# Nûr Sûresi, 12. Âyet (24:12)

> لَّوْلَآ إِذْ سَمِعْتُمُوهُ ظَنَّ ٱلْمُؤْمِنُونَ وَٱلْمُؤْمِنَـٰتُ بِأَنفُسِهِمْ خَيْرًا وَقَالُوا۟ هَـٰذَآ إِفْكٌ مُّبِينٌ

*Levlâ iż semi'tumûhu zanne-lmu/minûne velmu/minâtu bi-enfusihim ḣayran ve kâlû hâżâ ifkun mubîn(un)*

**Meal (Diyanet):** Bu iftirayı işittiğiniz zaman, iman eden erkek ve kadınlar, kendi (din kardeş)leri hakkında iyi zan besleyip de, "Bu, apaçık bir iftiradır" deselerdi ya!

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/24/12

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Nûr Suresi'nin 12. ayeti, ifk hadisesi bağlamında müminlerin birbirleri hakkında beslemesi gereken hüsn-ü zannı ve iftiraya karşı takınmaları gereken tavrı dilbilimsel bir derinlikle ele almaktadır. Ayet, 'işitme', 'zannetme', 'müminler' ve 'iftira' gibi temel kavramlar üzerinden toplumsal ahlakın ve inanç esaslarının önemini vurgular.","keyConcepts":[{"word":"سَمِعْتُمُوهُ","root":"س م ع","rootLatin":"s-m-'-","meaning":"Bir sesi veya sözü duymak, işitmek.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'sem'' kelimesini 'kulakla idrak etmek' olarak tanımlar. Ayetteki 'semı'tümûhu' ifadesi, iftira haberinin duyulması, işitilmesi ve bu haberin müminler üzerindeki etkisine işaret eder. İşitmenin sadece fiziksel bir eylem değil, aynı zamanda bir bilginin alınması ve idrak edilmesi anlamına geldiğini belirtir."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'sem'' kelimesinin Kur'an'da bazen 'anlamak' ve 'kabul etmek' anlamında da kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki 'onu işittiğiniz zaman' ifadesi, sadece duymakla kalmayıp, o haberi idrak edip üzerinde düşünme sorumluluğunu da içerir."}]},{"word":"ظَنَّ","root":"ظ ن ن","rootLatin":"z-n-n","meaning":"Bir şey hakkında kanaat beslemek, tahmin etmek, sanmak; ayetteki bağlamda hüsn-ü zan beslemek.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'zann' kelimesini 'iki şeyden birine meyletmek' olarak açıklar. Bazen kesin bilgiye yakın, bazen de şüpheye yakın bir anlam taşıyabilir. Bu ayetteki 'zann' ise, müminlerin birbirleri hakkında 'hayır' (iyilik) zannında bulunmaları gerektiği için olumlu bir kanaat, hüsn-ü zan anlamındadır."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'zann' kelimesinin Kur'an'da hem kesin bilgiye yakın hem de şüpheye yakın anlamlarda kullanıldığını belirtir. Ancak bu ayetteki 'hayran' kelimesiyle birlikte kullanılması, müminlerin kardeşleri hakkında iyi niyetli ve olumlu bir kanaat beslemesi gerektiğini vurgular. Bu, bir müminin diğer mümin hakkında kötü düşünmek yerine, iyiye yorma eğiliminde olmasıdır."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'zann' kavramının Kur'an'da genellikle olumsuz bir çağrışım taşıdığını, kesin bilgiye dayanmayan tahminleri ifade ettiğini belirtir. Ancak bu ayetteki 'hayran' kelimesiyle birlikte kullanılması, 'zann'ın olumlu bir bağlamda, yani 'hüsn-ü zan' olarak kullanıldığı nadir örneklerden biridir. Bu, müminlerin birbirlerine karşı ahlaki bir sorumluluğunu ifade eder."}]},{"word":"الْمُؤْمِنُونَ","root":"ء م ن","rootLatin":"'-m-n","meaning":"Allah'a ve peygamberine iman eden, inanan erkekler.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'îmân' kelimesini 'tasdik etmek, güvenmek ve emniyet içinde olmak' olarak açıklar. 'Mümin' ise, Allah'a ve O'nun getirdiklerine kalben tasdik eden, dil ile ikrar eden ve bu tasdikle emniyet ve güven içinde olan kişidir. Ayetteki 'müminûn' ve 'müminât' kelimeleri, bu inanç topluluğunun iftira karşısındaki ortak ahlaki duruşunu temsil eder."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'mümin'i, 'Allah'ın birliğini ve peygamberlerin doğruluğunu tasdik eden kişi' olarak tanımlar. Bu ayette müminlerin iftira karşısında sergilemeleri gereken tutum, onların imanlarının bir gereği olarak, kardeşleri hakkında iyi düşünme ve onları savunma sorumluluğunu vurgular."}]},{"word":"إِفْكٌ","root":"أ ف ك","rootLatin":"'-f-k","meaning":"Yalan, iftira, uydurma söz.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'ifk' kelimesini 'yalanın en çirkini ve en büyüğü' olarak açıklar. Bu, gerçeğin tamamen tersine çevrilmesi, saptırılması anlamına gelir. Ayetteki 'hâzâ ifkün mübîn' ifadesi, iftiranın açıkça bir yalan ve uydurma olduğunu vurgular."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'ifk' kelimesinin 'bir şeyi aslından çevirmek, saptırmak' anlamından geldiğini belirtir. Bu bağlamda, iftira, gerçeği tersine çevirerek, doğruyu yalanla karıştırarak yapılan bir saptırmadır. Ayetteki kullanımı, ifk hadisesinin ne denli büyük bir yalan olduğunu ifade eder."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'ifk' kelimesini 'bir şeyi aslından çevirmek, döndürmek' olarak tanımlar. Bu, gerçeği yalandan ayırt edilemez hale getirme çabasıdır. Ayetteki 'ifkün mübîn' ifadesi, bu saptırmanın ve yalanın apaçık olduğunu, dolayısıyla müminlerin bunu kolayca fark etmeleri gerektiğini belirtir."}]}]}

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Nûr Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *24/12*
