# Nûr Sûresi, 6. Âyet (24:6)

> وَٱلَّذِينَ يَرْمُونَ أَزْوَٰجَهُمْ وَلَمْ يَكُن لَّهُمْ شُهَدَآءُ إِلَّآ أَنفُسُهُمْ فَشَهَـٰدَةُ أَحَدِهِمْ أَرْبَعُ شَهَـٰدَٰتٍۭ بِٱللَّهِ ۙ إِنَّهُۥ لَمِنَ ٱلصَّـٰدِقِينَ

*Velleżîne yermûne ezvâcehum velem yekun lehum şuhedâu illâ enfusuhum feşehâdetu ehadihim erbe'u şehâdâtin bi(A)llâhi(ﻻ) innehu lemine-ssâdikîn(e)*

**Meal (Diyanet):** (6-7) Eşlerine zina isnat edip de kendilerinden başka şahitleri olmayanlara gelince, onların her birinin şahitliği; kendisinin doğru söyleyenlerden olduğuna dair, Allah adına dört defa yemin ederek şahitlik etmesi, beşinci defada da; eğer yalancılardan ise, Allah'ın lanetinin kendi üzerine olmasını ifade etmesiyle yerine gelir.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/24/6

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Nûr Suresi'nin 6. ayeti, karılarına zina isnat eden ancak kendilerinden başka şahitleri olmayan erkeklerin şahitlik usulünü ve bu durumdaki yeminleşme (li'an) sürecini dilbilimsel bir derinlikle ele almaktadır. Ayet, özellikle 'yermûne' (zina isnat etmek), 'ezvâc' (eşler), 'şühedâ' (şahitler) ve 'sâdikîn' (doğru sözlüler) gibi temel kavramlar üzerinden hukuki ve ahlaki bir meseleyi açıklamaktadır.","keyConcepts":[{"word":"يَرْمُونَ","root":"ر م ي","rootLatin":"r-m-y","meaning":"Bu bağlamda, birine zina isnat etmek, iftira atmak anlamında kullanılır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'رمي' (remy) kelimesinin asıl anlamının bir şeyi bir yere atmak olduğunu belirtir. Ancak mecazi olarak, birine sözle veya fiille bir kusur isnat etmek, iftira atmak anlamında da kullanıldığını ifade eder. Ayetteki 'yermûne' fiili, eşlere zina isnat etme, yani onlara bu suçu atfetme anlamındadır."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'remy' kelimesinin Kur'an'da bazen 'kavl' (söz) anlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki 'yermûne' fiili, eşlere zina isnadında bulunmak, yani onlara bu suçu sözle yüklemek anlamında mecazi bir kullanımdır."}]},{"word":"أَزْوَٰجَهُمْ","root":"ز و ج","rootLatin":"z-v-c","meaning":"Burada, evlilik bağıyla birbirine bağlı olan eşler, karılar anlamındadır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'zavc' kelimesinin aslen bir şeyin benzeri veya eşi anlamına geldiğini, ancak evlilik bağlamında kadın ve erkeğin birbirinin 'zevci' olduğunu belirtir. Ayetteki 'ezvâc' kelimesi, erkeğin evli olduğu kadını ifade eder ve li'an hükmünün muhatabı olan eşleri kasteder."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'zavc' kelimesinin hem erkek hem de kadın için kullanılabileceğini, ancak yaygın olarak erkeğin karısı için kullanıldığını ifade eder. Ayetteki 'ezvâc' kelimesi, kocanın zina isnat ettiği karılarını belirtir."}]},{"word":"شُهَدَآءُ","root":"ش ه د","rootLatin":"ş-h-d","meaning":"Bu bağlamda, bir olaya tanıklık eden, şahitlik eden kişilerdir.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'şehâdet' kelimesinin bir olayı gözle görmek ve onu haber vermek anlamına geldiğini belirtir. 'Şühedâ' ise bu eylemi gerçekleştiren kişilerdir. Ayette, zina isnadını ispatlamak için gerekli olan tanıkların yokluğunu ifade eder."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'şehâdet' kelimesinin hem görme hem de bilgiye dayalı tanıklık anlamına geldiğini açıklar. 'Şühedâ' kelimesi ise, zina isnadını doğrulayacak, hukuken geçerli tanıkların bulunmadığı durumu vurgular."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'şehâdet' kavramının Kur'an'da hem 'tanıklık etmek' hem de 'Allah'ın varlığına ve birliğine şahitlik etmek' gibi geniş bir anlam yelpazesine sahip olduğunu belirtir. Bu ayette ise, hukuki bir bağlamda, bir suçun ispatı için gerekli olan insan tanıklığını ifade eder."}]},{"word":"شَهَـٰدَةُ","root":"ش ه د","rootLatin":"ş-h-d","meaning":"Burada, bir kişinin yemin ederek yaptığı tanıklık, şahitlik beyanıdır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'şehâdet' kelimesinin bir şeyi gözle görüp onu haber vermek olduğunu ve bu haberin bazen yeminle pekiştirildiğini ifade eder. Ayetteki 'şehâdetu ahadihim' ifadesi, kocanın kendi iddiasını yeminle destekleyerek yaptığı özel bir tanıklık biçimini, yani li'anı anlatır."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'şehâdet' kelimesinin Kur'an'da farklı bağlamlarda kullanıldığını, bu ayette ise özellikle 'li'an' durumunda kocanın kendi iddiasını ispatlamak için Allah'ı şahit tutarak yaptığı yeminli beyanı ifade ettiğini belirtir. Bu, normal şahitlikten farklı, özel bir hukuki prosedürdür."}]},{"word":"ٱلصَّـٰدِقِينَ","root":"ص د ق","rootLatin":"s-d-k","meaning":"Bu bağlamda, sözünde duran, doğru söyleyen, yalan söylemeyen kişilerdir.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'sıdk' kelimesinin bir sözün veya fiilin gerçeğe uygun olması anlamına geldiğini belirtir. 'Sâdikîn' ise bu niteliğe sahip olan, yani sözleri doğru olan kişilerdir. Ayette, kocanın zina isnadında doğru söyleyenlerden olduğunu iddia etmesini ifade eder."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'sıdk'ın 'kizb'in (yalan) zıttı olduğunu ve bir sözün veya haberin vakıaya uygunluğunu ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'sâdikîn' kelimesi, kocanın kendi iddiasının doğruluğunu Allah'a yemin ederek teyit etme çabasını vurgular."}]}]}

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Nûr Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *24/6*
