# Mü'minûn Sûresi, 93. Âyet (23:93)

> قُل رَّبِّ إِمَّا تُرِيَنِّى مَا يُوعَدُونَ

*Kul rabbi immâ turiyennî mâ yû'adûn(e)*

**Meal (Diyanet):** (93-94) De ki: "Ey Rabbim! Onlara yöneltilen tehditleri bana mutlaka göstereceksen, beni o zalim milletin içinde bulundurma."

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/23/93

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, Hz. Peygamber'in (s.a.v.) Allah'a sığınmasını ve zalimlerin akıbetini görmesi durumunda onlarla birlikte anılmama arzusunu dile getirmektedir. Ayetteki anahtar kavramlar, tehdit, gösterme ve zalim millet gibi temalar etrafında şekillenerek ilahi adalet ve peygamberin ümmetine olan şefkatini vurgular.","keyConcepts":[{"word":"تُرِيَنِّى","root":"ر أ ى","rootLatin":"r-'-y","meaning":"Allah'ın bir şeyi göstermesi, bildirmesi veya şahit kılması anlamındadır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'rü'yet' kelimesinin hem gözle görme hem de kalple idrak etme anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'türiyenî' ifadesi, tehdit edilen azabın fiilen gösterilmesi, yani Hz. Peygamber'in o azaba şahit kılınması anlamında kullanılmıştır. Bu, sadece bilgi vermek değil, bizzat müşahede ettirmek demektir."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'rü'yet' fiilinin bazen 'bildirmek' veya 'haberdar etmek' anlamında kullanılabileceğini ifade eder. Ancak bu ayetteki bağlamda, 'göstermek' fiili, tehdit edilen azabın gerçekleştiğini ve Hz. Peygamber'in buna tanık olmasını ifade eder, bu da bir tür 'bildirme'nin ötesinde, somut bir müşahedeyi içerir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, Kur'an'daki 'görme' kavramının sadece fiziksel algıdan ibaret olmadığını, aynı zamanda bir hakikatin idrak edilmesi ve tecrübe edilmesi anlamına geldiğini vurgular. Bu ayetteki 'türiyenî' ifadesi, zalimlerin akıbetinin Hz. Peygamber tarafından bizzat tecrübe edilmesi ve bu tecrübenin bir uyarı niteliği taşıması anlamını güçlendirir."}]},{"word":"يُوعَدُونَ","root":"و ع د","rootLatin":"v-'-d","meaning":"Bir şeye dair tehdit edilmek veya vaat edilmek anlamındadır, bu ayette azapla tehdit edilmeyi ifade eder.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'va'd' kelimesinin hem hayır hem de şer için kullanılabileceğini belirtir. Bu ayetteki 'yû'adûn' ifadesi, zalimlere yönelik 'tehdit' anlamında kullanılmıştır; yani onlara vaat edilen şey, hayır değil, aksine bir azap veya ceza olacaktır."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'va'd'in genellikle hayır için, 'vaîd'in ise şer için kullanıldığını ancak Kur'an'da 'va'd'in şer için de kullanılabileceğini açıklar. Bu ayetteki 'mâ yû'adûn' ifadesi, inkarcılara yönelik ilahi tehditleri ve onlara vaat edilen azabı ifade eder."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'va'd' kelimesinin Kur'an'daki kullanım çeşitliliğine dikkat çeker. Bu ayetteki 'yû'adûn' pasif yapısıyla, zalimlerin kendilerine yönelik bir tehdidin muhatabı olduklarını, bu tehdidin ilahi bir kaynaktan geldiğini ve kaçınılmaz olduğunu vurgular."}]},{"word":"الْقَوْمِ","root":"ق و م","rootLatin":"k-v-m","meaning":"Belirli bir topluluğu, milleti veya grubu ifade eder, bu ayette zalim olan topluluğu kasteder.","sources":[{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, 'kavm' kelimesinin genellikle erkeklerden oluşan bir topluluğu ifade ettiğini belirtir. Ancak Kur'an'da daha geniş anlamda, belirli bir inanç veya yaşam tarzına sahip olan insan grubunu tanımlamak için de kullanılır. Bu ayette 'zalim kavim' ifadesi, inkar ve zulümde birleşen topluluğu işaret eder."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'kavm'in bir araya gelmiş, ortak bir özelliği veya amacı olan insan topluluğu olduğunu açıklar. Ayetteki 'zalim kavim' tabiri, zulüm vasfıyla nitelenen, bu vasfı kendilerine şiar edinmiş bir topluluğu ifade eder."}]},{"word":"الظَّالِمِينَ","root":"ظ ل م","rootLatin":"z-l-m","meaning":"Haksızlık eden, zulmeden, haddi aşan kimseleri ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'zulm' kelimesinin bir şeyi ait olduğu yerden başka bir yere koymak, haddi aşmak ve haksızlık etmek anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'zalimîn' ifadesi, Allah'ın emirlerine karşı gelerek, kendilerine ve başkalarına haksızlık eden, ilahi sınırları aşan inkarcı topluluğu niteler."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'zulm'ün en geniş anlamıyla, bir şeyi olması gereken yerin dışına çıkarmak olduğunu ifade eder. Bu ayetteki 'zalimîn' kelimesi, Allah'ın birliğini inkar ederek, peygamberine karşı gelerek ve insanlara haksızlık ederek haddi aşan, dolayısıyla ilahi azabı hak eden kimseleri tanımlar."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, Kur'an'da 'zulm' kavramının sadece bireysel bir eylem olmadığını, aynı zamanda toplumsal bir durumu ve ilahi düzene karşı gelmeyi ifade ettiğini vurgular. Bu ayetteki 'zalimîn' kelimesi, Hz. Peygamber'in, ilahi düzene karşı gelen ve bu yüzden azabı hak eden bir toplulukla özdeşleşmek istemediğini gösterir."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["dua","imtihan-bela","musrikler"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"قُلْ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Emir","root":"ق-و-ل","rootLatin":"q-w-l","lemma":"قَوْل","form":"-","features":{"tense":"Emir","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Meczûm"},"irabReason":"Emir fiil olduğu için mebnî, sükûn üzere mebnîdir.","gloss":"De ki"},{"position":2,"surface":"رَّبِّ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ر-ب-ب","rootLatin":"r-b-b","lemma":"رَبّ","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Nida harfi hazfedilmiş muzâf olduğu için mansûb mahallen mecrûr takdiren.","gloss":"Rabbim"},{"position":3,"surface":"إِمَّا","pos":"harf","posDetail":"Şart Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِمَّا","form":"-","features":{},"irabReason":"Şart harfi olduğu için mebnî","gloss":"eğer ... ise"},{"position":4,"surface":"تُرِيَنِّى","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ر-أ-ي","rootLatin":"r-'-y","lemma":"إِرَاءَة","form":"İf'âl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Şart edatı 'immâ'dan sonra geldiği için mansûb mahallen mebnî fetha üzere (tekid nunu ile)","gloss":"bana mutlaka gösterirsen"},{"position":4,"surface":"نِّى","pos":"harf","posDetail":"Nûn-u Vikaye","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"-","form":"-","features":{},"irabReason":"Fiil ile zamir arasına giren koruma harfi","gloss":"-"},{"position":4,"surface":"ى","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أَنَا","form":"-","features":{"person":"1.","gender":"Müzekker|Müennes","number":"Müfred","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb mahallen mebnî sükûn üzere","gloss":"bana"},{"position":5,"surface":"مَا","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَا","form":"-","features":{"irab":"Mansûb","state":"Marife"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb mahallen mebnî sükûn üzere","gloss":"şeyi"},{"position":6,"surface":"يُوعَدُونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"و-ع-د","rootLatin":"w-'-d","lemma":"وَعْد","form":"İf'âl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Meçhul","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Muzâri fiil nasb/cezm edeni olmadığı için merfû, nûn ile merfû","gloss":"tehdit olundukları"}]
