# Şuarâ Sûresi, 189. Âyet (26:189)

> فَكَذَّبُوهُ فَأَخَذَهُمْ عَذَابُ يَوْمِ ٱلظُّلَّةِ ۚ إِنَّهُۥ كَانَ عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيمٍ

*Fekeżżebûhu feeḣażehum ‘ażâbu yevmi-zzulle(ti)(c) innehu kâne ‘ażâbe yevmin ‘azîm(in)*

**Meal (Diyanet):** Onlar Şu'ayb'ı yalanladılar. Derken gölge gününün azabı onları yakaladı. Şüphesiz o, büyük bir günün azabı idi.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/26/189

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Şuarâ Suresi 189. ayet, Semûd kavminin peygamberlerini yalanlaması sonucu başlarına gelen ilahi azabı tasvir etmektedir. Ayet, 'yalanlama', 'azap' ve 'gölge/bulut günü' gibi kavramlar üzerinden ilahi cezanın şiddetini ve kaçınılmazlığını vurgular.","keyConcepts":[{"word":"فَكَذَّبُوهُ","root":"كذب","rootLatin":"k-z-b","meaning":"Peygamberlerini yalanlamaları, inkâr etmeleri.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Kezb (كذب) kelimesi, bir şeyin hakikatine aykırı söz söylemek veya fiilde bulunmaktır. Ayetteki 'fekezzebûhu' ifadesi, Semûd kavminin peygamberleri Salih'i, getirdiği mesajı ve mucizeleri yalanlaması, onu inkâr etmesi anlamındadır. Bu, sadece sözlü bir yalanlama değil, aynı zamanda kalben reddedişi ve fiilen karşı çıkışı da içerir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"İzutsu, 'kezb' kavramını 'sıdk' (doğruluk) kavramının zıttı olarak ele alır. Kur'an'da yalanlama, sadece bir olayı yanlış aktarmak değil, aynı zamanda Allah'ın ayetlerini, peygamberlerin mesajlarını ve hakikati reddetmek anlamına gelir. Bu ayetteki yalanlama, Semûd kavminin Allah'ın elçisine karşı takındığı inkârcı tavrı ve ilahi hakikati kabul etmeyişini ifade eder."}]},{"word":"فَأَخَذَهُمْ","root":"أخذ","rootLatin":"a-h-z","meaning":"Azabın onları kuşatması, yakalaması ve etkisine alması.","sources":[{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'ahz' (أخذ) fiilinin Kur'an'da mecazi anlamda 'ceza ile yakalamak', 'helak etmek' manasında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'feehazehum' ifadesi, azabın onları ansızın ve şiddetli bir şekilde kuşatıp helak etmesini, onlardan kaçış imkanı bırakmamasını ifade eder."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Ahz (أخذ) kelimesi, bir şeyi ele geçirmek, tutmak, yakalamak anlamlarına gelir. Kur'an bağlamında ise genellikle ilahi cezanın bir kavmi kuşatması, onları helak etmesi ve cezalandırması anlamında kullanılır. Burada azabın Semûd kavmini tamamen etkisi altına almasını ve onlara musallat olmasını anlatır."}]},{"word":"عَذَابُ","root":"عذب","rootLatin":"a-z-b","meaning":"Allah'ın isyan edenlere verdiği ceza, azap.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Azâb (عذاب), bir şeyi engellemek, alıkoymak anlamındaki 'azb' kökünden gelir. İnsanı arzu ettiği şeylerden alıkoyan, ona acı veren her şeye azap denir. Kur'an'da ise genellikle Allah'ın isyan edenlere, inkârcılara verdiği dünyevi veya uhrevi cezayı ifade eder. Bu ayette, Semûd kavmine verilen dünyevi helak edici cezayı belirtir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, azap kelimesinin Kur'an'da genellikle ilahi bir müdahale sonucu ortaya çıkan, acı veren, ıstırap verici bir durumu ifade ettiğini belirtir. Bu ayetteki 'azâb' kelimesi, Semûd kavminin yalanlamaları sonucunda maruz kaldıkları, bulutlu bir günle gelen ve onları helak eden şiddetli cezayı tanımlar."}]},{"word":"ٱلظُّلَّةِ","root":"ظلل","rootLatin":"z-l-l","meaning":"Gölge, bulut; burada azabın geldiği bulutlu günü ifade eder.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Zulle (ظلة), gölge veren şey demektir. Ayetteki 'yevmi'z-zulle' (gölge günü) ifadesi, Semûd kavmine gelen azabın, onları gölgeleyen bir bulutun altından geldiğini veya o günün gölgeli, kapalı bir gün olduğunu ifade eder. Bu, azabın geliş şeklini ve dehşetini tasvir eder."},{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Zulle (ظلة) kelimesi, gölge ve bulut anlamlarına gelir. Semûd kavmine gelen azabın, onları gölgeleyen bir bulutun içinden veya o bulutun getirdiği bir felaketle geldiği rivayet edilir. Bu ifade, azabın beklenmedik ve dehşet verici bir şekilde, gökyüzünden geldiğini ima eder."}]},{"word":"عَظِيمٍ","root":"عظم","rootLatin":"a-z-m","meaning":"Büyük, yüce, şiddetli; azabın büyüklüğünü ve dehşetini vurgular.","sources":[{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Azîm (عظيم) kelimesi, büyüklük, yücelik ve şiddet ifade eder. Ayetteki 'azâbi yevmin azîm' ifadesi, o günün azabının sıradan bir azap olmadığını, aksine dehşeti, şiddeti ve etkisi bakımından çok büyük ve korkunç olduğunu vurgular. Bu, ilahi cezanın ciddiyetini ve kaçınılmazlığını pekiştirir."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Azîm (عظيم), hem maddi hem de manevi büyüklüğü ifade eder. Kur'an'da genellikle Allah'ın sıfatı olarak kullanıldığı gibi, bir olayın veya durumun şiddetini ve önemini belirtmek için de kullanılır. Burada 'yevmin azîm' ifadesi, azabın geldiği günün ve o günkü azabın büyüklüğünü, dehşetini ve etkisinin kalıcılığını anlatır."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["kissa-diger-peygamberler","kissa-gecmis-kavimler","musrikler","ahiret-mukafat"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"فَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"bunun üzerine, ve"},{"position":1,"surface":"كَذَّبُو","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ك-ذ-ب","rootLatin":"k-dh-b","lemma":"كَذَّبَ","form":"Tef'îl","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"yalanladılar"},{"position":1,"surface":"هُ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mahallen mansûb","gloss":"onu"},{"position":2,"surface":"فَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"bunun üzerine, ve"},{"position":2,"surface":"أَخَذَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"أ-خ-ذ","rootLatin":"a-kh-dh","lemma":"أَخَذَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"yakaladı"},{"position":2,"surface":"هُمْ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُمْ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mahallen mansûb","gloss":"onları"},{"position":3,"surface":"عَذَابُ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ع-ذ-ب","rootLatin":"'-dh-b","lemma":"عَذَاب","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû","state":"Marife"},"irabReason":"Fâil olduğu için merfû","gloss":"azabı"},{"position":4,"surface":"يَوْمِ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ي-و-م","rootLatin":"y-w-m","lemma":"يَوْم","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"günün"},{"position":5,"surface":"ٱلظُّلَّةِ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ظ-ل-ل","rootLatin":"dh-l-l","lemma":"ظُلَّة","form":"-","features":{"gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"bulutlu"},{"position":6,"surface":"إِنَّ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Te'kid","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِنَّ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"gerçekten"},{"position":6,"surface":"هُۥ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"İnne'nin ismi olduğu için mahallen mansûb","gloss":"o"},{"position":7,"surface":"كَانَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Nâkıs","root":"ك-و-ن","rootLatin":"k-w-n","lemma":"كَانَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"idi"},{"position":8,"surface":"عَذَابَ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ع-ذ-ب","rootLatin":"'-dh-b","lemma":"عَذَاب","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mansûb","state":"Marife"},"irabReason":"Kâne'nin haberi olduğu için mansûb","gloss":"azabı"},{"position":9,"surface":"يَوْمٍ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ي-و-م","rootLatin":"y-w-m","lemma":"يَوْم","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Nekre"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"günün"},{"position":10,"surface":"عَظِيمٍ","pos":"isim","posDetail":"Sıfat","root":"ع-ظ-م","rootLatin":"'-z-m","lemma":"عَظِيم","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Nekre"},"irabReason":"Önceki ismin sıfatı olduğu için mecrûr","gloss":"büyük"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Nahl Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *26/189*
- **Nahl Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *26/189*
- **Şu'arâ Sûresi** · *189.âyet*
- **Şu'arâ Sûresi** · *189.âyet*
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 12** — Ahmed Avni Konuk · *26/189*
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 12** — Ahmed Avni Konuk · *26/189*
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 12** — Ahmed Avni Konuk · *26/189*
- **Şu'arâ Sûresi** · *26/189*
- **Şu'arâ Sûresi** · *26/189*
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 12** — Ahmed Avni Konuk · *26/189*
