ب ر","rootLatin":"d-b-r","meaning":"Ayette, Kur'an'ın mesajı üzerinde derinlemesine düşünmek, akıl yürütmek ve sonuçlarını idrak etmek anlamında kullanılmıştır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'tedebbür' kelimesini bir şeyin sonunu ve akıbetini düşünmek, işlerin arkasını görmek olarak açıklar. Ayetteki kullanımı, Kur'an'ın ayetlerinin anlamları ve hikmetleri üzerinde tefekkür etmeyi, yüzeysel bir okumanın ötesine geçmeyi ifade eder."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'tedebbür'ü, bir şeyin evvelini ve ahirini düşünerek, akıbetini idrak etmek olarak tanımlar. Ayetteki 'yeddebberû' ifadesi, Kur'an'ın sözlerini sadece işitmekle kalmayıp, onların derin manalarını, maksatlarını ve sonuçlarını kavramaya yönelik bir çabayı işaret eder."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, Kur'an'da 'tedebbür'ün, vahyin mesajını anlamak için zihinsel bir çaba ve derinlemesine düşünme eylemi olduğunu belirtir. Bu ayette, inkarcıların Kur'an'ın 'kavl'ini (sözünü) bu şekilde ele almadıkları, dolayısıyla hakikati kaçırdıkları vurgulanır."}]},{"word":"ٱلْقَوْلَ","root":"ق و ل","rootLatin":"k-v-l","meaning":"Burada 'söz' veya 'söylenen şey' anlamında olup, özel olarak Kur'an'ın vahyedilmiş mesajını ifade eder.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'kavl' kelimesinin genel anlamda söz olduğunu belirtir. Ancak bu ayetteki bağlamda, 'el-kavl' marife olarak gelerek, kastedilenin belirli bir söz, yani Allah'ın vahyettiği Kur'an olduğunu açıkça ortaya koyar. İnkarcıların üzerinde düşünmeleri gereken ilahi kelamdır."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'kavl'in Kur'an'da farklı bağlamlarda kullanıldığını, ancak bu ayetteki gibi 'tedebbür' ile birlikte anıldığında, kastedilenin Allah'ın kelamı, yani Kur'an olduğunu ifade eder. Bu, sadece bir söz değil, üzerinde düşünülmesi gereken bir mesajdır."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'kavl'in Kur'an'da genellikle Allah'ın sözü, emri veya hükmü anlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki 'el-kavl', inkarcıların üzerinde durup düşünmeleri gereken, kendilerine tebliğ edilen ilahi mesajı temsil eder."}]},{"word":"جَآءَهُم","root":"ج ى أ","rootLatin":"c-y-e","meaning":"Onlara gelmek, ulaşmak anlamında olup, burada Kur'an'ın veya onun getirdiği mesajın inkarcılara ulaşmasını ifade eder.","sources":[{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'câe' fiilinin bir şeyin bir yere veya bir kimseye ulaşması, gelmesi anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'câehum', Kur'an'ın mesajının veya peygamberin tebliğinin inkarcılara ulaştığını, dolayısıyla onların bu mesaja muhatap olduklarını gösterir."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'câe' fiilinin hem maddi hem de manevi anlamda 'gelme'yi ifade ettiğini açıklar. Bu ayette, 'onlara gelmeyen bir şey' ifadesiyle, Kur'an'ın getirdiği mesajın, önceki nesillerin alışık olmadığı, yeni ve şaşırtıcı bir hakikat olarak algılanıp algılanmadığı sorgulanır."}]},{"word":"ءَابَآءَهُمُ","root":"أ ب و","rootLatin":"e-b-v","meaning":"Onların ataları, babaları anlamında olup, burada geçmiş nesillerin geleneksel inanç ve kabullerini temsil eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'eb' kelimesinin hem biyolojik baba hem de atalar, dedeler anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'âbâehum' ifadesi, inkarcıların bağlı kaldığı, atalarından miras aldıkları inanç ve yaşam tarzlarını, Kur'an'ın getirdiği yeni mesaja karşı bir argüman olarak kullanmalarına atıfta bulunur."},{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, 'âbâ' kelimesinin Kur'an'da genellikle geçmiş nesilleri, ataları ifade ettiğini belirtir. Bu ayette, inkarcıların Kur'an'ı reddetme gerekçelerinden birinin, atalarının bu tür bir mesaja muhatap olmaması olduğu, dolayısıyla kendilerinin de buna uymak zorunda hissetmedikleri ima edilir."}]},{"word":"ٱلْأَوَّلِينَ","root":"أ و ل","rootLatin":"e-v-l","meaning":"Öncekiler, ilkler anlamında olup, 'âbâehum' kelimesini niteleyerek, çok eski ataları ve onların inanç sistemlerini vurgular.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'evvelîn' kelimesinin 'öncekiler, eskiler' anlamında kullanıldığını belirtir. 'Âbâehumü'l-evvelîn' terkibi, inkarcıların atalarından gelenekselleşmiş inançlara sıkı sıkıya bağlılığını ve Kur'an'ın getirdiği mesajın bu geleneksel kabullere aykırı olduğu düşüncesini pekiştirir."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'evvelîn' kelimesinin Kur'an'da genellikle geçmiş ümmetleri veya çok eski nesilleri ifade etmek için kullanıldığını açıklar. Bu ayette, inkarcıların, Kur'an'ın getirdiği mesajın 'ilk atalarına' gelmemiş olmasını bir reddetme sebebi olarak görmeleri eleştirilir."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["vahiy-kuran","musrikler","hidayet-dalalet"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"أَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i İstifham","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"mi?"},{"position":1,"surface":"فَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"o zaman"},{"position":1,"surface":"لَمْ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cezm","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لَمْ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"değil"},{"position":2,"surface":"يَدَّبَّرُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"د-ب-ر","rootLatin":"d-b-r","lemma":"تَدَبُّر","form":"Tefa''ul","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Meczûm"},"irabReason":"Cezm edatından (لَمْ) sonra geldiği için meczûm","gloss":"düşünmezler mi"},{"position":3,"surface":"ٱلْقَوْلَ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ق-و-ل","rootLatin":"q-w-l","lemma":"قَوْل","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mansûb","state":"Marife"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"sözü"},{"position":4,"surface":"أَمْ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أَمْ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"yoksa"},{"position":5,"surface":"جَآءَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ج-ي-أ","rootLatin":"j-y-ʾ","lemma":"مَجِيء","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"geldi"},{"position":5,"surface":"هُم","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"onlara"},{"position":6,"surface":"مَّا","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَا","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû"},"irabReason":"Fâil olduğu için merfû","gloss":"şey"},{"position":7,"surface":"لَمْ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cezm","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لَمْ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"değil"},{"position":8,"surface":"يَأْتِ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"أ-ت-ي","rootLatin":"ʾ-t-y","lemma":"إِتْيَان","form":"İf'âl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Meczûm"},"irabReason":"Cezm edatından (لَمْ) sonra geldiği için meczûm","gloss":"gelmedi"},{"position":9,"surface":"ءَابَآءَ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"أ-ب-و","rootLatin":"ʾ-b-w","lemma":"أَب","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"ataları"},{"position":9,"surface":"هُمُ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"onların"},{"position":10,"surface":"ٱلْأَوَّلِينَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"أ-و-ل","rootLatin":"ʾ-w-l","lemma":"أَوَّل","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mansûb","state":"Marife"},"irabReason":"Önceki ismin (ءَابَآءَهُمُ) sıfatı olduğu için mansûb","gloss":"ilk"}]
