# Furkân Sûresi, 72. Âyet (25:72)

> وَٱلَّذِينَ لَا يَشْهَدُونَ ٱلزُّورَ وَإِذَا مَرُّوا۟ بِٱللَّغْوِ مَرُّوا۟ كِرَامًا

*Velleżîne lâ yeşhedûne-zzûra ve-iżâ merrû billaġvi merrû kirâmâ(n)*

**Meal (Diyanet):** Onlar, yalana şahitlik etmeyen, faydasız boş bir şeyle karşılaştıkları zaman, vakar ve hoşgörü ile geçip gidenlerdir.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/25/72

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, müminlerin temel ahlaki özelliklerini, özellikle yalandan ve boş sözden uzak durma prensibini vurgulamaktadır. Seçilen anahtar kavramlar, bu ahlaki duruşun dilbilimsel ve semantik derinliğini ortaya koymaktadır.","keyConcepts":[{"word":"يَشْهَدُونَ","root":"ش-ه-د","rootLatin":"ş-h-d","meaning":"Bu bağlamda, bir şeye tanıklık etmek, hazır bulunmak veya bir şeyi onaylamak anlamında kullanılmıştır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'ş-h-d' kökünün asıl anlamının 'hazır bulunmak' (حضور) olduğunu belirtir. Ayetteki 'lâ yeşhedûne' ifadesi, 'yalan yere tanıklık etmezler' veya 'yalanın olduğu yerde bulunmazlar' anlamını taşır. Bu, sadece yalan şahitlikten kaçınmayı değil, aynı zamanda yalanın ve batılın olduğu ortamlardan uzak durmayı da ifade eder."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'şehâdet' kelimesinin bazen 'hazır bulunmak' anlamında kullanıldığını ifade eder. Ayetteki 'lâ yeşhedûne' ifadesi, 'yalan yere şahitlik yapmazlar' veya 'yalan meclislerinde bulunmazlar' şeklinde yorumlanabilir. Bu, müminlerin yalanın ve batılın yaygın olduğu ortamlardan kendilerini soyutlamalarını vurgular."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'şehâdet' kavramının Kur'an'da hem 'tanıklık etmek' hem de 'bir şeye şahit olmak' anlamlarında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'lâ yeşhedûne' ifadesi, müminlerin yalan ve batıl olan her türlü şeye karşı aktif bir reddediş içinde olduklarını, sadece yalan şahitlikten kaçınmakla kalmayıp, yalanın varlığına dahi rıza göstermediklerini gösterir."}]},{"word":"ٱلزُّورَ","root":"ز-و-ر","rootLatin":"z-v-r","meaning":"Yalan, batıl, haksızlık ve gerçeğe aykırı olan her şeyi ifade eder.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'zûr' kelimesinin 'yalan' (كذب) ve 'batıl' (باطل) anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'lâ yeşhedûne'l-zûr' ifadesi, müminlerin yalan yere şahitlik yapmadıklarını ve batıl olan her türlü söz ve eylemden uzak durduklarını açıkça ortaya koyar."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'zûr' kelimesinin 'gerçekten sapan, eğrilen' anlamından geldiğini ve bu nedenle 'yalan' ve 'batıl' için kullanıldığını açıklar. Ayetteki kullanımı, müminlerin sadece yalan şahitlikten değil, aynı zamanda her türlü haksız, batıl ve gerçeğe aykırı söz ve eylemden kaçınan bir karaktere sahip olduklarını vurgular."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'zûr' kelimesinin 'yalan söz', 'iftira' ve 'batıl' anlamlarını kapsadığını belirtir. Ayetteki 'lâ yeşhedûne'l-zûr' ifadesi, müminlerin yalanın ve batılın her türlü tezahüründen uzak duran, dürüst ve hakka bağlı bir yaşam sürdüklerini gösterir."}]},{"word":"ٱللَّغْوِ","root":"ل-غ-و","rootLatin":"l-ğ-v","meaning":"Boş, faydasız, anlamsız ve gereksiz söz veya eylemleri ifade eder.","sources":[{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, 'lağv' kelimesinin 'boş söz' ve 'faydasız iş' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'merrû bi'l-lağvi' ifadesi, müminlerin boş ve faydasız şeylerle karşılaştıklarında onlara takılıp kalmadıklarını, aksine onlardan yüz çevirip geçtiklerini anlatır."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'lağv' kelimesinin 'faydasız ve anlamsız söz' olduğunu ifade eder. Ayetteki bağlamda, müminlerin boş ve gereksiz konuşmalara veya eylemlere rastladıklarında onlara katılmadıklarını, aksine onlardan uzak durarak vakar ve olgunlukla yollarına devam ettiklerini vurgular."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'lağv'ın 'faydasız ve anlamsız olan her şey' olduğunu belirtir. Ayetteki 'merrû bi'l-lağvi' ifadesi, müminlerin boş ve gereksiz şeylerle karşılaştıklarında onlara aldırış etmeyip, kendi değerlerine uygun bir şekilde geçip gittiklerini, böylece zamanlarını ve enerjilerini faydalı işlere ayırdıklarını gösterir."}]},{"word":"كِرَامًا","root":"ك-ر-م","rootLatin":"k-r-m","meaning":"Onurlu, vakarlı, cömert ve yüce gönüllü bir şekilde davranmayı ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'kerem' kökünün 'şerefli, yüce ve cömert olmak' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'merrû kirâmâ' ifadesi, müminlerin boş ve faydasız şeylerle karşılaştıklarında onlara bulaşmadan, onurlu, vakarlı ve kendilerine yakışır bir şekilde geçip gittiklerini anlatır. Bu, onların ahlaki üstünlüklerini ve olgunluklarını gösterir."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'kirâm' kelimesinin 'kerem sahibi, şerefli ve yüce gönüllü' anlamlarına geldiğini açıklar. Ayetteki kullanımı, müminlerin boş ve faydasız şeylere karşı gösterdikleri tavrın, onların içsel asaletlerinden ve ahlaki değerlerinden kaynaklandığını, bu tür durumlarda dahi vakar ve olgunluklarını koruduklarını ifade eder."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'kerem' kavramının Kur'an'da genellikle 'cömertlik, şeref ve yücelik' anlamlarında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'kirâmâ' ifadesi, müminlerin boş ve faydasız şeylere karşı gösterdikleri tavrın, onların sadece uzak durmakla kalmayıp, aynı zamanda bu uzak duruşu bir vakar ve asaletle sergilediklerini, kendilerini bu tür düşüklüklerden münezzeh tuttuklarını vurgular."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["edep-haya","sidk","takva"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"ve"},{"position":1,"surface":"ٱلَّذِينَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"ٱلَّذِينَ","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mebnî olduğu için merfû mahallen","gloss":"o kimseler ki"},{"position":2,"surface":"لَا","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Nefy","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لَا","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"değil"},{"position":3,"surface":"يَشْهَدُونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ش-ه-د","rootLatin":"ş-h-d","lemma":"شَهِدَ","form":"Mücerred","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb ve cezm edatı olmadığı için merfû","gloss":"şahitlik etmezler"},{"position":4,"surface":"ٱلزُّورَ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ز-و-ر","rootLatin":"z-w-r","lemma":"زُور","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"yalanı"},{"position":5,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"ve"},{"position":5,"surface":"إِذَا","pos":"harf","posDetail":"Zarf-ı Zaman","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِذَا","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mebnî","gloss":"olduğu zaman"},{"position":6,"surface":"مَرُّوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"م-ر-ر","rootLatin":"m-r-r","lemma":"مَرَّ","form":"Mücerred","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"uğradılar"},{"position":7,"surface":"بِ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"بِ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"ile"},{"position":7,"surface":"ٱللَّغْوِ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ل-غ-و","rootLatin":"l-ğ-w","lemma":"لَغْو","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"boş söz"},{"position":8,"surface":"مَرُّوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"م-ر-ر","rootLatin":"m-r-r","lemma":"مَرَّ","form":"Mücerred","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"geçtiler"},{"position":9,"surface":"كِرَامًۭا","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ك-ر-م","rootLatin":"k-r-m","lemma":"كِرَام","form":"-","features":{"state":"Nekre","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Hâl olduğu için mansûb","gloss":"kerem sahibi olarak"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Furkân Sûresi** · *25/72*
- **Furkân Sûresi** · *25/72*
