# Şuarâ Sûresi, 77. Âyet (26:77)

> فَإِنَّهُمْ عَدُوٌّ لِّىٓ إِلَّا رَبَّ ٱلْعَـٰلَمِينَ

*Fe-innehum ‘aduvvun lî illâ rabbe-l'âlemîn(e)*

**Meal (Diyanet):** "Şüphesiz onlar benim düşmanımdır. Ancak alemlerin Rabbi olan Allah, dostumdur."

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/26/77

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Şuarâ Suresi'nin 77. ayeti, Hz. İbrahim'in tevhid inancını ve putperestliğe karşı duruşunu vurgular. Ayet, 'düşman' ve 'alemlerin Rabbi' kavramları üzerinden, gerçek dostluğun ve kulluğun yalnızca Allah'a yönelmesi gerektiğini dilbilimsel bir derinlikle ifade eder.","keyConcepts":[{"word":"عَدُوٌّ","root":"ع د و","rootLatin":"a-d-v","meaning":"Bu kelime, düşmanlık ve karşıtlık anlamını taşır ve ayette putların Hz. İbrahim için manevi bir tehdit olduğunu ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'عدو' kelimesinin asıl anlamının 'sınırı aşmak, tecavüz etmek' olduğunu belirtir. Düşman, bir başkasının hakkına tecavüz eden veya ona zarar vermeye çalışan kişidir. Ayetteki bağlamda, putlar, Allah'ın birliğine ve tevhid inancına karşı gelerek bu sınırı aşan, dolayısıyla Hz. İbrahim'in inancına düşman olan varlıklar olarak nitelendirilir."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'عدو' kelimesini 'muhalif' ve 'karşıt' olarak açıklar. Hz. İbrahim'in putları 'düşman' olarak nitelemesi, onların Allah'ın birliğine aykırı olmaları ve insanları doğru yoldan saptırmaları nedeniyledir. Bu, mecazi bir düşmanlıktır; zira putlar canlı varlıklar değildir, ancak temsil ettikleri inanç sistemi düşmandır."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'عدو' kavramının Kur'an'daki kullanımının sadece fiziksel düşmanlığı değil, aynı zamanda ideolojik ve manevi karşıtlığı da içerdiğini belirtir. Hz. İbrahim'in putları düşman ilan etmesi, onların tevhid ilkesine aykırı olmaları ve insanları şirke sürüklemeleri nedeniyle, inançsal bir düşmanlığı ifade eder."}]},{"word":"رَبَّ","root":"ر ب ب","rootLatin":"r-b-b","meaning":"Bu kelime, sahip, efendi, terbiye eden ve yöneten anlamlarını içerir; ayette Allah'ın evren üzerindeki mutlak otoritesini ve yaratıcılığını vurgular.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'رب' kelimesinin aslen 'bir şeyi tedricen kemale erdirmek' anlamına geldiğini belirtir. Allah için kullanıldığında, O'nun yaratma, rızık verme, terbiye etme ve her şeyi yönetme sıfatlarını kapsar. Ayette 'Rabbe'l-âlemîn' ifadesi, Allah'ın tüm âlemlerin sahibi, yöneticisi ve terbiye edicisi olduğunu, dolayısıyla mutlak otoritenin O'na ait olduğunu vurgular."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'رب' kelimesinin 'malik, seyyid, müdebbir, mürebbi' (sahip, efendi, işleri çekip çeviren, terbiye eden) anlamlarına geldiğini ifade eder. Ayetteki 'Rabbe'l-âlemîn' terkibi, Allah'ın sadece insanlığın değil, tüm varlık âlemlerinin yegane sahibi, yöneticisi ve terbiye edicisi olduğunu, dolayısıyla ibadete layık tek varlık olduğunu gösterir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'Rab' kelimesinin Kur'an'da genellikle 'yaratıcı, rızık verici, terbiye edici, koruyucu' gibi anlamlarla kullanıldığını belirtir. Ayette Hz. İbrahim'in 'Alemlerin Rabbi'ne yönelmesi, O'nun tüm bu sıfatları kendinde toplayan, mutlak güç ve kudret sahibi tek ilah olduğunu kabul etmesidir."}]},{"word":"ٱلْعَـٰلَمِينَ","root":"ع ل م","rootLatin":"a-l-m","meaning":"Bu kelime, 'âlemler' veya 'varlıklar' anlamına gelir ve Allah'ın yaratıcılığının ve egemenliğinin evrenselliğini ifade eder.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'âlem' kelimesinin 'bilgi' kökünden geldiğini ve 'bilinen, işaret olan' anlamında kullanıldığını belirtir. 'Âlemîn' ise, Allah'ın varlığına ve kudretine işaret eden her şeyi kapsar. Ayetteki 'Rabbe'l-âlemîn' ifadesi, Allah'ın sadece belirli bir topluluğun değil, tüm varlık âlemlerinin Rabbi olduğunu, O'nun yaratıcılığının ve egemenliğinin evrensel olduğunu vurgular."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'âlem' kelimesinin 'alamet' (işaret) kökünden geldiğini ve Allah'ın varlığına delalet eden her şeye 'âlem' denildiğini açıklar. 'Âlemîn' ise, akıl sahibi varlıklar olan insanlar ve cinler için kullanılırken, bazen tüm varlıkları kapsayacak şekilde de kullanılır. Ayetteki kullanım, Allah'ın tüm varlık âlemlerinin Rabbi olduğunu, O'nun kudretinin ve ilminin her şeyi kuşattığını ifade eder."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'âlemîn' kelimesinin çoğul bir isim olduğunu ve 'her nevi mahlukat' anlamına geldiğini belirtir. Bu kelime, Allah'ın yaratıcılığının ve rububiyetinin sadece insanlarla sınırlı olmadığını, tüm evreni ve içindeki her şeyi kapsadığını gösterir. Hz. İbrahim'in bu ifadeyi kullanması, Allah'ın mutlak ve evrensel egemenliğini tasdik etmesidir."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["tevhid","kufur-sirk","peygamberlik","kissa-ibrahim","dirilis"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"فَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Atıf harfi olduğu için mebnî","gloss":"işte, o halde"},{"position":1,"surface":"إِنَّ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Te'kid ve Nasb","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِنَّ","form":"-","features":{},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"muhakkak ki"},{"position":1,"surface":"هُمْ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mansûb"},"irabReason":"İnne'nin ismi olduğu için mansûb","gloss":"onlar"},{"position":2,"surface":"عَدُوٌّۭ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ع-د-و","rootLatin":"'-d-w","lemma":"عَدُوّ","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû","state":"Nekre"},"irabReason":"İnne'nin haberi olduğu için merfû","gloss":"düşman"},{"position":3,"surface":"لِّ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لِ","form":"-","features":{},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"için, ait"},{"position":3,"surface":"يٓ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أَنَا","form":"-","features":{"person":"1.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"benim"},{"position":4,"surface":"إِلَّا","pos":"harf","posDetail":"İstisna Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِلَّا","form":"-","features":{},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"ancak, hariç"},{"position":5,"surface":"رَبَّ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ر-ب-ب","rootLatin":"r-b-b","lemma":"رَبّ","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mansûb","state":"Marife"},"irabReason":"İstisna edatından sonra müstesna olduğu için mansûb","gloss":"Rabbi"},{"position":6,"surface":"ٱلْعَـٰلَمِينَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"ع-ل-م","rootLatin":"'-l-m","lemma":"عَالَم","form":"Fâ'il","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"âlemlerin"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Kıyâmet Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *Şuara sûresi 69-104. Âyetler*
- **Kıyâmet Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *Şuara sûresi 69-104. Âyetler*
- **Şu'arâ Sûresi** · *26/77*
- **Şu'arâ Sûresi** · *26/77*
