# Furkân Sûresi, 75. Âyet (25:75)

> أُو۟لَـٰٓئِكَ يُجْزَوْنَ ٱلْغُرْفَةَ بِمَا صَبَرُوا۟ وَيُلَقَّوْنَ فِيهَا تَحِيَّةً وَسَلَـٰمًا

*Ulâ-ike yuczevne-lġurfete bimâ saberû veyulakkavne fîhâ tehiyyeten veselâmâ(n)*

**Meal (Diyanet):** İşte onlar, sabretmelerine karşılık cennetin yüksek makamlarıyla mükafatlandırılacaklar ve orada esenlik dileği ve selamla karşılanacaklardır.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/25/75

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, sabredenlerin ahiretteki mükafatlarını ve onlara sunulacak olan yüce mertebeleri ve esenliği tasvir etmektedir. Anahtar kavramlar, bu mükafatın niteliğini ve sabrın önemini vurgulamaktadır.","keyConcepts":[{"word":"يُجْزَوْنَ","root":"ج ز ي","rootLatin":"c-z-y","meaning":"Bir fiil veya davranışın karşılığını vermek, mükafatlandırmak veya cezalandırmak anlamına gelir.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Cezâ kelimesi, bir fiilin karşılığı olarak verilen şeyi ifade eder; bu karşılık bazen hayır, bazen şer olabilir. Ayetteki 'yüczevne' ifadesi, sabır gibi güzel bir fiilin karşılığı olarak verilecek olan hayrı, yani mükafatı belirtir. (el-Müfredât, s. 195)"},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Cezâ, bir şeyin karşılığıdır. Burada 'yüczevne' fiili, Allah'ın sabreden kullarına lütfedeceği güzel karşılığı, yani cenneti ve içindeki nimetleri ifade eder. (Mecâzü'l-Kur'ân, c. 2, s. 98)"},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Cezâ kavramı, Kur'an'da genellikle yapılan amelin sonucunu ifade eder. Bu ayette ise, sabrın olumlu bir karşılığı olarak, Allah'ın kullarına bahşedeceği üstün dereceleri ve nimetleri anlatır. (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi, s. 123)"}]},{"word":"ٱلْغُرْفَةَ","root":"غ ر ف","rootLatin":"ğ-r-f","meaning":"Yüksek yer, üst kat, cennetteki yüksek dereceler ve köşkler anlamına gelir.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Ğurfe, evin üst katı demektir. Kur'an'da ise cennetteki yüksek makamları ve köşkleri ifade eder. Bu ayette, sabredenlere verilecek olan cennetin en yüce mertebelerini simgeler. (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân, s. 325)"},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Ğurfe, yüksek bina veya odadır. Kur'an'da ise cennetteki yüksek dereceler ve makamlar için kullanılır. Ayetteki 'el-ğurfe', sabredenlerin ulaşacağı üstün mertebeleri ve lüks mekanları işaret eder. (el-Müfredât, s. 605)"},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Ğurfe, yüksek ve seçkin mekanları ifade eder. Cennet bağlamında kullanıldığında, Allah'ın salih kullarına hazırladığı özel ve yüce makamları, köşkleri anlatır. (el-Külliyyât, s. 695)"}]},{"word":"صَبَرُوا۟","root":"ص ب ر","rootLatin":"s-b-r","meaning":"Zorluklara karşı dayanmak, tahammül etmek, kendini tutmak ve sebat etmek anlamına gelir.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Sabır, nefsi hoşlanmadığı şeylerden alıkoymak ve tahammül etmektir. Ayetteki 'saberû' fiili, müminlerin Allah yolunda karşılaştıkları zorluklara, musibetlere ve günahlardan uzak durmaya gösterdikleri sebatı ifade eder. (el-Müfredât, s. 474)"},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Sabır, Kur'an'da merkezi bir ahlaki erdemdir ve genellikle zorluklar karşısında metanet gösterme, Allah'ın emirlerine uyma ve yasaklarından kaçınma bağlamında kullanılır. Bu ayette, sabrın cennetin en yüksek derecelerine ulaşmanın temel şartı olduğu vurgulanır. (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar, s. 220)"},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Sabır, nefsi sıkıntılara karşı tutmaktır. Ayetteki 'saberû' ifadesi, Allah'ın rızasını kazanmak için gösterilen sürekli ve kararlı direnişi, zorluklara karşı gösterilen metaneti anlatır. (Basâiru Zevi't-Temyîz, c. 3, s. 370)"}]},{"word":"تَحِيَّةً","root":"ح ي ي","rootLatin":"h-y-y","meaning":"Selamlama, saygı gösterme, ömür dileme ve esenlik sunma anlamına gelir.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Tahiyye, ömür dilemek ve selam vermektir. Cennet ehlinin birbirlerine ve meleklere sundukları esenlik ve saygı ifadesidir. Ayette, cennet ehlinin karşılanışındaki bu özel ve onurlu selamlamayı belirtir. (el-Müfredât, s. 275)"},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Tahiyye, hayat dilemek ve selam vermektir. Kur'an'da cennet bağlamında kullanıldığında, cennet ehlinin birbirlerine ve meleklere sundukları, içinde esenlik ve huzur barındıran özel bir selamlaşma biçimini ifade eder. (Umdetü'l-Huffâz, c. 1, s. 420)"}]},{"word":"سَلَـٰمًا","root":"س ل م","rootLatin":"s-l-m","meaning":"Esenlik, barış, güvenlik ve her türlü afetten uzak olma hali anlamına gelir.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Selam, esenlik ve güvende olma halidir. Cennet ehli için 'selam' kelimesi, onların her türlü korku, üzüntü ve sıkıntıdan uzak, tam bir huzur ve emniyet içinde olduklarını ifade eder. (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân, s. 280)"},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Selam, her türlü afetten kurtuluş ve esenliktir. Cennet ehlinin mükafatlandırılmasında 'selam'ın zikredilmesi, onların orada tam bir huzur, güvenlik ve barış içinde yaşayacaklarını gösterir. (el-Müfredât, s. 415)"},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Selam, Kur'an'da hem bir selamlaşma ifadesi hem de genel bir esenlik ve barış hali olarak kullanılır. Cennet bağlamında, bu kavram, müminlerin ahiretteki nihai huzurunu, güvenliğini ve Allah'ın onlara bahşettiği tam bir esenlik durumunu simgeler. (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar, s. 180)"}]}]}

## Tefsir

{"topics":["cennet","sabir","ahiret-mukafat"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"أُو۟لَـٰٓئِكَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i İşaret","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أُو۟لَـٰٓئِكَ","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"İsm-i işaret olduğu için mebnîdir. Mübteda konumundadır.","gloss":"İşte onlar"},{"position":2,"surface":"يُجْزَوْنَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ج-ز-ي","rootLatin":"j-z-y","lemma":"جَزَى","form":"İf'âl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Meçhul","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nûn-i ref'in sübûtu ile merfûdur. Mübteda'nın haberi konumundadır.","gloss":"mükafatlandırılırlar"},{"position":3,"surface":"ٱلْغُرْفَةَ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"غ-ر-ف","rootLatin":"gh-r-f","lemma":"غُرْفَة","form":"-","features":{"gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Mansûb","state":"Marife"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için fetha ile mansûbdur.","gloss":"yüksek derece"},{"position":4,"surface":"بِ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"بِ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnîdir.","gloss":"sebebiyle"},{"position":4,"surface":"مَا","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Masdariyye","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَا","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnîdir. Harf-i cerden sonra geldiği için mahallen mecrûrdur.","gloss":"ki"},{"position":5,"surface":"صَبَرُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ص-ب-ر","rootLatin":"s-b-r","lemma":"صَبَرَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için damme üzere mebnîdir. 'Mâ' masdariyye ile birlikte masdar te'vilinde mecrûr konumundadır.","gloss":"sabrettiler"},{"position":6,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnîdir.","gloss":"ve"},{"position":6,"surface":"يُلَقَّوْنَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ل-ق-ي","rootLatin":"l-q-y","lemma":"لَقَّى","form":"Tef'îl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Meçhul","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nûn-i ref'in sübûtu ile merfûdur. Önceki fiile atfedilmiştir.","gloss":"karşılanırlar"},{"position":7,"surface":"فِي","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فِي","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnîdir.","gloss":"içinde"},{"position":7,"surface":"هَا","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هَا","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Muttasıl zamir olduğu için mebnîdir. Harf-i cerden sonra geldiği için mahallen mecrûrdur.","gloss":"onda"},{"position":8,"surface":"تَحِيَّةًۭ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ح-ي-ي","rootLatin":"h-y-y","lemma":"تَحِيَّة","form":"Tef'île","features":{"gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"Mef'ûlün mutlak olduğu için fetha ile mansûbdur.","gloss":"esenlik dileği"},{"position":9,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnîdir.","gloss":"ve"},{"position":9,"surface":"سَلَـٰمًا","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"س-ل-م","rootLatin":"s-l-m","lemma":"سَلَام","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"Önceki isme atfedildiği için fetha ile mansûbdur.","gloss":"dirlik"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Furkân Sûresi** · *25/75*
- **Furkân Sûresi** · *25/75*
- **Kelime-i Mûseviyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *25/75*
- **Kelime-i Mûseviyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *25/75*
- **Kelime-i Mûseviyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *25/75*
- **Kelime-i Mûseviyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *25/75*
- **Furkân Sûresi** · *75. ÂYETLER*
