# Şuarâ Sûresi, 203. Âyet (26:203)

> فَيَقُولُوا۟ هَلْ نَحْنُ مُنظَرُونَ

*Feyekûlû hel nahnu munzarûn(e)*

**Meal (Diyanet):** (201-203) Onlar, farkında olmadan ansızın kendilerine gelecek olan elem dolu azabı görüp de, "Bize mühlet verilmez mi?" demedikçe, ona inanmazlar.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/26/203

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Şuarâ Suresi'nin 203. ayeti, kıyamet gününde inkarcıların içine düşecekleri çaresizliği ve erteleme taleplerini dile getirmektedir. Ayet, onların dünya hayatında yaptıkları inkarların sonucunda karşılaşacakları azaptan kaçınmak için zaman kazanma arayışlarını 'münzarûn' kelimesi üzerinden vurgular.","keyConcepts":[{"word":"فَيَقُولُوا۟","root":"ق و ل","rootLatin":"k-v-l","meaning":"Kıyamet gününde inkarcıların erteleme taleplerini ifade etmek için sarf edecekleri sözü belirtir.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Kavl (قول), bir şeyin ifade edilmesi, sözlü olarak dile getirilmesidir. Ayetteki 'feyekûlû' (فَيَقُولُوا۟) ifadesi, inkarcıların azapla yüzleştiklerinde, çaresizlik içinde 'ertelemeyi' talep eden sözlerini dile getireceklerini gösterir. Bu, sadece bir konuşma eylemi değil, aynı zamanda bir itiraf ve talep içeren bir ifadedir."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kavl (قول), hem sözlü hem de bazen fiili ifadeyi kapsayan geniş bir kavramdır. Buradaki kullanım, inkarcıların ahiretteki durumlarını idrak ettiklerinde, kendilerine verilen mühletin bitmiş olmasından dolayı duydukları pişmanlığı ve son bir umutla erteleme taleplerini dile getirmelerini ifade eder. Bu, onların aciziyetlerini ve ilahi hükmün kaçınılmazlığını gösteren bir 'söz'dür."}]},{"word":"نَحْنُ","root":"ن ح ن","rootLatin":"n-h-n","meaning":"İnkarcıların kendilerini kastederek, erteleme talebinde bulunan topluluğu işaret eder.","sources":[{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Nahnu (نحن), birinci çoğul şahıs zamiridir ve konuşan topluluğu ifade eder. Ayetteki 'hel nahnu munzarûn' (هَلْ نَحْنُ مُنظَرُونَ) ifadesinde, bu zamir, azapla karşılaşan inkarcıların kendilerini kastederek, 'biz' yani 'bizler erteleme alamaz mıyız?' diye sorduklarını belirtir. Bu, onların kolektif bir pişmanlık ve talep içinde olduklarını gösterir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Zamirler, Kur'an'da bağlama göre farklı vurgular taşıyabilir. 'Nahnu' (نحن) burada, inkarcıların kendi durumlarını ve akıbetlerini sorgularken, bu sorgulamayı bir grup olarak yaptıklarını, yani 'biz' olarak bu azabı hak edip etmediklerini veya bundan kurtulup kurtulamayacaklarını düşündüklerini vurgular. Bu, onların ortak kaderlerini ve çaresizliklerini yansıtır."}]},{"word":"مُنظَرُونَ","root":"ن ظ ر","rootLatin":"n-z-r","meaning":"Kıyamet gününde inkarcıların azabın ertelenmesini veya kendilerine mühlet verilmesini talep etmelerini ifade eder.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Nazar (نظر) kelimesi, bakmak, beklemek ve mühlet vermek anlamlarına gelir. 'Munzarûn' (مُنظَرُونَ) ise 'kendilerine mühlet verilenler' veya 'bekletilenler' demektir. Ayetteki bağlamda, inkarcılar azapla yüzleştiklerinde, dünya hayatında kendilerine verilen mühletin sona erdiğini anlayarak, azabın ertelenmesi için bir 'mühlet' daha talep ettiklerini ifade ederler. Bu, onların azaptan kurtulmak için son bir çırpınışıdır."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İnzâr (إنذار), bir şeyi geciktirmek, ertelemek veya mühlet tanımaktır. 'Munzarûn' (مُنظَرُونَ) kelimesi, pasif fiil ismidir ve 'kendilerine mühlet tanınanlar' anlamına gelir. Ayette, inkarcılar, azabın hemen gerçekleşmemesi, kendilerine biraz daha zaman tanınması için bir talepte bulunurlar. Bu talep, onların dünya hayatında iman etmeyerek kaybettikleri zamanın telafisi için değil, sadece azaptan kaçınmak içindir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"İnzâr (إنذار) kavramı, Kur'an'da genellikle Allah'ın insanlara verdiği uyarı ve mühlet anlamında kullanılır. Ancak 'munzarûn' (مُنظَرُونَ) kelimesiyle, kıyamet gününde bu mühletin sona erdiği ve inkarcıların artık bir erteleme şanslarının kalmadığı vurgulanır. Onların bu sorusu, aslında mühletin bitişini ve ilahi hükmün kesinliğini kabullenemeyişlerinin bir ifadesidir."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["kiyamet","ahiret-mukafat","musrikler"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"فَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فَ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"o zaman"},{"position":1,"surface":"يَقُولُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ق-و-ل","rootLatin":"q-w-l","lemma":"قَالَ","form":"-","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Gizli bir 'en' edatıyla mansûb","gloss":"derler"},{"position":2,"surface":"هَلْ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i İstifham","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هَلْ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"mı/mi"},{"position":3,"surface":"نَحْنُ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"نَحْنُ","form":"-","features":{"person":"1.","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Mübteda olduğu için merfû","gloss":"biz"},{"position":4,"surface":"مُنظَرُونَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mef'ûl","root":"ن-ظ-ر","rootLatin":"n-z-r","lemma":"مُنظَر","form":"İf'âl","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû","state":"Nekre"},"irabReason":"Haber olduğu için merfû","gloss":"erteye bırakılanlar"}]
