# Furkân Sûresi, 34. Âyet (25:34)

> ٱلَّذِينَ يُحْشَرُونَ عَلَىٰ وُجُوهِهِمْ إِلَىٰ جَهَنَّمَ أُو۟لَـٰٓئِكَ شَرٌّ مَّكَانًا وَأَضَلُّ سَبِيلًا

*Elleżîne yuhşerûne ‘alâ vucûhihim ilâ cehenneme ulâ-ike şerrun mekânen ve edallu sebîlâ(n)*

**Meal (Diyanet):** Yüzüstü cehenneme sürüklenecek olanlar var ya; işte onlar konumları itibariyle daha kötü, tuttukları yol itibariyle daha sapıktırlar.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/25/34

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, kıyamet gününde cehenneme sevk edileceklerin durumunu ve akıbetini tasvir etmektedir. Özellikle 'yüzüstü haşredilme' ve 'en kötü yer', 'en sapık yol' ifadeleriyle cezanın şiddeti ve sapkınlığın derinliği vurgulanmaktadır.","keyConcepts":[{"word":"يُحْشَرُونَ","root":"ح ش ر","rootLatin":"h-ş-r","meaning":"Kıyamet günü toplanmak, bir araya getirilmek, sevk edilmek anlamındadır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Haşr (حشر), bir topluluğu bir yerden başka bir yere sevk etmek, toplamak demektir. Ayetteki 'yuhşerûne' ifadesi, kıyamet günü insanların zorla, iradeleri dışında belirli bir yere, yani cehenneme doğru toplanıp sevk edileceklerini ifade eder. Bu, dünyadaki amellerinin bir sonucu olarak gerçekleşecek kaçınılmaz bir toplanmadır."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Haşr, bir şeyi bir araya getirmek ve toplamak anlamına gelir. Ayetteki 'yuhşerûne' ifadesi, Allah'ın emriyle insanların hesap vermek üzere bir araya getirilişini ve ardından cehenneme doğru sürülüşünü mecazi olarak anlatır. Burada 'yüzleri üzerine' ifadesiyle birlikte kullanılması, bu toplanmanın aşağılayıcı ve zorlayıcı niteliğini pekiştirir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Haşr kavramı, Kur'an'da genellikle kıyamet günü diriliş ve hesap için insanların bir araya getirilmesi bağlamında kullanılır. Bu ayetteki 'yuhşerûne' fiili, sadece fiziksel bir toplanmayı değil, aynı zamanda ilahi adalet önünde hesap verme zorunluluğunu ve bu kişilerin cehenneme mahkumiyetini de sembolize eder. 'Yüzleri üzerine' ifadesi, bu toplanmanın utanç verici ve aşağılayıcı yönünü vurgular."}]},{"word":"وُجُوهِهِمْ","root":"و ج ه","rootLatin":"v-c-h","meaning":"Yüzler, bir şeyin ön tarafı veya yönü anlamına gelir; ayette 'yüzüstü' veya 'yüzleri üzerinde' anlamında kullanılmıştır.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Vecih (وجه), bir şeyin ön tarafı demektir. Ayetteki 'alâ vucûhihim' (yüzleri üzerine) ifadesi, onların cehenneme doğru sürüklenirken yüzüstü düşerek veya yüzleri yerde sürünerek gideceklerini anlatır. Bu, onların acizliğini, zilletini ve azabın şiddetini gösteren bir tasvirdir."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Vecih, hem insanın yüzünü hem de bir şeyin önünü ifade eder. 'Alâ vucûhihim' ifadesi, onların yüzleri üzerinde sürüklenerek haşredilmelerini anlatır. Bu durum, onların dünyadaki kibir ve gururlarının aksine, ahiretteki zillet ve aşağılanmalarını sembolize eder. Bu, aynı zamanda onların acı çekerek ve zorla sevk edildiklerini de gösterir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Vecih kelimesi, Kur'an'da farklı bağlamlarda 'yüz', 'yön', 'taraf' gibi anlamlara gelir. Bu ayetteki 'alâ vucûhihim' kullanımı, mecazi bir anlatım olup, onların cehenneme doğru sürüklenirken yaşadıkları zilleti, acıyı ve aşağılanmayı vurgular. Bu, onların dünyadaki sapkınlıklarının bir karşılığı olarak ahiretteki durumlarını tasvir eder."}]},{"word":"جَهَنَّمَ","root":"ج ه ن م","rootLatin":"c-h-n-m","meaning":"İslam inancında kafirlerin ve günahkarların cezalandırılacağı yer, cehennem.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Cehennem (جهنم), ahiretteki azap yurdunun özel ismidir. Kelimenin kökeni hakkında farklı görüşler olmakla birlikte, genellikle derinlik ve karanlık anlamlarını çağrıştırır. Ayetteki kullanımı, yüzüstü haşredilenlerin varacağı nihai kötü yeri ifade eder ve bu, onların dünyadaki sapkınlıklarının doğrudan bir sonucudur."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Cehennem, Allah'ın gazabının tecelli ettiği, azap ve ceza yeri olarak tanımlanır. Bu ayette, 'yüzüstü' haşredilenlerin varacağı yer olarak zikredilmesi, cehennemin sadece bir mekan değil, aynı zamanda büyük bir zillet ve acı kaynağı olduğunu vurgular. Bu, dünyada Allah'ın emirlerine karşı gelenlerin karşılaşacağı kaçınılmaz akıbettir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Cehennem, Kur'an'da ahiret inancının merkezi kavramlarından biridir ve genellikle 'ateş', 'azap' ve 'zillet' ile ilişkilendirilir. Bu ayette, 'yüzüstü' cehenneme sürüklenme tasviri, cehennemin sadece fiziksel bir azap yeri değil, aynı zamanda manevi bir aşağılanma ve utanç mekanı olduğunu da gösterir. Bu, ilahi adaletin bir tezahürüdür."}]},{"word":"شَرٌّ","root":"ش ر ر","rootLatin":"ş-r-r","meaning":"Kötü, şerli, zararlı; ayette 'en kötü' anlamında kullanılmıştır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Şerr (شرّ), hayrın zıddı olup, istenmeyen, zararlı ve kötü olan her şeyi ifade eder. Ayetteki 'şerrun mekânen' (yerce en kötü) ifadesi, cehennemin sadece bir azap yeri olmakla kalmayıp, aynı zamanda varılabilecek en kötü, en menfur ve en aşağılık mekan olduğunu vurgular. Bu, dünyadaki kötü amellerin karşılığıdır."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Şerr, bir şeyin çirkin, kötü ve zararlı olmasıdır. Ayetteki 'şerrun mekânen' ifadesi, cehennemin mekan olarak en kötü ve en iğrenç yer olduğunu belirtir. Bu, oraya girenlerin karşılaşacağı azabın şiddetini ve o mekanın tiksindiriciliğini ifade eder. Bu ifade, mübalağa yoluyla cehennemin kötülüğünü pekiştirir."}]},{"word":"أَضَلُّ","root":"ض ل ل","rootLatin":"d-l-l","meaning":"Daha sapık, en sapık; doğru yoldan ayrılmış, şaşırmış.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Dalâl (ضلال), doğru yoldan sapmak, şaşırmak demektir. Ayetteki 'edallu sebîlen' (yolca en sapık) ifadesi, onların sadece mekanlarının kötü olmakla kalmayıp, aynı zamanda dünyada takip ettikleri yolun da en yanlış, en sapkın yol olduğunu belirtir. Bu, onların akıl ve iradelerini kötüye kullanarak doğru yoldan tamamen uzaklaştıklarını gösterir."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Dalâl, doğru yoldan ayrılmak, hedefi şaşırmak anlamına gelir. 'Edallu sebîlen' ifadesi, bu kişilerin dünyada izledikleri yolun, diğer sapkın yollardan bile daha kötü ve daha yanlış olduğunu vurgular. Bu, onların sapkınlıklarının derecesini ve cehenneme götüren yolun ne kadar tehlikeli olduğunu açıkça ortaya koyar."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Dalâl kavramı, Kur'an'da genellikle Allah'ın doğru yolundan (sırat-ı müstakim) sapmayı ifade eder. 'Edallu sebîlen' ifadesi, bu kişilerin sadece sapmış olmakla kalmayıp, sapkınlığın en uç noktasına ulaştıklarını ve bu sapkınlığın onları cehenneme sürüklediğini gösterir. Bu, onların ahlaki ve dini yozlaşmalarının bir sonucudur."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["cehennem","dirilis","ahiret-mukafat","musrikler"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"ٱلَّذِينَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"الذي","rootLatin":"alla-dh-y","lemma":"ٱلَّذِينَ","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"İsm-i mevsûl olduğu için mebnî. Mübteda konumunda.","gloss":"o kimseler ki"},{"position":2,"surface":"يُحْشَرُونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ح-ش-ر","rootLatin":"H-SH-R","lemma":"حَشَرَ","form":"-","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Meçhul","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatından etkilenmediği için merfû. İsm-i mevsûlün sıla cümlesi.","gloss":"toplanacaklar"},{"position":3,"surface":"عَلَىٰ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"عَلَى","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî.","gloss":"üzerine"},{"position":4,"surface":"وُجُوهِ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"و-ج-ه","rootLatin":"W-J-H","lemma":"وَجْه","form":"-","features":{"number":"Cemi","irab":"Mecrûr","state":"Nekre"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr.","gloss":"yüzleri"},{"position":4,"surface":"هِمْ","pos":"harf","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mahallen mecrûr.","gloss":"onların"},{"position":5,"surface":"إِلَىٰ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِلَى","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî.","gloss":"-e, -a"},{"position":6,"surface":"جَهَنَّمَ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ج-ه-ن-م","rootLatin":"J-H-N-M","lemma":"جَهَنَّم","form":"-","features":{"irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr (gayr-ı munsarıf olduğu için fetha ile).","gloss":"cehenneme"},{"position":7,"surface":"أُو۟لَـٰٓئِكَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i İşaret","root":"أولاء","rootLatin":"u-l-a","lemma":"أُولَٰئِكَ","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"İsm-i işaret olduğu için mebnî. Mübteda konumunda.","gloss":"işte onlar"},{"position":8,"surface":"شَرٌّۭ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Tafdîl","root":"ش-ر-ر","rootLatin":"SH-R-R","lemma":"شَرّ","form":"-","features":{"irab":"Merfû","state":"Nekre"},"irabReason":"Haber olduğu için merfû.","gloss":"daha kötü"},{"position":9,"surface":"مَّكَانًۭا","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ك-و-ن","rootLatin":"K-W-N","lemma":"مَكَان","form":"-","features":{"irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"Temyiz olduğu için mansûb.","gloss":"yer olarak"},{"position":10,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî.","gloss":"ve"},{"position":10,"surface":"أَضَلُّ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Tafdîl","root":"ض-ل-ل","rootLatin":"D-L-L","lemma":"أَضَلّ","form":"-","features":{"irab":"Merfû","state":"Nekre"},"irabReason":"Önceki isme atfedildiği için merfû.","gloss":"daha sapık"},{"position":11,"surface":"سَبِيلًۭا","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"س-ب-ل","rootLatin":"S-B-L","lemma":"سَبِيل","form":"-","features":{"irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"Temyiz olduğu için mansûb.","gloss":"yol olarak"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Furkân Sûresi** · *25/34*
- **Furkân Sûresi** · *25/34*
- **Kelime-i Mûseviyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *25/34*
