# Mü'minûn Sûresi, 76. Âyet (23:76)

> وَلَقَدْ أَخَذْنَـٰهُم بِٱلْعَذَابِ فَمَا ٱسْتَكَانُوا۟ لِرَبِّهِمْ وَمَا يَتَضَرَّعُونَ

*Velekad eḣażnâhum bil'ażâbi femâ-stekânû lirabbihim vemâ yetedarra'ûn(e)*

**Meal (Diyanet):** Andolsun, biz onları azap ile kıskıvrak yakaladık da yine Rablerine boyun eğmediler ve O'na yalvarıp yakarmadılar.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/23/76

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, ilahi azaba maruz kalmalarına rağmen inkarcıların direnişini ve Rablerine karşı boyun eğmeyişlerini tasvir etmektedir. Anahtar kavramlar, azabın şiddetini, insanların bu azaba karşı takındıkları tavrı ve Allah'a yönelmedeki eksikliklerini dilbilimsel olarak ortaya koymaktadır.","keyConcepts":[{"word":"أَخَذْنَـٰهُم","root":"أ-خ-ذ","rootLatin":"e-h-z","meaning":"Allah'ın bir kavmi azapla yakalaması, onları cezalandırması ve kuşatması anlamındadır.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'ahz' kelimesinin burada 'cezalandırmak, yakalamak' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'bi'l-azâb' ifadesiyle birlikte, bu yakalamanın bir ceza ve musibetle gerçekleştiğini vurgular. (s. 308)"},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'ahz' kelimesinin genel olarak 'bir şeyi ele geçirmek, almak' anlamına geldiğini, ancak Kur'an'da bazen 'cezalandırmak, helak etmek' manasında da kullanıldığını ifade eder. Bu ayetteki kullanımı, Allah'ın inkarcıları azapla kuşatması ve cezalandırmasıdır. (s. 10)"},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, Kur'an'daki 'ahz' kavramının ilahi bir eylem olarak, özellikle ilahi gazap ve ceza bağlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayette, Allah'ın inkarcıları azapla 'yakalaması', onların ilahi takdire karşı gelemeyeceklerini ve cezadan kaçamayacaklarını gösterir."}]},{"word":"بِٱلْعَذَابِ","root":"ع-ذ-ب","rootLatin":"a-z-b","meaning":"Allah tarafından verilen, acı veren bir ceza veya musibet anlamındadır.","sources":[{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'azâb' kelimesinin 'acı veren şey' anlamına geldiğini ve burada Allah'ın inkarcılara tattırdığı dünyevi veya uhrevi cezayı ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'bi'l-azâb' ifadesi, yakalamanın bu acı verici ceza ile gerçekleştiğini gösterir. (c. 2, s. 47)"},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'azâb' kelimesinin 'bir şeyi engellemek, alıkoymak' kökünden geldiğini ve 'acı veren ceza' anlamında kullanıldığını açıklar. Bu ayetteki azap, inkarcıları doğru yoldan alıkoyan ve onlara acı veren ilahi bir müdahaledir. (s. 320)"},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'azâb' kavramının Kur'an'da genellikle Allah'ın gazabının bir tezahürü olarak, günahkarları cezalandırmak için gönderilen musibetleri ifade ettiğini belirtir. Bu ayetteki azap, inkarcıların direnişine rağmen üzerlerine gelen ilahi bir uyarı ve cezadır."}]},{"word":"ٱسْتَكَانُوا۟","root":"ك-و-ن","rootLatin":"k-v-n","meaning":"Boyun eğmek, alçakgönüllülük göstermek, itaat etmek veya teslim olmak anlamındadır.","sources":[{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, 'istekâne' fiilinin 'tevazu göstermek, boyun eğmek, zelil olmak' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'femâ istekânû' ifadesi, inkarcıların azaba rağmen Rablerine karşı kibirlerini sürdürdüklerini ve teslim olmadıklarını vurgular. (s. 235)"},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'istekâne' fiilinin 'kâne' kökünden türediğini ve 'zayıflık, acizlik göstermek, boyun eğmek' anlamında kullanıldığını açıklar. Bu ayette, azapla karşılaşmalarına rağmen inkarcıların Allah'a karşı acizliklerini kabul etmediklerini ve boyun eğmediklerini ifade eder. (s. 445)"},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'istekâne' fiilinin 'istif'al' babından gelerek 'bir şeyi talep etmek, istemek' anlamının yanı sıra, 'tevazu ve boyun eğme' manasını da taşıdığını belirtir. Ayetteki olumsuz kullanımı, onların bu tevazu ve teslimiyeti göstermediklerini vurgular."}]},{"word":"يَتَضَرَّعُونَ","root":"ض-ر-ع","rootLatin":"d-r-a","meaning":"Alçakgönüllülükle yalvarmak, yakarmak, dua etmek ve Allah'a sığınmak anlamındadır.","sources":[{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'tedarru'' fiilinin 'tevazu ile yalvarmak, acizliğini itiraf ederek Allah'a yönelmek' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'vemâ yetedarra'ûn' ifadesi, azaba rağmen inkarcıların Allah'a karşı bu samimi yakarışı ve tevazuyu göstermediklerini vurgular. (c. 2, s. 265)"},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'tedarru'' kelimesinin 'zayıflık ve acizlik göstererek Allah'a yönelmek, O'ndan yardım dilemek' manasına geldiğini açıklar. Bu ayette, inkarcıların azap karşısında bile bu teslimiyet ve yakarış halini benimsemedikleri ifade edilir. (c. 3, s. 435)"},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'tedarru'' kavramının Kur'an'da genellikle zor zamanlarda Allah'a yönelme, O'ndan yardım dileme ve O'na karşı acizliğini itiraf etme anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki olumsuz kullanımı, inkarcıların bu temel dini tutumu sergilemekten kaçındıklarını gösterir."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["imtihan-bela","tovbe","musrikler","hidayet-dalalet"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"و","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"ve"},{"position":1,"surface":"لَقَدْ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Tahkik","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لَقَدْ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"andolsun ki"},{"position":2,"surface":"أَخَذْنَا","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"أ-خ-ذ","rootLatin":"a-kh-dh","lemma":"أَخَذَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"1.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"yakaladık"},{"position":2,"surface":"هُم","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb mahallen","gloss":"onları"},{"position":3,"surface":"بِ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"بِ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"ile"},{"position":3,"surface":"ٱلْعَذَابِ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ع-ذ-ب","rootLatin":"'-dh-b","lemma":"عَذَاب","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"azap"},{"position":4,"surface":"فَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"böylece"},{"position":4,"surface":"مَا","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Nefiy","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَا","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"değil"},{"position":5,"surface":"ٱسْتَكَانُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ك-و-ن","rootLatin":"k-w-n","lemma":"اِسْتَكَانَ","form":"İstif'âl","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"boyun eğmediler"},{"position":6,"surface":"لِ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لِ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"için"},{"position":6,"surface":"رَبِّ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ر-ب-ب","rootLatin":"r-b-b","lemma":"رَبّ","form":"-","features":{"state":"Nekre","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"Rab"},{"position":6,"surface":"هِمْ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr mahallen","gloss":"onların"},{"position":7,"surface":"و","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"ve"},{"position":7,"surface":"مَا","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Nefiy","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَا","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"değil"},{"position":8,"surface":"يَتَضَرَّعُونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ض-ر-ع","rootLatin":"ḍ-r-'-","lemma":"تَضَرَّعَ","form":"Tefa''ul","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edeni olmadığı için merfû","gloss":"yakarmıyorlar"}]
