# Mü'minûn Sûresi, 8. Âyet (23:8)

> وَٱلَّذِينَ هُمْ لِأَمَـٰنَـٰتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَٰعُونَ

*Velleżîne hum li-emânâtihim ve'ahdihim râ'ûn(e)*

**Meal (Diyanet):** Yine onlar ki, emanetlerine ve verdikleri sözlere riayet ederler.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/23/8

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Mü'minûn Suresi'nin 8. ayeti, müminlerin temel vasıflarından ikisini, emanete riayet ve ahde vefayı vurgular. Bu ayet, ahlaki ve toplumsal sorumlulukların yerine getirilmesinin mümin kimliğinin ayrılmaz bir parçası olduğunu dilbilimsel olarak ortaya koymaktadır.","keyConcepts":[{"word":"لِأَمَـٰنَـٰتِهِمْ","root":"أ م ن","rootLatin":"e-m-n","meaning":"Kendilerine tevdi edilen her türlü güvenilir şeyi ve sorumluluğu kapsar.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'emân' kelimesinin 'nefsin sükûneti ve korkunun zıddı' anlamına geldiğini belirtir. 'Emanet' ise, kendisine güvenilen ve korunması istenen her şeydir. Ayetteki 'emanetler', Allah'ın kullarına yüklediği dinî vecibelerden, insanların birbirlerine bıraktığı maddi ve manevi değerlere kadar geniş bir yelpazeyi ifade eder. Bu bağlamda, müminlerin bu emanetlere karşı güvenilir olma vasfını vurgular."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'emanet' kelimesini 'Allah'ın kullarına yüklediği farzlar ve hükümler' olarak açıklar. Ayetteki çoğul kullanımı, bu farzların ve hükümlerin çeşitliliğine işaret eder. Müminlerin bu ilahi emanetlere riayet etmeleri, onların Allah'a karşı sorumluluk bilincini gösterir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'emân' kökünün Kur'an'daki temel anlamının 'güvenlik, emniyet' olduğunu ve buradan türeyen 'emanet' kavramının, birine güvenilerek bırakılan şeyleri ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'emanetler', sadece maddi varlıkları değil, aynı zamanda ahlaki ve dinî sorumlulukları da kapsayan geniş bir güven ilişkisini temsil eder. Müminler, bu güven ilişkisinin gereğini yerine getirenlerdir."}]},{"word":"وَعَهْدِهِمْ","root":"ع ه د","rootLatin":"a-h-d","meaning":"Allah'a ve insanlara karşı verilen sözleri, yapılan anlaşmaları ve yüklenilen taahhütleri ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'ahd' kelimesini 'bir şeyi korumak, gözetmek' ve 'bir şeye bağlı kalmak' olarak tanımlar. 'Ahd', hem Allah ile kul arasındaki misakı hem de insanlar arasındaki anlaşmaları kapsar. Ayetteki 'ahd', müminlerin verdikleri sözlere, yaptıkları antlaşmalara ve üstlendikleri sorumluluklara sadık kalma vasfını vurgular."},{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'ahd' kelimesinin 'yemin' ve 'söz' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'ahd', müminlerin hem Allah'a verdikleri sözlere (ibadetler, iman) hem de insanlar arasında yaptıkları anlaşmalara (ticaret, evlilik vb.) riayet etmelerinin önemini vurgular. Bu, müminlerin toplumsal güveni tesis eden temel özelliklerinden biridir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'ahd' kavramının Kur'an'da 'sözleşme, antlaşma, yemin, vasiyet' gibi geniş anlamlarda kullanıldığını ifade eder. Ayetteki 'ahd', müminlerin hem Allah'a karşı olan kulluk sözleşmelerine hem de insanlar arası ilişkilerde verdikleri her türlü taahhüde bağlılıklarını gösterir. Bu, müminlerin karakteristiği olan vefa ve dürüstlüğü öne çıkarır."}]},{"word":"رَٰعُونَ","root":"ر ع ي","rootLatin":"r-a-y","meaning":"Emanet ve ahde riayet eden, onları koruyan, gözeten ve yerine getiren kişilerdir.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'ra'y' kelimesinin 'bir şeyi gözetmek, korumak, idare etmek' anlamına geldiğini belirtir. 'Râûn' ise, bu gözetme ve koruma işini yapanlardır. Ayetteki 'râûn', müminlerin emanetlerine ve ahitlerine sadece sahip çıkmakla kalmayıp, aynı zamanda onları aktif olarak koruyan, yerine getiren ve sorumluluklarını eksiksiz ifa eden kişiler olduğunu ifade eder."},{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, 'ra'y' fiilinin 'gözetmek, korumak' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'râûn' kelimesi, müminlerin emanet ve ahitlerini ihmal etmeyip, onlara özenle sahip çıktıklarını ve gereğini yerine getirdiklerini gösterir. Bu, müminlerin pasif bir kabullenme yerine aktif bir sorumluluk üstlenmelerini ifade eder."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'ra'y' kelimesinin 'bir şeyi muhafaza etmek, onunla ilgilenmek' anlamında kullanıldığını açıklar. Ayetteki 'râûn', müminlerin emanet ve ahitlerine karşı gösterdikleri titizliği ve onları hakkıyla yerine getirme çabalarını vurgular. Bu, müminlerin ahlaki olgunluğunu ve güvenilirliğini pekiştiren bir özelliktir."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["emanet","sidk","takva","iman"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"ve"},{"position":1,"surface":"ٱلَّذِينَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"ٱلَّذِينَ","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mebnî olduğu için merfû mahallen","gloss":"o kimseler ki"},{"position":2,"surface":"هُمْ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mübteda olduğu için merfû mahallen","gloss":"onlar"},{"position":3,"surface":"لِ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لِ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"için"},{"position":3,"surface":"أَمَـٰنَـٰتِ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ء-م-ن","rootLatin":"a-m-n","lemma":"أَمَانَة","form":"-","features":{"gender":"Müennes","number":"Cemi","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"emanetleri"},{"position":3,"surface":"هِمْ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr mahallen","gloss":"onların"},{"position":4,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"ve"},{"position":4,"surface":"عَهْدِ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ع-ه-د","rootLatin":"ʿ-h-d","lemma":"عَهْد","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Atıf harfi ile önceki mecrûr isme atfedildiği için mecrûr","gloss":"sözleri"},{"position":4,"surface":"هِمْ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr mahallen","gloss":"onların"},{"position":5,"surface":"رَٰعُونَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"ر-ع-ي","rootLatin":"r-ʿ-y","lemma":"رَاعٍ","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû","state":"Nekre"},"irabReason":"Haber olduğu için merfû","gloss":"gözetenler, yerine getirenler"}]
