# Şuarâ Sûresi, 13. Âyet (26:13)

> وَيَضِيقُ صَدْرِى وَلَا يَنطَلِقُ لِسَانِى فَأَرْسِلْ إِلَىٰ هَـٰرُونَ

*Veyadîku sadrî velâ yentaliku lisânî feersil ilâ hârûn(e)*

**Meal (Diyanet):** "Göğsüm daralır. Akıcı konuşamam. Onun için, Harun'a da peygamberlik ver (ve onu bana yardımcı yap)."

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/26/13

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, Hz. Musa'nın peygamberlik görevi karşısındaki endişelerini ve Allah'tan yardım talebini dile getirmektedir. Ayet, özellikle 'göğsün daralması' ve 'dilin açılmaması' gibi ifadelerle Hz. Musa'nın tebliğ görevine ilişkin içsel sıkıntılarını ve iletişim zorluklarını vurgulamaktadır.","keyConcepts":[{"word":"يَضِيقُ","root":"ض ي ق","rootLatin":"d-y-q","meaning":"Daralmak, sıkışmak, genişliğin zıttı olmak.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'ضيق' kelimesinin 'genişliğin zıttı' olduğunu belirtir ve hem maddi hem de manevi sıkıntıları ifade etmek için kullanıldığını açıklar. Ayetteki 'يضيق صدري' ifadesi, Hz. Musa'nın tebliğ görevine karşı hissettiği içsel sıkıntıyı, ruhsal daralmayı ve bu görevin ağırlığı altında ezilme hissini yansıtır."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'ضيق' kelimesinin 'genişliğin zıttı' olarak tanımlandığını ve 'daralma' anlamının hem mekan hem de durum için kullanılabileceğini ifade eder. Ayetteki kullanımı, Hz. Musa'nın kalbinde hissettiği manevi sıkıntıyı, tebliğ görevini yerine getirme konusunda yaşadığı içsel baskıyı ve endişeyi anlatır."}]},{"word":"صَدْرِى","root":"ص د ر","rootLatin":"s-d-r","meaning":"Göğüs; mecazi olarak kalbin, aklın ve duyguların merkezi.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'صدر' kelimesinin bedenin bir parçası olan göğüs anlamına geldiğini belirtir. Ancak Kur'an'da sıklıkla mecazi olarak kalbin, aklın ve duyguların merkezi olarak kullanıldığını vurgular. Ayetteki 'يضيق صدري' ifadesi, Hz. Musa'nın sadece fiziksel bir daralma değil, aynı zamanda ruhsal ve zihinsel bir sıkıntı yaşadığını, tebliğ yükünün ağırlığını kalbinde hissettiğini gösterir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'sadr' kelimesinin Kur'an'da genellikle 'kalp' (kalb) ile eşanlamlı olarak kullanıldığını ve insanın iç dünyasını, düşüncelerini, duygularını ve niyetlerini barındıran yer olduğunu ifade eder. Ayetteki 'صدري' ifadesi, Hz. Musa'nın tebliğ görevi karşısında hissettiği endişe, korku ve içsel sıkıntının merkezi olarak göğsünü işaret eder."}]},{"word":"يَنطَلِقُ","root":"ط ل ق","rootLatin":"t-l-q","meaning":"Serbest kalmak, açılmak, akıcı olmak, engelsiz konuşmak.","sources":[{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'انطلاق' fiilinin 'serbest kalmak, açılmak' anlamlarına geldiğini ve dil için kullanıldığında 'akıcı konuşmak, rahatça ifade etmek' manasına geldiğini belirtir. Ayetteki 'ولا ينطلق لساني' ifadesi, Hz. Musa'nın konuşma yeteneğinde bir kısıtlama olduğunu, dilinin tebliğ için yeterince akıcı olmadığını veya kendisini ifade etmekte zorlandığını mecazi olarak anlatır."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'ط ل ق' kökünün 'serbest bırakma, engeli kaldırma' anlamlarını taşıdığını ve 'انطلاق' fiilinin bir şeyin önündeki engelin kalkmasıyla hareket etmesi veya akıcı hale gelmesi durumunu ifade ettiğini açıklar. Ayetteki 'ولا ينطلق لساني' ifadesi, Hz. Musa'nın dilindeki pelteklik veya konuşma zorluğu nedeniyle tebliğ görevini yerine getirmede bir engel hissettiğini, dilinin rahatça akmadığını belirtir."}]},{"word":"لِسَانِى","root":"ل س ن","rootLatin":"l-s-n","meaning":"Dil; hem konuşma organı hem de konuşma yeteneği ve ifade biçimi.","sources":[{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, 'لسان' kelimesinin hem bedendeki konuşma organı hem de mecazi olarak 'dil' yani 'konuşma, ifade' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'ولا ينطلق لساني' ifadesi, Hz. Musa'nın fiziksel dilindeki bir kusura (pelteklik) işaret etmekle birlikte, aynı zamanda tebliğ görevini yerine getirme konusundaki ifade yeteneği ve ikna gücündeki eksikliği de vurgular."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'لسان' kelimesinin 'konuşma organı' ve 'konuşma' anlamlarında kullanıldığını ifade eder. Ayetteki 'لساني' kelimesi, Hz. Musa'nın konuşma yeteneğindeki bir kusura atıfta bulunarak, Firavun ve kavmine karşı tebliğde bulunurken yaşayacağı iletişim zorluğunu ve bu durumun getirdiği endişeyi dile getirir."}]},{"word":"فَأَرْسِلْ","root":"ر س ل","rootLatin":"r-s-l","meaning":"Göndermek, elçi tayin etmek, birini bir görevle yollamak.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'رسل' kökünün 'bir şeyi serbest bırakmak, göndermek' anlamına geldiğini ve 'إرسال' fiilinin 'birini bir görevle göndermek, elçi tayin etmek' manasına geldiğini açıklar. Ayetteki 'فأرسل إلى هارون' ifadesi, Hz. Musa'nın Allah'tan, kardeşi Harun'u da kendisine yardımcı olarak, yani bir elçi olarak göndermesini talep ettiğini gösterir."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'رسل' kökünün 'bir şeyi salıvermek, göndermek' anlamını taşıdığını ve 'إرسال' fiilinin 'birini bir iş için görevlendirmek' olduğunu belirtir. Ayetteki bu talep, Hz. Musa'nın tebliğ görevindeki zorlukları aşmak için ilahi bir destek ve yardımcı bir elçi istediğini açıkça ortaya koyar."}]}]}

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Dur Rabbın Namazda (Cilt 2)** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *Şuarâ Suresi, 42/13*
- **Dur Rabbın Namazda (Cilt 2)** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *Şuarâ Suresi, 42/13*
- **Şu'arâ Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *26/13*
