# Mü'minûn Sûresi, 71. Âyet (23:71)

> وَلَوِ ٱتَّبَعَ ٱلْحَقُّ أَهْوَآءَهُمْ لَفَسَدَتِ ٱلسَّمَـٰوَٰتُ وَٱلْأَرْضُ وَمَن فِيهِنَّ ۚ بَلْ أَتَيْنَـٰهُم بِذِكْرِهِمْ فَهُمْ عَن ذِكْرِهِم مُّعْرِضُونَ

*Velevi-ttebe'a-lhakku ehvâehum lefesedeti-ssemâvâtu vel-ardu vemen fîhin(ne)(c) bel eteynâhum biżikrihim fehum ‘an żikrihim mu'ridûn(e)*

**Meal (Diyanet):** Eğer hak onların arzularına uysaydı, gökler ile yer ve onlarda bulunanlar elbette bozulur giderdi. Hayır, biz onlara şereflerini (Kur'an'ı) getirdik. Onlar ise bu şereflerinden yüz çeviriyorlar.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/23/71

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, hakkın insan heveslerine tabi olmasının evrensel düzendeki yıkıcı sonuçlarını ve Kur'an'ın bir öğüt olarak gönderilmesine rağmen insanların ondan yüz çevirmesini dilbilimsel bir derinlikle ele almaktadır. Özellikle 'hak', 'ehvâ', 'fesedet' ve 'zikr' kavramları, ayetin temel mesajını oluşturan anahtar unsurlardır.","keyConcepts":[{"word":"ٱلْحَقُّ","root":"ح ق ق","rootLatin":"h-k-k","meaning":"Ayette, evrensel ve ilahi gerçekliği, doğruyu, adaleti ve varoluşun temel prensibini ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'hak' kelimesini 'bir şeyin sabit ve doğru olması' olarak tanımlar. Ayetteki bağlamda ise, Allah'ın koyduğu evrensel yasalara ve ilahi düzene işaret eder ki, bu düzenin insan heveslerine tabi olması düşünülemez. Hak, varlığın özünde bulunan değişmez gerçektir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'hak' kavramının Kur'an'da hem ontolojik hem de normatif bir anlam taşıdığını belirtir. Ontolojik olarak varlığın gerçekliğini, normatif olarak ise doğru ve adil olanı ifade eder. Ayette, bu iki anlamın birleşimiyle, evrenin dayandığı ilahi ve değişmez gerçeklik vurgulanır."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'hak' kelimesinin Kur'an'daki kullanımlarını mecazi yönleriyle de ele alır. Bu ayette 'hak'kın heveslere uyması, mecazi olarak ilahi düzenin insan arzularına göre şekillenmesi anlamına gelir ki, bunun imkansızlığı ve yıkıcı sonuçları vurgulanır."}]},{"word":"أَهْوَآءَهُمْ","root":"ه و ى","rootLatin":"h-v-y","meaning":"İnsanların sübjektif arzularını, kişisel isteklerini, heveslerini ve nefsani eğilimlerini ifade eder.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'hevâ' kelimesini 'nefsin meylettiği şey' olarak açıklar. Ayetteki 'ehvâuhum' ise, insanların ilahi gerçeklikten bağımsız, kişisel ve çoğu zaman bencilce olan arzu ve isteklerini ifade eder. Bu isteklerin evrensel düzene yön vermesi, kaçınılmaz bir bozulmaya yol açacaktır."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'hevâ'nın genellikle 'kötü arzu' anlamında kullanıldığını ve 'nefsin şehvetlerine meyletmesi'ni ifade ettiğini belirtir. Ayetteki bağlamda, bu heveslerin ilahi düzenle çelişen, sübjektif ve istikrarsız niteliği vurgulanır."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'hevâ'yı 'aklın ve şeriatın hoş görmediği şeye meyletme' olarak tanımlar. Ayetteki 'ehvâuhum' ifadesi, insanların ilahi vahiyden ve akıldan uzaklaşarak kendi sübjektif arzularına göre hareket etme eğilimini temsil eder."}]},{"word":"لَفَسَدَتِ","root":"ف س د","rootLatin":"f-s-d","meaning":"Bozulmak, fesada uğramak, düzenin altüst olması ve yıkıma uğramak anlamlarına gelir.","sources":[{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, 'fesâd'ı 'bir şeyin salâhının (doğruluğunun, düzeninin) zıddı' olarak açıklar. Ayetteki 'lefesedet' ifadesi, göklerin ve yerin mevcut düzeninin, işleyişinin ve dengesinin tamamen bozulacağını, yıkıma uğrayacağını vurgular."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'fesâd'ın 'bir şeyin faydasını ortadan kaldıran durum' olduğunu belirtir. Ayette, evrenin işlevselliğini ve varoluş amacını yitireceği, kaos ve düzensizliğin hakim olacağı bir durumu ifade eder."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'fesâd' kelimesinin Kur'an'da genellikle 'düzenin bozulması, yıkım, yozlaşma' anlamlarında kullanıldığını belirtir. Bu ayette, ilahi düzenin insan heveslerine göre şekillenmesinin, evrensel bir yıkıma yol açacağı güçlü bir şekilde ifade edilir."}]},{"word":"بِذِكْرِهِمْ","root":"ذ ك ر","rootLatin":"z-k-r","meaning":"Kendilerine verilen öğüt, hatırlatma, uyarı ve şeref kaynağı olan vahyi ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'zikr' kelimesinin 'hatırlama, anma, öğüt ve şeref' gibi anlamlara geldiğini belirtir. Ayetteki 'bi-zikrihim' ifadesi, Kur'an'ın insanlara gönderilen bir öğüt, bir hatırlatma ve aynı zamanda kendileri için bir şeref kaynağı olduğunu vurgular."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'zikr'in 'unutulan bir şeyi hatırlatma' ve 'öğüt verme' anlamlarını taşıdığını ifade eder. Ayette, Allah'ın insanlara unuttukları hakikatleri hatırlatmak ve onları doğru yola sevk etmek için gönderdiği vahyi temsil eder."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'zikr'in Kur'an'da 'Allah'ı anma' ve 'vahiy' anlamlarında kullanıldığını belirtir. Bu ayette, 'zikr'in insanlara gönderilen ilahi mesaj, yani Kur'an olduğu ve bu mesajın onların hayatlarını düzenlemesi gereken bir öğüt olduğu vurgulanır."}]},{"word":"مُّعْرِضُونَ","root":"ع ر ض","rootLatin":"a-r-d","meaning":"Yüz çevirenler, sırt dönenler, ilgisiz kalanlar ve kabul etmeyenler anlamlarına gelir.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'i'râd' fiilini 'bir şeyden yüz çevirmek, ondan uzaklaşmak' olarak açıklar. Ayetteki 'mu'ridûn' ifadesi, insanların kendilerine gelen ilahi öğütten, yani Kur'an'dan bilinçli olarak yüz çevirdiklerini, onu kabul etmediklerini ve ona karşı ilgisiz kaldıklarını gösterir."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'i'râd'ın 'bir şeyden yan dönmek, onu terk etmek' anlamına geldiğini belirtir. Bu ayette, insanların kendilerine sunulan hidayet ve şeref kaynağından yüz çevirerek, kendi heveslerine tabi olma eğilimlerini sürdürdükleri vurgulanır."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'i'râd'ın mecazi olarak 'bir şeyi önemsememek, ona değer vermemek' anlamında kullanıldığını ifade eder. Ayette, insanların kendilerine gönderilen ilahi mesajı önemsemedikleri ve ona karşı kayıtsız kaldıkları mecazi bir dille anlatılır."}]}]}

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Tesbih ve Zikir** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *23/71*
- **Tesbih ve Zikir** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *23/71*
