# Şuarâ Sûresi, 223. Âyet (26:223)

> يُلْقُونَ ٱلسَّمْعَ وَأَكْثَرُهُمْ كَـٰذِبُونَ

*Yulkûne-ssem'a veekśeruhum kâżibûn(e)*

**Meal (Diyanet):** Bunlar da şeytanlara kulak verirler. Onların çoğu ise yalancıdır.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/26/223

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Şuarâ Suresi 223. ayet, şeytanlara kulak veren ve yalan söyleyen kişilerin niteliklerini ele almaktadır. Ayet, 'kulak vermek' ve 'yalancı olmak' kavramları üzerinden, hakikatten uzaklaşan ve batıla yönelenlerin durumunu dilbilimsel bir derinlikle ortaya koymaktadır.","keyConcepts":[{"word":"يُلْقُونَ","root":"ل ق ي","rootLatin":"l-k-y","meaning":"Bu kelime, 'atmak, bırakmak, rastlamak' gibi anlamlara gelmekle birlikte, ayette 'kulak vermek, dinlemek' mecazi anlamında kullanılmıştır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'ilka' (إلقاء) kelimesinin asıl anlamının bir şeyi bir yere atmak olduğunu belirtir. Ancak ayetteki 'yülkûne' (يُلْقُونَ) ifadesi, 'es-sem'a' (السمع) ile birlikte kullanıldığında, bir şeyi dikkatle dinlemek, kulak kesilmek anlamını kazanır. Burada şeytanların sözlerine yönelme, onları dinleme ve onlara itibar etme mecazını taşır."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'yülkûne' fiilinin 'es-sem'a' ile birlikte kullanılmasını bir mecaz olarak açıklar. 'Kulak atmak' tabiri, bir şeye dikkat kesilmek, onu dinlemek ve ona kulak vermek anlamındadır. Ayetteki bağlamda, şeytanların fısıltılarına ve telkinlerine kulak verme, onları dinleme eylemini ifade eder."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'ilka' fiilinin Kur'an'daki kullanımlarını incelerken, 'sem'' (işitme) ile birlikte kullanıldığında, işitmeye yönelme, dinleme ve hatta dinlenilen şeye inanma eğilimi taşıdığını belirtir. Ayetteki 'yülkûne' ifadesi, şeytanların sözlerine pasif bir şekilde maruz kalmaktan ziyade, aktif bir yönelişi ve dinleme arzusunu vurgular."}]},{"word":"ٱلسَّمْعَ","root":"س م ع","rootLatin":"s-m-'-","meaning":"Bu kelime, 'işitme duyusu' veya 'işitilen şey' anlamına gelir; ayette ise 'işitilen sözler, fısıltılar' ve mecazi olarak 'kulak verilen şeyler' anlamındadır.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'sem'' kelimesinin hem işitme duyusu hem de işitilen şey anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'yülkûne es-sem'a' ifadesinde, 'sem'' kelimesi, şeytanların fısıltıları, telkinleri ve yalan sözleri gibi işitilen şeyleri ifade eder. Bu, onların batıl sözlerine kulak vermeleri demektir."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'sem'' kelimesinin hem duyma eylemini hem de duyulan sesi ifade ettiğini açıklar. Ayetteki bağlamda, 'sem'' kelimesi, şeytanların insanlara ulaştırdığı, dinlenmeye değer görülen ve itibar edilen sözleri, fısıltıları ve vesveseleri temsil eder. Bu, onların batıl ve yanıltıcı mesajlarına kulak kesilmeyi ifade eder."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'sem'' kavramının Kur'an'da sadece fiziksel işitme duyusunu değil, aynı zamanda 'anlama, idrak etme ve itaat etme' gibi daha geniş anlamları da içerdiğini belirtir. Ayetteki 'es-sem'' ifadesi, şeytanların sözlerini sadece duymakla kalmayıp, aynı zamanda onları anlamaya ve onlara göre hareket etmeye yönelik bir eğilimi de ima eder."}]},{"word":"كَـٰذِبُونَ","root":"ك ذ ب","rootLatin":"k-z-b","meaning":"Bu kelime, 'yalan söyleyenler, yalancılar' anlamına gelir ve ayette şeytanlara kulak verenlerin temel niteliğini vurgular.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'kezib' (كذب) kelimesinin hakikatin zıddı olan söz olduğunu belirtir. 'Kâzibûn' (كاذبون) ise yalan söylemeyi alışkanlık haline getirmiş, yalanı karakter edinmiş kişilerdir. Ayetteki bağlamda, şeytanlara kulak verenlerin, şeytanların telkinleriyle yalan söyleyen veya yalanı benimseyen kişiler olduğunu ifade eder."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'kezib' kelimesinin, bir şeyin gerçekte olduğundan farklı bir şekilde ifade edilmesi olduğunu açıklar. 'Kâzibûn' ifadesi, sadece bir kez yalan söyleyen değil, yalanı sürekli olarak kullanan ve yalanla nitelenen kimseleri tanımlar. Ayette, şeytanların fısıltılarına uyanların, bu fısıltılar neticesinde yalan söyleyen veya yalanı yayan kişiler olduğunu vurgular."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'kezib'in, bir haberin veya sözün gerçeğe aykırı olması durumu olduğunu belirtir. 'Kâzibûn' ise bu vasfı taşıyan, yani yalan söyleyen veya yalanı benimseyen kişilerdir. Ayetteki 'ekseruhum kâzibûn' (çoğu yalancıdırlar) ifadesi, şeytanlara kulak verenlerin büyük bir kısmının, bu dinleme sonucunda yalanı benimseyip yaydığını ve bu durumun onların belirgin bir özelliği olduğunu gösterir."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["seytan-vesvese","soz-yalan","munafiklar"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"يُلْقُونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ل-ق-ي","rootLatin":"l-q-y","lemma":"أَلْقَى","form":"İf'âl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatından etkilenmediği için merfû","gloss":"atarlar/kulak verirler"},{"position":2,"surface":"ٱلسَّمْعَ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"س-م-ع","rootLatin":"s-m-ʿ","lemma":"سَمْع","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mansûb","state":"Marife"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"işitme/kulak"},{"position":3,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"ve"},{"position":3,"surface":"أَكْثَرُ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Tafdîl","root":"ك-ث-ر","rootLatin":"k-th-r","lemma":"أَكْثَر","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû","state":"Nekre"},"irabReason":"Mübteda olduğu için merfû","gloss":"çoğu"},{"position":3,"surface":"هُمْ","pos":"harf","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr (mahallen)","gloss":"onların"},{"position":4,"surface":"كَـٰذِبُونَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"ك-ذ-ب","rootLatin":"k-dh-b","lemma":"كَاذِب","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû","state":"Nekre"},"irabReason":"Haber olduğu için merfû","gloss":"yalancılar"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Şu'arâ Sûresi** · *26/223*
- **Şu'arâ Sûresi** · *26/223*
