# Şuarâ Sûresi, 227. Âyet (26:227)

> إِلَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ وَذَكَرُوا۟ ٱللَّهَ كَثِيرًا وَٱنتَصَرُوا۟ مِنۢ بَعْدِ مَا ظُلِمُوا۟ ۗ وَسَيَعْلَمُ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوٓا۟ أَىَّ مُنقَلَبٍ يَنقَلِبُونَ

*İllâ-lleżîne âmenû ve'amilû-ssâlihâti veżekerû(A)llâhe keśîran ventesarû min ba'di mâ zulimû(k) veseya'lemu-lleżîne zalemû eyye munkalebin yenkalibûn(e)*

**Meal (Diyanet):** Ancak iman edip salih amel işleyen, Allah'ı çok anan ve haksızlığa uğratıldıktan sonra öçlerini alanlar başka. Zulmedenler hangi akıbete uğrayacaklarını göreceklerdir.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/26/227

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, şairlerin genel durumundan istisna tutulan müminlerin özelliklerini ve zalimlerin akıbetini ele almaktadır. Ayet, iman, salih amel, Allah'ı zikir ve zulme karşı intikam alma gibi temel kavramlar üzerinden müminlerin vasıflarını ortaya koyarken, zalimlerin karşılaşacakları kaçınılmaz sonu 'münkalab' kelimesiyle vurgulamaktadır.","keyConcepts":[{"word":"ءَامَنُوا۟","root":"أ م ن","rootLatin":"e-m-n","meaning":"Allah'a ve getirdiklerine kalpten inanmak, güvenmek ve tasdik etmek.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İman (أمن), kalbin tasdiki ve güven duymasıdır. Ayetteki 'âmenû' ifadesi, sadece sözlü ikrarı değil, aynı zamanda kalbin tam bir teslimiyetle Allah'a güvenmesini ve O'nun emirlerini tasdik etmesini ifade eder. Bu, müminlerin temel vasfıdır ve onları diğer şairlerden ayıran ilk özelliktir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"İzutu'ya göre 'iman' (أمن), Kur'an'da sadece bir inanç beyanı değil, aynı zamanda Allah ile insan arasında kurulan bir güven ilişkisidir. Bu ayetteki kullanımı, müminlerin Allah'a olan derin güvenlerini ve bu güvenin getirdiği iç huzuru vurgular. Bu güven, onların salih ameller işlemelerine ve zorluklar karşısında direnmelerine zemin hazırlar."}]},{"word":"ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ","root":"ص ل ح","rootLatin":"s-l-h","meaning":"İyi, doğru, faydalı ve Allah'ın rızasına uygun işler.","sources":[{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Salihât (صالحات), Kur'an'da 'iyi ve doğru işler' anlamında kullanılır. Bu ayetteki bağlamda, iman edenlerin sadece inanmakla kalmayıp, inançlarının gereği olarak topluma ve kendilerine faydalı, Allah'ın hoşnutluğunu kazandıracak eylemlerde bulunmalarını ifade eder. Bu, müminlerin imanlarının pratik bir tezahürüdür."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Salâh (صلاح), fesadın zıddıdır ve her şeyin kendi yerli yerine konulması, doğru ve uygun olması anlamına gelir. 'Salihât' ise, şeriatın ve aklın uygun gördüğü, faydalı ve güzel amellerdir. Ayetteki kullanımı, müminlerin sadece pasif bir inanç sahibi olmakla kalmayıp, aktif olarak iyilik ve güzellik üretmelerini vurgular."}]},{"word":"ذَكَرُوا۟","root":"ذ ك ر","rootLatin":"z-k-r","meaning":"Allah'ı anmak, hatırlamak, O'nu dille ve kalple zikretmek.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Zikir (ذكر), hem dil ile anmayı hem de kalple hatırlamayı kapsar. Ayetteki 'zekerûllâhe kesîran' ifadesi, müminlerin Allah'ı sürekli ve çokça anmalarını, O'nun azametini, nimetlerini ve emirlerini daima akıllarında tutmalarını ifade eder. Bu, onların Allah ile olan bağlarını güçlendiren önemli bir ibadettir."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Zikir (ذكر), unutmanın zıddıdır ve bir şeyi akılda tutmak, hatırlamak demektir. Kur'an'da ise genellikle Allah'ı anmak, O'nu tesbih etmek ve O'nun ayetleri üzerinde düşünmek anlamında kullanılır. Bu ayetteki 'çokça zikretme' vurgusu, müminlerin hayatlarının her anında Allah bilinciyle hareket etmelerinin önemini gösterir."}]},{"word":"وَٱنتَصَرُوا۟","root":"ن ص ر","rootLatin":"n-s-r","meaning":"Haksızlığa uğradıklarında kendilerini savunmak, haklarını almak ve intikam almak.","sources":[{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Nasr (نصر), yardım etmek ve destek olmak anlamına gelir. 'İntesarû' (انتصروا) ise, kişinin kendisine yapılan haksızlığa karşı yardım istemesi veya kendi hakkını almasıdır. Ayetteki 'min ba'di mâ zulimû' (haksızlığa uğradıktan sonra) ifadesiyle birlikte kullanıldığında, müminlerin zulme boyun eğmeyip, haklarını savunma ve haksızlığı giderme çabalarını ifade eder."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Nasr (نصر), düşmana karşı galip gelmek ve yardım etmek demektir. 'İntisar' (انتصار) ise, kişinin kendi hakkını alması, zulme karşı koyması ve intikamını almasıdır. Bu ayette, müminlerin pasif bir şekilde zulme katlanmadıklarını, aksine haksızlığa uğradıklarında haklarını arama ve zulmü defetme iradesine sahip olduklarını gösterir."}]},{"word":"ظَلَمُوٓا۟","root":"ظ ل م","rootLatin":"z-l-m","meaning":"Haksızlık etmek, zulmetmek, haddi aşmak.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Zulüm (ظلم), bir şeyi ait olduğu yerden başka bir yere koymak, haddi aşmak ve haksızlık etmek demektir. Ayetteki 'zalamû' ifadesi, Allah'ın koyduğu sınırları aşan, başkalarının haklarına tecavüz eden ve adaletsiz davranan kimseleri ifade eder. Bu kelime, müminlerin intikam aldığı haksızlığı yapanları tanımlar."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Zulüm (ظلم), karanlık anlamına gelen 'zulmet' kökünden gelir ve bir şeyi yerinden saptırmak, haksızlık yapmak demektir. Ayetteki 'ellezîne zalamû' ifadesi, hem Allah'a karşı günah işleyerek kendilerine zulmedenleri hem de başkalarına haksızlık edenleri kapsar. Bu, onların karşılaşacakları kötü akıbetin temel sebebidir."}]},{"word":"مُنقَلَبٍ","root":"ق ل ب","rootLatin":"k-l-b","meaning":"Dönüş yeri, varış yeri, akıbet, son.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Münkalab (منقلب), 'kalb' (dönmek) fiilinden türemiş bir isimdir ve 'dönüş yeri, varış yeri' anlamına gelir. Ayetteki 'eyye münkalabin yenkalibûn' ifadesi, zalimlerin nasıl bir sona, nasıl bir akıbete döneceklerini, yani karşılaşacakları kötü ve dehşet verici sonu vurgular. Bu, onların cezalandırılacakları kesin akıbeti ifade eder."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör'e göre 'münkalab' (منقلب), Kur'an'da genellikle ahiretteki dönüş yeri ve kişinin amellerinin sonucunda varacağı akıbet anlamında kullanılır. Bu ayette, zalimlerin dünyadaki haksızlıklarının karşılığı olarak ahirette karşılaşacakları kötü ve kaçınılmaz sonu, yani cehennemi veya dünyadaki helaklerini mecazi olarak ifade eder."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["iman","adalet","zikir","ahiret-mukafat"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"إِلَّا","pos":"harf","posDetail":"İstisna Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِلَّا","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"ancak"},{"position":2,"surface":"ٱلَّذِينَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"ٱلَّذِينَ","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"İsm-i mevsûl olduğu için mebnî, müstesna minhu mahzuf olan bir istisna cümlesinde müstesna konumunda","gloss":"o kimseler ki"},{"position":3,"surface":"ءَامَنُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ء-م-ن","rootLatin":"a-m-n","lemma":"آمَنَ","form":"İf'âl","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"iman ettiler"},{"position":4,"surface":"وَعَمِلُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ع-م-ل","rootLatin":"'-m-l","lemma":"عَمِلَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî, önceki fiile atfedilmiştir","gloss":"ve yaptılar"},{"position":5,"surface":"ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"ص-ل-ح","rootLatin":"s-l-h","lemma":"صَالِحَة","form":"-","features":{"gender":"Müennes","number":"Cemi","irab":"Mansûb","state":"Marife"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb (kesra ile)","gloss":"salih amelleri"},{"position":6,"surface":"وَذَكَرُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ذ-ك-ر","rootLatin":"dh-k-r","lemma":"ذَكَرَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî, önceki fiile atfedilmiştir","gloss":"ve zikrettiler"},{"position":7,"surface":"ٱللَّهَ","pos":"isim","posDetail":"Özel İsim","root":"ا-ل-ه","rootLatin":"a-l-h","lemma":"ٱللَّه","form":"-","features":{"irab":"Mansûb","state":"Marife"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"Allah'ı"},{"position":8,"surface":"كَثِيرًۭا","pos":"isim","posDetail":"Sıfat-ı Müşebbehe","root":"ك-ث-ر","rootLatin":"k-th-r","lemma":"كَثِير","form":"-","features":{"irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"Mef'ûl-i mutlakın sıfatı (veya nâib-i mef'ûl-i mutlak) olduğu için mansûb","gloss":"çokça"},{"position":9,"surface":"وَٱنتَصَرُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ن-ص-ر","rootLatin":"n-s-r","lemma":"ٱنتَصَرَ","form":"İfti'âl","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî, önceki fiile atfedilmiştir","gloss":"ve intikam aldılar/yardımlaştılar"},{"position":10,"surface":"مِنۢ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مِن","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"-den, -dan"},{"position":11,"surface":"بَعْدِ","pos":"isim","posDetail":"Zarf","root":"ب-ع-د","rootLatin":"b-'-d","lemma":"بَعْد","form":"-","features":{"irab":"Mecrûr","state":"Nekre"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"sonra"},{"position":12,"surface":"مَا","pos":"harf","posDetail":"Masdariye","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَا","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"ki"},{"position":13,"surface":"ظُلِمُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ظ-ل-م","rootLatin":"z-l-m","lemma":"ظُلِمَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Meçhul","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî, 'mâ' masdariye ile birlikte masdar te'vilinde mecrûr","gloss":"zulme uğratıldılar"},{"position":14,"surface":"وَسَيَعْلَمُ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ع-ل-م","rootLatin":"'-l-m","lemma":"عَلِمَ","form":"-","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatından etkilenmediği için merfû","gloss":"ve bilecek"},{"position":15,"surface":"ٱلَّذِينَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"ٱلَّذِينَ","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Fâil olduğu için mebnî","gloss":"o kimseler ki"},{"position":16,"surface":"ظَلَمُوٓا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ظ-ل-م","rootLatin":"z-l-m","lemma":"ظَلَمَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî, ism-i mevsûlün sıla cümlesi","gloss":"zulmettiler"},{"position":17,"surface":"أَىَّ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i İstifham","root":"أ-ي-ي","rootLatin":"a-y-y","lemma":"أَيّ","form":"-","features":{"irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"Mef'ûl-i mutlakın muzâfun ileyhi olan 'munkaleb' kelimesinin sıfatı olarak mansûb","gloss":"hangi"},{"position":18,"surface":"مُنقَلَبٍۢ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mekân/Masdar Mîmî","root":"ق-ل-ب","rootLatin":"q-l-b","lemma":"مُنقَلَب","form":"İnfi'âl","features":{"irab":"Mecrûr","state":"Nekre"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"dönüş yeri/dönüş"},{"position":19,"surface":"يَنقَلِبُونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ق-ل-ب","rootLatin":"q-l-b","lemma":"ٱنقَلَبَ","form":"İnfi'âl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatından etkilenmediği için merfû (nûn ile)","gloss":"dönecekler"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Şu'arâ Sûresi** · *Şu’arâ Suresi 227. Ayet*
- **Şu'arâ Sûresi** · *Şu’arâ Suresi 227. Ayet*
- **Şu'arâ Sûresi** · *26/227*
- **Şu'arâ Sûresi** · *26/227*
- **Şu'arâ Sûresi** · *227. ÂYETLER*
