# Nûr Sûresi, 57. Âyet (24:57)

> لَا تَحْسَبَنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مُعْجِزِينَ فِى ٱلْأَرْضِ ۚ وَمَأْوَىٰهُمُ ٱلنَّارُ ۖ وَلَبِئْسَ ٱلْمَصِيرُ

*Lâ tahsebenne-lleżîne keferû mu'cizîne fî-l-ard(i)(c) veme/vâhumu-nnâru velebi/se-lmasîr(u)*

**Meal (Diyanet):** İnkar edenlerin (Allah'ı) yeryüzünde aciz bırakacaklarını sanma! Onların varacağı yer cehennemdir. Ne kötü varış yeridir o!

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/24/57

---

## Tefsir

{"topics":["kufur-sirk","cehennem","ahiret-mukafat"]}

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, inkarcıların Allah'ı aciz bırakamayacaklarını ve akıbetlerinin cehennem olduğunu vurgulayarak, ilahi kudretin mutlaklığını ve inkarcılığın kaçınılmaz sonucunu dilbilimsel olarak ortaya koymaktadır.","keyConcepts":[{"word":"تَحْسَبَنَّ","root":"ح س ب","rootLatin":"h-s-b","meaning":"Zannetmek, sanmak, bir şeyi öyle olduğunu düşünmek anlamındadır ve burada kesin bir yasaklama ile inkarcıların Allah'ı aciz bırakabileceği düşüncesini reddeder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Hasebe (حَسَبَ) fiilinin 'bir şeyi saymak, tahmin etmek, zannetmek' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'lâ tahsebenn' (لَا تَحْسَبَنَّ) ifadesi, kesin bir yasaklama ve uyarı olup, inkarcıların Allah'ı aciz bırakabileceği yönündeki herhangi bir düşüncenin yanlışlığını vurgular."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Hesap (حساب) kelimesinin kökünden türeyen 'hasb' (حسب) fiilinin, bir şeyin miktarını veya durumunu zihinde belirleme, tahmin etme anlamını taşıdığını ifade eder. Ayetteki kullanımı, müminlerin inkarcıların gücünü abartarak Allah'ın kudretini hafife almamaları gerektiği uyarısını içerir."}]},{"word":"كَفَرُوا۟","root":"ك ف ر","rootLatin":"k-f-r","meaning":"İnkar etmek, gerçeği örtmek, nankörlük etmek anlamındadır ve burada Allah'ın birliğini ve peygamberini reddedenleri ifade eder.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Küfrün (كفر) asıl anlamının 'örtmek' olduğunu, çiftçinin tohumu toprağa örtmesi gibi, gerçeği örtmekten geldiğini belirtir. Ayetteki 'kefarû' (كَفَرُوا۟) ifadesi, Allah'ın ayetlerini ve hakikatini bilerek reddeden, üzerini örten kimseleri tanımlar."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Küfrün (كفر) Kur'an'daki temel anlamının 'Allah'ın nimetlerine karşı nankörlük etmek' ve 'Allah'ın varlığını ve birliğini reddetmek' olduğunu açıklar. Ayetteki 'kefarû' (كَفَرُوا۟) kelimesi, bu iki anlamı da kapsayarak, Allah'ın kudretini ve varlığını inkar edenleri işaret eder."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Küfrün (كفر) lügat anlamının 'örtmek' olduğunu, şeriatta ise 'Allah'ın birliğini ve peygamberlerin getirdiklerini inkar etmek' anlamına geldiğini ifade eder. Ayetteki 'kefarû' (كَفَرُوا۟) kelimesi, bu şer'î anlamıyla, Allah'ın kudretini ve hükmünü reddedenleri kasteder."}]},{"word":"مُعْجِزِينَ","root":"ع ج ز","rootLatin":"a-j-z","meaning":"Aciz bırakmak, güç yetirememek, bir şeyi yapmaktan alıkoymak anlamındadır ve burada inkarcıların Allah'ı yeryüzünde aciz bırakamayacaklarını ifade eder.","sources":[{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Aciz (عجز) kelimesinin 'güç yetirememek, bir şeyin sonuna ulaşamamak' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'mu'cizîn' (مُعْجِزِينَ) ifadesi, inkarcıların Allah'ın kudretinden kaçıp kurtulamayacaklarını, O'nu yeryüzünde zayıf düşüremeyeceklerini mecazi olarak anlatır."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"İ'câz (إعجاز) fiilinin 'birini aciz bırakmak, ona güç yetirememesini sağlamak' anlamını taşıdığını açıklar. Ayetteki 'mu'cizîn' (مُعْجِزِينَ) kelimesi, inkarcıların Allah'ın iradesine karşı koyamayacaklarını, O'nun hükmünden kaçamayacaklarını ve O'nu yeryüzünde etkisiz hale getiremeyeceklerini vurgular."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Aciz (عجز) kökünün, bir işi yapmaya gücü yetmemek, yetersiz kalmak anlamlarına geldiğini ifade eder. Ayetteki 'mu'cizîn' (مُعْجِزِينَ) kelimesi, inkarcıların Allah'ın kudretini sınırlama veya O'nun hükmünden kaçma konusunda tamamen yetersiz ve aciz olduklarını belirtir."}]},{"word":"مَأْوَىٰهُمُ","root":"أ و ي","rootLatin":"e-v-y","meaning":"Sığınak, barınak, varılacak yer anlamındadır ve burada inkarcıların nihai varış yerinin cehennem ateşi olduğunu belirtir.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Me'vâ (مأوى) kelimesinin 'sığınılacak, barınılacak yer' anlamına geldiğini, hem hayır hem de şer için kullanılabileceğini belirtir. Ayetteki 'me'vâhumu' (مَأْوَىٰهُمُ) ifadesi, inkarcıların kaçınılmaz son durağının, yani sığınacakları ve barınacakları yerin cehennem ateşi olduğunu açıklar."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Evâ (أوى) fiilinin 'bir yere sığınmak, barınmak' anlamını taşıdığını ve 'me'vâ' (مأوى) kelimesinin de bu fiilden türeyen bir isim olduğunu ifade eder. Ayetteki kullanımı, inkarcıların dünyadaki geçici sığınaklarının aksine, ahiretteki kalıcı ve kötü sığınaklarının cehennem olduğunu vurgular."}]},{"word":"ٱلْمَصِيرُ","root":"ص ي ر","rootLatin":"s-y-r","meaning":"Dönüş yeri, varış yeri, akıbet anlamındadır ve burada inkarcıların dönecekleri yerin ne kadar kötü olduğunu ifade eder.","sources":[{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Masîr (مصير) kelimesinin 'dönüş yeri, varılacak yer' anlamına geldiğini ve 'sâra' (صار) fiilinden türediğini belirtir. Ayetteki 'el-masîr' (ٱلْمَصِيرُ) ifadesi, inkarcıların kaçınılmaz sonunun, yani dönecekleri yerin cehennem ateşi olduğunu ve bunun ne kadar kötü bir akıbet olduğunu vurgular."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Sayr (صير) kökünün 'bir halden başka bir hale geçmek, dönüşmek' anlamını içerdiğini ve 'masîr' (مصير) kelimesinin de bu dönüşümün nihai noktasını ifade ettiğini açıklar. Ayetteki kullanımı, inkarcıların dünya hayatındaki hallerinden sonraki kötü ve nihai dönüş yerlerinin cehennem olduğunu belirtir."}]}]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"لَا","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Nehiy","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لَا","form":"-","features":{},"irabReason":"Muzari fiili cezm eden nehiy harfi","gloss":"sanma"},{"position":2,"surface":"تَحْسَبَنَّ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ح-س-ب","rootLatin":"h-s-b","lemma":"حَسَبَ","form":"Fetha","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Nûn-i Te'kîd-i Sakîle ile bitiştiği için mebnî feth üzere","gloss":"sanmayasın"},{"position":3,"surface":"ٱلَّذِينَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"ٱلَّذِينَ","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî","state":"Marife"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mahallen mansûb","gloss":"o kimseler ki"},{"position":4,"surface":"كَفَرُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ك-ف-ر","rootLatin":"k-f-r","lemma":"كَفَرَ","form":"Fetha","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî damm üzere","gloss":"inkar ettiler"},{"position":5,"surface":"مُعْجِزِينَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"ع-ج-ز","rootLatin":"'-j-z","lemma":"مُعْجِز","form":"İf'âl","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"تَحْسَبَنَّ fiilinin ikinci mef'ûlü olduğu için mansûb","gloss":"aciz bırakacaklar"},{"position":6,"surface":"فِى","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فِي","form":"-","features":{},"irabReason":"İsmi mecrûr yapan harf-i cer","gloss":"içinde"},{"position":7,"surface":"ٱلْأَرْضِ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"أ-ر-ض","rootLatin":"a-r-d","lemma":"أَرْض","form":"-","features":{"gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"yeryüzü"},{"position":8,"surface":"وَمَأْوَىٰهُمُ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"أ-و-ي","rootLatin":"a-w-y","lemma":"مَأْوَىٰ","form":"Mef'al","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû","state":"Marife"},"irabReason":"Mübteda olduğu için merfû","gloss":"ve varacakları yer"},{"position":8,"surface":"هُمُ","pos":"harf","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mahallen mecrûr","gloss":"onların"},{"position":9,"surface":"ٱلنَّارُ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ن-و-ر","rootLatin":"n-w-r","lemma":"نَار","form":"-","features":{"gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Merfû","state":"Marife"},"irabReason":"Haber olduğu için merfû","gloss":"ateş"},{"position":10,"surface":"وَلَبِئْسَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"ve"},{"position":10,"surface":"لَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Te'kîd","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لَ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"elbette"},{"position":10,"surface":"بِئْسَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ب-ء-س","rootLatin":"b-'-s","lemma":"بِئْسَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî feth üzere","gloss":"ne kötüdür"},{"position":11,"surface":"ٱلْمَصِيرُ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ص-ي-ر","rootLatin":"s-y-r","lemma":"مَصِير","form":"Mef'il","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû","state":"Marife"},"irabReason":"بِئْسَ fiilinin fâili olduğu için merfû","gloss":"dönüş yeri"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Nûr Sûresi** · *24/57*
- **Nûr Sûresi** · *24/57*
