# Furkân Sûresi, 36. Âyet (25:36)

> فَقُلْنَا ٱذْهَبَآ إِلَى ٱلْقَوْمِ ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَـٰتِنَا فَدَمَّرْنَـٰهُمْ تَدْمِيرًا

*Fekulnâ-żhebâ ilâ-lkavmi-lleżîne keżżebû bi-âyâtinâ fedemmernâhum tedmîrâ(n)*

**Meal (Diyanet):** Onlara, "Ayetlerimizi yalanlayan topluluğa gidin" dedik. Nihayet o kavmi yerle bir ettik.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/25/36

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Furkân Suresi 36. ayet, Allah'ın peygamberlerine verdiği bir emri ve bu emre uymayan kavmin akıbetini anlatmaktadır. Ayet, 'yalanlama' ve 'helak etme' gibi temel kavramlar üzerinden ilahi adaletin tecellisini vurgular.","keyConcepts":[{"word":"ٱلْقَوْمِ","root":"ق و م","rootLatin":"k-v-m","meaning":"Burada, peygamberlerin gönderildiği ve ayetleri yalanlayan topluluğu ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'kavm' kelimesinin 'kıyâm' (ayakta durmak) kökünden geldiğini ve genellikle erkeklerden oluşan topluluklar için kullanıldığını belirtir. Ayetteki bağlamda, peygamberlerin muhatap olduğu, inkarcı bir topluluğu ifade eder."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'kavm' kelimesinin Kur'an'da bazen 'insanlar' anlamında kullanıldığını, ancak burada belirli bir topluluğa işaret ettiğini belirtir. Ayette, Allah'ın ayetlerini yalanlayan, helak edilmeyi hak eden bir topluluktur."}]},{"word":"كَذَّبُوا۟","root":"ك ذ ب","rootLatin":"k-z-b","meaning":"Allah'ın ayetlerini, peygamberlerin getirdiği hakikatleri yalanlamak, inkâr etmek anlamına gelir.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'kezzebe' fiilinin 'yalanlamak, doğru olmadığını iddia etmek' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayette, peygamberlerin getirdiği mucizeleri ve ilahi mesajları reddeden kavmin eylemini ifade eder."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'kezib' (yalan) kökünden türeyen 'kezzebe' fiilinin, bir şeyi doğru kabul etmemek, onu yalan saymak anlamına geldiğini açıklar. Ayetteki kullanımı, Allah'ın ayetlerine karşı takınılan inkarcı tavrı net bir şekilde ortaya koyar."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'tekzîb' kavramının Kur'an'da sadece sözlü bir yalanlama değil, aynı zamanda bir hakikati reddetme, ona karşı çıkma ve hatta onu fiilen engelleme anlamlarını da içerdiğini vurgular. Bu ayette, kavmin ayetlere karşı gösterdiği topyekûn inkarcı tutumu ifade eder."}]},{"word":"بِـَٔايَـٰتِنَا","root":"ء ي ه","rootLatin":"e-y-h","meaning":"Allah'ın varlığına, birliğine ve kudretine işaret eden delilleri, mucizeleri ve vahyedilmiş sözleri ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'âyet' kelimesinin 'alamet, işaret, delil' anlamına geldiğini ve Kur'an'da hem evrendeki yaratılış delillerini hem de peygamberlere verilen mucizeleri ve vahyedilmiş ayetleri kapsadığını belirtir. Ayette, yalanlanan şeyin Allah'ın açık delilleri olduğu vurgulanır."},{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, 'âyât' kelimesinin Kur'an'da farklı bağlamlarda kullanıldığını, ancak burada peygamberler aracılığıyla gönderilen ilahi mesajları ve mucizeleri ifade ettiğini belirtir. Kavmin yalanladığı şey, bu ilahi işaretlerdir."}]},{"word":"فَدَمَّرْنَـٰهُمْ","root":"د م ر","rootLatin":"d-m-r","meaning":"Allah'ın, inkarcı kavmi tamamen helak etmesi, kökünü kazıması anlamına gelir.","sources":[{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'tedmîr' masdarının 'demmere' fiilinden türediğini ve 'bir şeyi tamamen yok etmek, kökünden kazımak, helak etmek' anlamlarına geldiğini açıklar. Ayette, yalanlayan kavmin uğradığı nihai ve kesin cezayı ifade eder."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'demmere' fiilinin 'bir şeyi tamamen yıkmak, harap etmek, ortadan kaldırmak' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'tedmîran' (masdar-ı nev'î) ise bu helakın şiddetini ve tamlığını vurgular."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'tedmîr'in, bir şeyin varlığını tamamen ortadan kaldırmak, onu yok etmek olduğunu ifade eder. Ayette, Allah'ın inkarcı kavme uyguladığı mutlak ve geri dönülmez cezayı anlatır."}]},{"word":"تَدْمِيرًا","root":"د م ر","rootLatin":"d-m-r","meaning":"Helak etmenin şiddetini ve tamlığını pekiştiren, mutlak bir yok oluşu ifade eden masdardır.","sources":[{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'tedmîran' kelimesinin 'demmere' fiilinin masdar-ı nev'îsi (tür bildiren masdar) olduğunu ve helak etme eyleminin ne kadar şiddetli ve kapsamlı olduğunu vurguladığını belirtir. Bu, sıradan bir helak değil, kökten bir yok etmedir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, Kur'an'da fiilin kendi masdarıyla teyit edilmesinin (mef'ûl-i mutlak) eylemin kesinliğini, şiddetini ve tamlığını ifade ettiğini belirtir. 'Tedmîran' kelimesi de bu bağlamda, kavmin tamamen ve kesin olarak helak edildiğini vurgular."}]}]}

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Furkân Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *25/36*
- **Furkân Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *25/36*
