# Şuarâ Sûresi, 101. Âyet (26:101)

> وَلَا صَدِيقٍ حَمِيمٍ

*Velâ sadîkin hamîm(in)*

**Meal (Diyanet):** "Candan bir dostumuz da yok."

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/26/101

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Şuarâ Suresi'nin 101. ayeti, ahiret gününde müşriklerin pişmanlığını ve çaresizliğini dile getirmektedir. Ayet, özellikle 'sadîk' ve 'hamîm' kelimeleriyle, dünyadaki yanlış dostlukların ve beklentilerin ahiretteki karşılığını vurgulamaktadır.","keyConcepts":[{"word":"صَدِيقٍ","root":"ص د ق","rootLatin":"s-d-q","meaning":"Bu kelime, ayette, zor zamanlarda yardımına başvurulacak, güvenilir ve samimi bir dostu ifade etmektedir.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'sıdk' kökünden türeyen 'sadîk' kelimesini, sözü ve fiili doğru olan, güvenilir kişi olarak tanımlar. Ayetteki bağlamda ise, ahirette kendilerine şefaat edecek veya yardım edecek samimi bir dostun bulunmadığına dair bir pişmanlığı dile getirir."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'sadîk' kelimesini 'dost' olarak açıklar ve bu ayetteki kullanımının, dünyada edinilen dostlukların ahirette bir fayda sağlamayacağını mecazi bir dille ifade ettiğini belirtir. Müşrikler, dünyada kendilerine dost edindikleri putların veya kişilerin ahirette kendilerine yardım edemeyeceğini anlamışlardır."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'sıdk' kökünün Kur'an'daki temel anlamının 'doğruluk' ve 'gerçeklik' olduğunu belirtir. 'Sadîk' ise bu doğruluk vasfını taşıyan kişidir. Ayetteki 'sadîk' kavramı, ahiretteki çaresizliği vurgulamak için, dünyevi dostlukların ve ittifakların o gün hiçbir geçerliliğinin kalmadığını göstermektedir."}]},{"word":"حَمِيمٍ","root":"ح م م","rootLatin":"h-m-m","meaning":"Bu kelime, ayette, çok yakın, içten ve samimi bir dostu, hatta akrabalık bağı olan bir yakınlığı ifade etmektedir.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'hamîm' kelimesini 'yakın dost' veya 'akraba' olarak açıklar. Ayetteki kullanımı, müşriklerin ahirette kendilerine yardım edecek, en yakın ve samimi dostlarının bile olmadığını ifade ederek, çaresizliklerinin derinliğini vurgular."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'hamîm' kelimesinin 'sıcaklık' ve 'yakınlık' anlamlarından türediğini belirtir. Bu bağlamda, 'hamîm', kalben çok yakın olan, dert ortağı ve sırdaş olan dostu ifade eder. Ayet, bu tür bir dostun bile ahirette fayda vermeyeceğini dile getirir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'hamîm' kelimesinin Kur'an'da hem 'yakın dost' hem de 'kaynar su' gibi zıt anlamlarda kullanıldığına dikkat çeker. Bu ayetteki kullanımı, 'sadîk' kelimesini pekiştirerek, en yakın ve samimi dostun bile o günkü azaptan kurtaramayacağını, dolayısıyla dünyevi bağların anlamsızlığını vurgular."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["ahiret-mukafat","cehennem","musrikler","kufur-sirk","dunya-ahiret-dengesi"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"وَلَا","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf ve Nefy","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Atıf harfi olduğu için mebnî","gloss":"ve, ne de"},{"position":2,"surface":"صَدِيقٍ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"ص-د-ق","rootLatin":"s-d-q","lemma":"صَدِيق","form":"Fa'îl","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Nekre"},"irabReason":"Önceki kelimeye atfedildiği için mecrûr","gloss":"dost"},{"position":3,"surface":"حَمِيمٍ","pos":"isim","posDetail":"Sıfat-ı Müşebbehe","root":"ح-م-م","rootLatin":"h-m-m","lemma":"حَمِيم","form":"Fa'îl","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Nekre"},"irabReason":"Önceki ismin sıfatı olduğu için mecrûr","gloss":"yakın"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Kıyâmet Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *Şuara sûresi 69-104. Âyetler*
- **Kıyâmet Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *Şuara sûresi 69-104. Âyetler*
- **Şu'arâ Sûresi** · *26/101*
- **Şu'arâ Sûresi** · *26/101*
