# Furkân Sûresi, 6. Âyet (25:6)

> قُلْ أَنزَلَهُ ٱلَّذِى يَعْلَمُ ٱلسِّرَّ فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۚ إِنَّهُۥ كَانَ غَفُورًا رَّحِيمًا

*Kul enzelehu-lleżî ya'lemu-ssirra fî-ssemâvâti vel-ard(i)(c) innehu kâne ġafûran rahîmâ(n)*

**Meal (Diyanet):** (Ey Muhammed!) De ki: "O kitabı göklerin ve yerin sırrını bilen indirmiştir. Şüphesiz O, bağışlayandır, çok merhamet edendir."

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/25/6

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, Kur'an'ın ilahi menşeini ve Allah'ın mutlak ilmini vurgularken, aynı zamanda O'nun bağışlayıcı ve merhametli sıfatlarını öne çıkarır. Anahtar kavramlar, Allah'ın sırları bilmesi ve O'nun rahmet ve mağfiretinin genişliğini dilbilimsel bir derinlikle ortaya koyar.","keyConcepts":[{"word":"أَنزَلَهُ","root":"ن ز ل","rootLatin":"n-z-l","meaning":"Kur'an'ın Allah tarafından indirilmesini ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Nüzûl (نزول), bir şeyin yukarıdan aşağıya inmesidir. Ayetteki 'enzelehu' (أَنزَلَهُ) fiili, Kur'an'ın Allah katından peygambere vahyedilerek indirilmesi anlamında kullanılmıştır. Bu, ilahi bir kaynağa işaret eder ve beşeri bir ürün olmadığını vurgular."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Kur'an'da 'inzâl' (إنزال) kelimesi, Allah'ın kelamını kullarına ulaştırması, vahyetmesi anlamında mecazi olarak kullanılır. Burada 'Onu indiren' ifadesi, Kur'an'ın Allah'ın kelamı olduğunu ve O'nun tarafından gönderildiğini açıkça belirtir."}]},{"word":"يَعْلَمُ","root":"ع ل م","rootLatin":"a-l-m","meaning":"Allah'ın her şeyi, özellikle de gizli olanı bilme sıfatını ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İlim (علم), bir şeyi olduğu gibi idrak etmektir. 'Ya'lemu' (يعلم) fiili, Allah'ın mutlak ve kuşatıcı ilmini ifade eder. Ayette 'sırrı bilen' ifadesiyle birlikte kullanılması, Allah'ın sadece görüneni değil, gizli olan her şeyi de eksiksiz bildiğini vurgular."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"İlim, bir şeyin hakikatini kavramaktır. Allah'ın ilmi, ezelî ve ebedî olup, hiçbir şey O'ndan gizli kalmaz. Ayetteki 'ya'lemu' fiili, Allah'ın göklerdeki ve yerdeki sırları dahi bilme kudretini gösterir ki bu, Kur'an'ın kaynağının ilahi olduğunu destekler."}]},{"word":"ٱلسِّرَّ","root":"س ر ر","rootLatin":"s-r-r","meaning":"Göklerde ve yerde gizli olan, bilinmeyen her şeyi ifade eder.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Sır (سر), gizli tutulan, açığa vurulmayan şeydir. Ayetteki 'es-sirr' (السر) kelimesi, sadece insanların gizlediklerini değil, aynı zamanda evrenin ve varoluşun derinliklerindeki bilinmeyen, saklı gerçekleri de kapsar. Allah'ın bu sırları bilmesi, O'nun her şeye kadir ve her şeyi kuşatan ilmini gösterir."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Sır, kalpte gizlenen veya başkalarından saklanan şeydir. Kur'an'da 'es-sirr' ifadesi, Allah'ın ilminde olan, yaratılmışların idrak edemediği gayb âlemine ait bilgileri de içerir. Ayetteki bağlamda, göklerin ve yerin sırları, Allah'ın mutlak ilminin bir kanıtıdır."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Kur'an'da 'sır' kavramı, sadece insan bilincinin ötesindeki gizli gerçekleri değil, aynı zamanda Allah'ın evrendeki işleyişine dair derin ve anlaşılması zor yönleri de ifade eder. Ayetteki 'göklerin ve yerin sırrı', Allah'ın yaratılışındaki hikmetleri ve bilinmeyen boyutları kapsar."}]},{"word":"غَفُورًا","root":"غ ف ر","rootLatin":"ğ-f-r","meaning":"Allah'ın günahları örten, bağışlayan sıfatını ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Ğufrân (غفران), günahı örtmek ve onu affetmektir. 'Ğafûr' (غفور) ise, çok bağışlayan demektir. Ayetteki 'Ğafûran' kelimesi, Allah'ın kullarının günahlarını affetme ve onları bağışlama sıfatının sürekliliğini ve genişliğini vurgular."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Ğafûr, Allah'ın esma-i hüsnasından olup, günahları çokça bağışlayan, ayıpları örten anlamına gelir. Bu ayette, Allah'ın ilminin genişliği ve kudretinin yanı sıra, kullarına karşı olan merhamet ve bağışlayıcılığını da ifade eder, bu da O'nun rahmetinin bir tecellisidir."}]},{"word":"رَّحِيمًا","root":"ر ح م","rootLatin":"r-h-m","meaning":"Allah'ın kullarına karşı merhametli, şefkatli ve lütufkâr olma sıfatını ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Rahmet (رحمة), acımak ve iyilik etmektir. 'Rahîm' (رحيم) ise, çok merhamet eden demektir. Ayetteki 'Rahîmen' kelimesi, Allah'ın kullarına karşı sürekli ve özel bir merhametle muamele ettiğini, onlara lütufta bulunduğunu ve şefkat gösterdiğini belirtir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Rahîm ismi, Allah'ın ahirette müminlere özel olarak merhamet edeceğini ve onlara lütufta bulunacağını ifade eder. Bu ayette 'Ğafûr' ile birlikte kullanılması, Allah'ın bağışlayıcılığının merhametinden kaynaklandığını ve O'nun kullarına karşı olan şefkatinin bir göstergesi olduğunu pekiştirir."}]}]}

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Furkân Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *25/6*
- **Furkân Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *25/6*
- **Furkân Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *25/6*
- **TB. Kelime-i Mûseviyye** — Ahmet Avni Konuk · *25/6*
- **TB. Kelime-i Mûseviyye** — Ahmet Avni Konuk · *25/6*
