# Mü'minûn Sûresi, 83. Âyet (23:83)

> لَقَدْ وُعِدْنَا نَحْنُ وَءَابَآؤُنَا هَـٰذَا مِن قَبْلُ إِنْ هَـٰذَآ إِلَّآ أَسَـٰطِيرُ ٱلْأَوَّلِينَ

*Lekad vu'idnâ nahnu ve âbâunâ hâżâ min kablu in hâżâ illâ esâtîru-l-evvelîn(e)*

**Meal (Diyanet):** Andolsun, biz de bizden önce atalarımız da bununla tehdit edildik. Bu, öncekilerin uydurduğu masallardan başka bir şey değildir.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/23/83

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Mü'minûn Suresi 83. ayet, inkarcıların yeniden diriliş inancına karşı çıkışlarını ve bunu geçmiş milletlerin uydurma hikayeleri olarak görmelerini dilbilimsel bir perspektiften ele almaktadır. Ayet, 'vaat', 'öncekiler' ve 'masallar' gibi anahtar kavramlar üzerinden bu inkarcı zihniyetin temel argümanlarını ortaya koyar.","keyConcepts":[{"word":"وُعِدْنَا","root":"و-ع-د","rootLatin":"v-a-d","meaning":"Bize vaat edildi, söz verildi veya tehdit edildi anlamındadır, burada yeniden diriliş vaadi kastedilmektedir.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Va'd (وعد) kelimesi, hayır ve şer için kullanılan bir sözdür. Hayır için kullanıldığında 'vaat', şer için kullanıldığında 'tehdit' anlamına gelir. Ayetteki 'vüıdnâ' ifadesi, inkarcıların alaycı bir üslupla, kendilerine ve atalarına yapılan diriliş vaadini bir tehdit olarak algıladıklarını gösterir."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'vüıdnâ' kelimesinin hem 'vaat' hem de 'tehdit' anlamlarını taşıdığını belirtir. Bu ayette, inkarcıların diriliş vaadini ciddiye almadıklarını ve onu bir tür boş tehdit olarak gördüklerini ifade eder."}]},{"word":"ءَابَآؤُنَا","root":"أ-ب-و","rootLatin":"e-b-v","meaning":"Atalarımız, babalarımız demektir ve burada geçmiş nesilleri ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Eb (أب) kelimesi, bir şeyin varlığının veya ortaya çıkışının sebebi olan kişi için kullanılır. Çoğulu 'âbâ' (آباء) şeklindedir ve hem biyolojik babaları hem de ataları kapsar. Ayetteki 'âbâunâ' ifadesi, inkarcıların, kendilerinden önceki nesillerin de bu tür vaatlerle karşılaştığını ve bunların gerçekleşmediğini ima ederek dirilişi reddetme çabalarını vurgular."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'âbâ' kelimesinin sadece babaları değil, aynı zamanda dedeleri ve daha önceki ataları da kapsayan geniş bir anlam taşıdığını belirtir. Ayetteki kullanım, inkarcıların, diriliş inancının yeni bir şey olmadığını, aksine geçmişten beri var olan ve kendilerince asılsız kabul edilen bir iddia olduğunu göstermek için atalarını referans aldıklarını ifade eder."}]},{"word":"أَسَـٰطِيرُ","root":"س-ط-ر","rootLatin":"s-t-r","meaning":"Masallar, efsaneler, öncekilerin uydurma hikayeleri anlamına gelir.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Esâtîr (أساطير), 'ustûre' (أسطورة) kelimesinin çoğuludur ve 'yazılmış şeyler', 'hikayeler' anlamına gelir. İbn Kuteybe, bu kelimenin genellikle 'asılsız, uydurma hikayeler' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'esâtîru'l-evvelîn' ifadesi, inkarcıların, Kur'an'ın dirilişle ilgili anlattıklarını, geçmiş milletlerin uydurduğu boş ve gerçek dışı hikayeler olarak küçümsediklerini gösterir."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'satr' (سطر) kökünden türeyen 'ustûre' kelimesinin, 'yazılmış, dizilmiş söz' anlamına geldiğini ve genellikle 'asılsız, uydurma sözler' için kullanıldığını ifade eder. Ayetteki bağlamda, inkarcılar, diriliş inancını, gerçeklikten uzak, sadece yazılı metinlerde veya sözlü rivayetlerde geçen, ancak bilimsel veya mantıksal bir dayanağı olmayan hikayeler olarak nitelendirirler."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'esâtîru'l-evvelîn' ifadesinin Kur'an'da genellikle inkarcıların peygamberlerin getirdiği mesajı küçümsemek ve değersizleştirmek için kullandıkları bir terim olduğunu belirtir. Bu ifade, mesajın ilahi kökenli olmadığını, aksine eski zamanlardan kalma sıradan ve uydurma hikayelerden ibaret olduğunu iddia etme amacı taşır. Ayetteki kullanım, diriliş inancının inkarcılar tarafından bu şekilde algılandığını açıkça ortaya koyar."}]},{"word":"ٱلْأَوَّلِينَ","root":"أ-و-ل","rootLatin":"e-v-l","meaning":"Öncekiler, geçmiş milletler veya ilk nesiller anlamına gelir.","sources":[{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Evvel (أول) kelimesi, bir şeyin başlangıcı veya önceliği anlamına gelir. Çoğulu 'evvelûn' (أولون) veya 'evâil' (أوائل) şeklindedir ve geçmişte yaşamış olanları ifade eder. Ayetteki 'el-evvelîn' ifadesi, inkarcıların, diriliş inancını kendilerinden önceki nesillerin uydurduğu bir şey olarak gördüklerini ve bu nedenle ciddiye almadıklarını vurgular."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'evvel' kelimesinin, zaman ve mekân açısından öncelik ifade ettiğini belirtir. 'El-evvelîn' ise, kendilerinden önce yaşamış olan tüm nesilleri kapsar. Ayetteki kullanım, inkarcıların, diriliş inancını, geçmişten gelen ve günümüzde de devam eden, ancak kendilerince asılsız kabul edilen bir geleneğin parçası olarak gördüklerini ifade eder."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["dirilis","musrikler","ahiret-mukafat"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"لَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Te'kîd","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"Andolsun ki"},{"position":1,"surface":"قَدْ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Tahkîk","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"قَدْ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"gerçekten"},{"position":2,"surface":"وُعِدْ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"و-ع-د","rootLatin":"w-'-d","lemma":"وَعَدَ","form":"Fa'ale","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Meçhul","person":"1.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"vaat olunduk"},{"position":2,"surface":"نَا","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"نَا","form":"-","features":{"person":"1.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Nâib-i Fâil olduğu için mahallen merfû","gloss":"biz"},{"position":3,"surface":"نَحْنُ","pos":"isim","posDetail":"Münfasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"نَحْنُ","form":"-","features":{"person":"1.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Tekid olduğu için mahallen merfû","gloss":"biz"},{"position":4,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"ve"},{"position":4,"surface":"ءَابَآؤُ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"أ-ب-و","rootLatin":"a-b-w","lemma":"أَب","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû","state":"Marife"},"irabReason":"Atıf olduğu için merfû","gloss":"babalarımız"},{"position":4,"surface":"نَا","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"نَا","form":"-","features":{"person":"1.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mahallen mecrûr","gloss":"bizim"},{"position":5,"surface":"هَـٰذَا","pos":"isim","posDetail":"İsm-i İşaret","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هَـٰذَا","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mahallen mansûb","gloss":"bu"},{"position":6,"surface":"مِن","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مِن","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"-den"},{"position":7,"surface":"قَبْلُ","pos":"isim","posDetail":"Zarf","root":"ق-ب-ل","rootLatin":"q-b-l","lemma":"قَبْل","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Muzâfun ileyh hazfedildiği için mebnî","gloss":"önce"},{"position":8,"surface":"إِنْ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Nefy","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِنْ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"değildir"},{"position":9,"surface":"هَـٰذَآ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i İşaret","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هَـٰذَا","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mübteda olduğu için mahallen merfû","gloss":"bu"},{"position":10,"surface":"إِلَّآ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Hasr","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِلَّا","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"ancak"},{"position":11,"surface":"أَسَـٰطِيرُ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"س-ط-ر","rootLatin":"s-t-r","lemma":"أُسْطُورَة","form":"-","features":{"gender":"Müennes","number":"Cemi","irab":"Merfû","state":"Nekre"},"irabReason":"Haber olduğu için merfû","gloss":"masallarıdır"},{"position":12,"surface":"ٱلْأَوَّلِينَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"أ-و-ل","rootLatin":"a-w-l","lemma":"أَوَّل","form":"Fa''al","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"öncekilerin"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 9** — Ahmed Avni Konuk · *23/83*
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 9** — Ahmed Avni Konuk · *23/83*
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 9** — Ahmed Avni Konuk · *23/83*
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 9** — Ahmed Avni Konuk · *23/83*
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 9** — Ahmed Avni Konuk · *23/83*
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 9** — Ahmed Avni Konuk · *23/83*
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 9** — Ahmed Avni Konuk · *23/83*
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 9** — Ahmed Avni Konuk · *23/83*
