# Şuarâ Sûresi, 208. Âyet (26:208)

> وَمَآ أَهْلَكْنَا مِن قَرْيَةٍ إِلَّا لَهَا مُنذِرُونَ

*Vemâ ehleknâ min karyetin illâ lehâ munżirûn(e)*

**Meal (Diyanet):** Biz, hiçbir memleketi uyarıcıları olmadıkça helak etmedik.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/26/208

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, ilahi adaletin ve uyarı mekanizmasının önemini vurgulamaktadır. 'Helak', 'karye' ve 'munzirun' kavramları üzerinden, Allah'ın hiçbir toplumu uyarıcılar göndermeden helak etmediği, dolayısıyla ilahi cezanın keyfi değil, hak edilmiş bir sonuç olduğu mesajı verilmektedir.","keyConcepts":[{"word":"أَهْلَكْنَا","root":"هـ ل ك","rootLatin":"h-l-k","meaning":"Bir şeyi tamamen ortadan kaldırmak, yok etmek, mahvetmek anlamındadır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Helâk (هلاك), bir şeyin faydasının tamamen ortadan kalkması, yok olmasıdır. Ayetteki 'ehleknâ' fiili, Allah'ın bir toplumu, kendilerine gönderilen uyarıcıların mesajına uymadıkları için tamamen ortadan kaldırması, helak etmesi anlamında kullanılmıştır. Bu, sadece fiziki bir yok oluşu değil, aynı zamanda manevi ve toplumsal bir çöküşü de ifade eder."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'ehleknâ' fiilini 'azap ettik, cezalandırdık' şeklinde yorumlar. Ayetteki bağlamda, Allah'ın bir toplumu, uyarıcıların tebliğine rağmen inkarda ısrar etmeleri sebebiyle cezalandırarak onların varlığını sona erdirmesi kastedilmektedir. Bu, ilahi bir müdahale ile gerçekleşen nihai bir sonu ifade eder."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'helak' kavramının Kur'an'da genellikle Allah'ın gazabının bir sonucu olarak ortaya çıkan, toplumsal ve ahlaki çöküşle birlikte gelen bir yok oluşu ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'ehleknâ', Allah'ın, uyarıcılar gönderildikten sonra bile doğru yola gelmeyen topluluklara uyguladığı nihai cezayı, yani onların varlıklarını sona erdirmeyi anlatır."}]},{"word":"قَرْيَةٍ","root":"ق ر ي","rootLatin":"k-r-y","meaning":"Yerleşim yeri, kasaba, şehir veya bir topluluğun yaşadığı mekan anlamındadır.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'karye' kelimesinin hem yerleşim yerini hem de o yerleşim yerinde yaşayan insan topluluğunu ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'min karyetin' ifadesi, 'hiçbir kent halkını' veya 'hiçbir topluluğu' anlamında kullanılmıştır. Burada vurgu, belirli bir coğrafi mekandan ziyade, o mekanda yaşayan ve uyarıya muhatap olan insan topluluğudur."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'karye' kelimesinin 'toplanma yeri' anlamından türediğini ve hem köyü hem de şehri kapsadığını ifade eder. Ayetteki 'karye', Allah'ın mesajının ulaştığı ve içinde insanların yaşadığı herhangi bir yerleşim birimini ve dolayısıyla o birimin sakinlerini temsil eder. Bu, ilahi uyarının evrenselliğini gösterir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'karye' kelimesinin Kur'an'da genellikle 'şehir' veya 'kasaba' anlamında kullanıldığını, ancak bazen de o yerleşim yerinin halkını kastettiğini belirtir. Bu ayetteki kullanımı, 'hiçbir kent halkını' şeklinde bir topluluğu işaret ederek, ilahi adaletin bireysel değil, toplumsal bir boyutu olduğunu vurgular."}]},{"word":"مُنذِرُونَ","root":"ن ذ ر","rootLatin":"n-z-r","meaning":"Uyarıcılar, korkutucular, gelecekteki tehlikelere karşı ikaz edenler anlamındadır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İnzar (إنذار), bir şeyi korkutarak haber vermek, özellikle de kötü bir akıbetten sakındırmak demektir. 'Munzirun' ise bu görevi üstlenen, yani insanları Allah'ın azabıyla korkutarak doğru yola çağıran peygamberler veya elçilerdir. Ayetteki 'munzirun', Allah'ın adaletinin bir gereği olarak, helak etmeden önce mutlaka gönderdiği uyarıcıları ifade eder."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'inzâr'ın, bir şeyin kötü sonucunu önceden haber vermek olduğunu belirtir. 'Munzirun' ise, bu haber verme ve uyarma görevini yerine getiren kişilerdir. Ayetteki bağlamda, bu uyarıcılar, Allah'ın emirlerini ve yasaklarını tebliğ ederek, insanları yanlış yoldan dönmeye ve böylece helaktan kurtulmaya davet eden peygamberlerdir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'inzâr' kavramının Kur'an'da 'tehdit' veya 'korkutma'dan ziyade, 'gelecekteki bir tehlikeye karşı uyarma' anlamı taşıdığını vurgular. 'Munzirun', bu uyarıyı yapan, insanlara doğru yolu gösteren ve onları kötü akıbetten sakındıran ilahi elçilerdir. Ayette, bu uyarıcıların varlığı, Allah'ın adaletinin ve merhametinin bir göstergesi olarak sunulur; zira kimse uyarılmadan cezalandırılmaz."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'munzirun' kelimesinin, 'nazar' kökünden türeyen 'inzâr' fiilinin ism-i faili olduğunu ve 'uyaran, ikaz eden' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki kullanımı, Allah'ın, bir toplumu helak etmeden önce onlara doğru yolu gösteren ve kötü akıbetten sakındıran elçiler gönderdiğini açıkça ifade eder. Bu, ilahi adaletin temel prensiplerinden biridir."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["kissa-gecmis-kavimler","tebligh","adalet"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"ve"},{"position":1,"surface":"مَآ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Nefy","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَا","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"değil"},{"position":2,"surface":"أَهْلَكْنَا","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ه-ل-ك","rootLatin":"h-l-k","lemma":"أَهْلَكَ","form":"İf'âl","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"1.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"helak ettik"},{"position":3,"surface":"مِن","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مِن","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"-den"},{"position":4,"surface":"قَرْيَةٍ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ق-ر-ي","rootLatin":"q-r-y","lemma":"قَرْيَة","form":"-","features":{"gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Nekre"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"kent"},{"position":5,"surface":"إِلَّا","pos":"harf","posDetail":"Harf-i İstisnâ","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِلَّا","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"ancak"},{"position":6,"surface":"لَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لِ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"için"},{"position":6,"surface":"هَا","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"ona"},{"position":7,"surface":"مُنذِرُونَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"ن-ذ-ر","rootLatin":"n-dh-r","lemma":"مُنْذِر","form":"İf'âl","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû","state":"Nekre"},"irabReason":"Mübteda-i muahhar olduğu için merfû","gloss":"uyarıcılar"}]
