# Furkân Sûresi, 16. Âyet (25:16)

> لَّهُمْ فِيهَا مَا يَشَآءُونَ خَـٰلِدِينَ ۚ كَانَ عَلَىٰ رَبِّكَ وَعْدًا مَّسْـُٔولًا

*Lehum fîhâ mâ yeşâûne ḣâlidîn(e)(c) kâne ‘alâ rabbike va'den mes-ûlâ(n)*

**Meal (Diyanet):** Ebedi olarak kalacakları orada onlar için diledikleri her şey vardır. Bu, Rabbinin uhdesine aldığı, (yerine getirilmesi) istenen bir va'didir.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/25/16

---

## Tefsir

{"topics":["cennet","ahiret-mukafat","kader"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"لَّهُمْ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لِ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"için"},{"position":1,"surface":"هُمْ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"onlar"},{"position":2,"surface":"فِيهَا","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فِي","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"içinde"},{"position":2,"surface":"هَا","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هِيَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"o"},{"position":3,"surface":"مَا","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَا","form":"-","features":{"irab":"Merfû","state":"Marife"},"irabReason":"Mübteda-i muahhar olduğu için merfû","gloss":"şey"},{"position":4,"surface":"يَشَاءُونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ش-ي-أ","rootLatin":"sh-y-a","lemma":"شَاءَ","form":"-","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatından etkilenmediği için merfû","gloss":"dilerler"},{"position":5,"surface":"خَالِدِينَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"خ-ل-د","rootLatin":"kh-l-d","lemma":"خَالِد","form":"Fâ'il","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"Hâl olduğu için mansûb","gloss":"ebedi kalıcılar"},{"position":6,"surface":"كَانَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ك-و-ن","rootLatin":"k-w-n","lemma":"كَانَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"oldu"},{"position":7,"surface":"عَلَىٰ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"عَلَى","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"üzerine"},{"position":8,"surface":"رَبِّكَ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ر-ب-ب","rootLatin":"r-b-b","lemma":"رَبّ","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"Rabbin"},{"position":8,"surface":"كَ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أَنْتَ","form":"-","features":{"person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"senin"},{"position":9,"surface":"وَعْدًا","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"و-ع-د","rootLatin":"w-'-d","lemma":"وَعْد","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"Kâne'nin haberi olduğu için mansûb","gloss":"bir vaat"},{"position":10,"surface":"مَّسْئُولًا","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mef'ûl","root":"س-ء-ل","rootLatin":"s-'-l","lemma":"مَسْئُول","form":"Mef'ûl","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"Önceki ismin sıfatı olduğu için mansûb","gloss":"sorulan, istenen"}]

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, cennet ehlinin ebedi ikametini ve orada dilediklerine kavuşacaklarını vurgulamaktadır. Aynı zamanda bu durumun, Allah'ın yerine getirilmesi kesin olan bir vaadi olduğunu belirtir. Ayet, cennetin niteliğini ve ilahi vaadin güvencesini dilbilimsel olarak ortaya koyar.","keyConcepts":[{"word":"يَشَآءُونَ","root":"ش ي أ","rootLatin":"ş-y-ʾ","meaning":"Cennet ehlinin arzu ettikleri, istedikleri ve dileyecekleri her şeyi ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Şey (شيء) kelimesi, var olan veya var olabilecek her şeyi kapsar. Meşîet (مشيئة) ise, bir şeyi istemek, dilemek ve ona yönelmek anlamındadır. Ayetteki 'yeşâûne' ifadesi, cennet ehlinin sınırsız arzu ve isteklerinin Allah tarafından karşılanacağını, onların diledikleri her şeyin kendilerine verileceğini belirtir."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Arapçada 'şâe' fiili, 'istedi, diledi' anlamına gelir. Buradaki kullanım, cennetliklerin kendi iradeleriyle arzu ettikleri her şeye ulaşacaklarını, bu arzuların Allah tarafından gerçekleştirileceğini mecazi olarak ifade eder. Cennetin nimetlerinin bolluğuna ve çeşitliliğine işaret eder."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Kur'an'da 'meşîet' kavramı, genellikle Allah'ın mutlak iradesiyle ilişkilendirilir. Ancak bu ayetteki 'yeşâûne' ifadesi, cennet bağlamında, Allah'ın müminlere bahşettiği bir lütuf olarak, onların kendi arzularının gerçekleşmesini ifade eder. Bu, Allah'ın cömertliğinin ve cennetin mükâfatlandırma niteliğinin bir göstergesidir."}]},{"word":"خَـٰلِدِينَ","root":"خ ل د","rootLatin":"h-l-d","meaning":"Cennette sürekli, kesintisiz ve ebedi olarak kalacaklarını ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Hulûd (خلود), bir şeyin uzun süre kalması veya hiç yok olmaması anlamına gelir. Cennet ve cehennem ehli için kullanıldığında, bu durumun sonsuzluğunu ve kesintisizliğini ifade eder. Ayetteki 'hâlidîn' kelimesi, cennetin geçici değil, ebedi bir ikametgâh olduğunu vurgular."},{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Hulûd, bir yerde sürekli kalmak demektir. Cennet ehlinin 'hâlidîn' olması, onların cennetten asla çıkarılmayacakları, orada sonsuza dek yaşayacakları anlamına gelir. Bu, müminlere verilen en büyük müjdelerden biridir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Hulûd kökünden türeyen kelimeler, Kur'an'da genellikle ahiret hayatının kalıcılığını ve sürekliliğini ifade etmek için kullanılır. 'Hâlidîn' kelimesi, cennetin mükafatının sadece geçici bir zevk değil, sonsuz bir mutluluk olduğunu semantik olarak pekiştirir."}]},{"word":"وَعْدًا","root":"و ع د","rootLatin":"v-ʿ-d","meaning":"Allah'ın cennet ehli için kesin olarak yerine getireceği, taahhüt ettiği sözü ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Va'd (وعد), hayır veya şer bir şeyin gerçekleşeceğine dair verilen sözdür. Kur'an'da Allah'a nispet edildiğinde, genellikle hayır ve müjde anlamında kullanılır ve kesinlikle gerçekleşeceği vurgulanır. Bu ayetteki 'va'den', Allah'ın cenneti ve içindeki nimetleri müminlere vaat ettiğini ve bu vaadin şaşmaz bir gerçek olduğunu belirtir."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Va'd, gelecekte bir şeyin olacağına dair haber vermektir. Allah'ın vaadi, asla bozulmayan, kesinlikle gerçekleşen bir sözdür. Ayetteki 'va'den' kelimesi, cennetin bir hayal değil, Allah'ın kudretiyle gerçekleşecek olan somut bir gerçeklik olduğunu ifade eder."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Kur'an'da 'va'd' kavramı, Allah'ın ahit ve antlaşmalarının temelini oluşturur. Allah'ın vaadi, O'nun adaletinin ve güvenilirliğinin bir göstergesidir. Bu ayetteki 'va'den', cennetin sadece bir umut değil, Allah'ın kesin ve değişmez bir taahhüdü olduğunu vurgulayarak, müminlere güven ve huzur verir."}]},{"word":"مَّسْـُٔولًا","root":"س أ ل","rootLatin":"s-ʾ-l","meaning":"Yerine getirilmesi istenen, talep edilen veya hakkında soru sorulan bir vaat olduğunu ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Suâl (سؤال), bir şeyin istenmesi veya hakkında bilgi edinilmesidir. 'Mes'ûl' ise, sorulan, istenen veya talep edilen şey demektir. Ayetteki 'va'den mes'ûlen' ifadesi, bu vaadin Allah tarafından yerine getirilmesi beklenen, adeta kullar tarafından talep edilen bir hak gibi olduğunu, dolayısıyla Allah'ın bu vaadi mutlaka gerçekleştireceğini vurgular. Bu, vaadin kesinliğini pekiştirir."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Mes'ûl kelimesi, 'sorulan, istenen' anlamındadır. Burada 'va'den mes'ûlen' terkibi, Allah'ın bu vaadi yerine getirmesinin, sanki kulların O'ndan bunu istemesi gibi bir zorunluluk taşıdığını ifade eder. Bu, Allah'ın vaadinin ne kadar kesin ve gerçekleşmesi kaçınılmaz olduğunu gösterir."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Mes'ûl, 'sorulmuş, talep edilmiş' demektir. Ayetteki bağlamda, bu vaadin Allah tarafından yerine getirilmesi gereken bir sorumluluk gibi olduğunu, O'nun bu vaadi gerçekleştireceğine dair hiçbir şüphe bulunmadığını ifade eder. Bu, Allah'ın vaadine olan güveni artırır ve cennetin kesinliğini vurgular."}]}]}

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Furkân Sûresi** · *25/16*
- **Kelime-i Mûseviyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *25/16*
