# Şuarâ Sûresi, 84. Âyet (26:84)

> وَٱجْعَل لِّى لِسَانَ صِدْقٍ فِى ٱلْـَٔاخِرِينَ

*Vec'al lî lisâne sidkin fî-l-âḣirîn(e)*

**Meal (Diyanet):** "Sonra gelecekler arasında beni doğrulukla anılanlardan kıl."

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/26/84

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Şuarâ Suresi'nin 84. ayeti, Hz. İbrahim'in Allah'tan kendisi için 'doğruluk dili' (güzel anılma) dilemesini ifade eder. Ayet, sonraki nesillerde iyi bir nam bırakma arzusunu ve bu dileğin semantik derinliğini ortaya koymaktadır.","keyConcepts":[{"word":"وَٱجْعَلْ","root":"ج ع ل","rootLatin":"c-a-l","meaning":"Bu kelime, 'kılmak, yapmak, tayin etmek, yaratmak' anlamlarına gelir ve ayette bir dilek, bir talep ifadesidir.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'جعل' fiilinin bir şeyi başka bir şeye dönüştürme, bir durumu başka bir duruma getirme anlamını taşıdığını belirtir. Ayetteki 'واجعل لي' ifadesi, Allah'tan Hz. İbrahim için sonraki nesillerde güzel bir anı ve övgü yaratmasını, onu bu şekilde kılmasını istemesidir. Bu, bir şeyi yoktan var etmekten ziyade, mevcut bir durumu arzu edilen bir hale dönüştürme talebidir."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'جعل' fiilinin mecazi kullanımlarına dikkat çeker. Burada 'kılmak' fiili, Allah'ın kudretiyle bir şeyin gerçekleşmesini dilemek anlamındadır. Hz. İbrahim, Allah'tan kendisi için 'lisan-ı sıdk'ı (doğruluk dili) bir lütuf olarak tayin etmesini istemektedir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, Kur'an'daki fiillerin, özellikle Allah'a nispet edildiğinde, yaratma ve var etme gücünü ifade ettiğini belirtir. 'İc'al' (kıl) fiili, burada Allah'ın iradesiyle bir durumun meydana gelmesini talep etme anlamını taşır; yani Hz. İbrahim, Allah'ın kudretiyle kendisi için kalıcı bir şöhret ve güzel bir anı yaratmasını dilemektedir."}]},{"word":"لِّسَانَ","root":"ل س ن","rootLatin":"l-s-n","meaning":"Bu kelime, 'dil' anlamına gelir; ancak ayette mecazi olarak 'söz, övgü, anılma' anlamında kullanılmıştır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'لسان' kelimesinin hem organ olan dili hem de mecazi olarak 'sözü, lügati, övgüyü veya yergiyi' ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'لسان صدق' (doğruluk dili) terkibi, sonraki nesiller tarafından güzel bir şekilde anılmayı, hakkında hayırla konuşulmayı ifade eder."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'لسان' kelimesinin Kur'an'da mecazi kullanımlarına örnek olarak bu ayeti gösterir. Burada 'dil', kişinin sonraki nesiller arasında bırakacağı iyi veya kötü şöhreti, anıyı temsil eder. 'Lisan-ı sıdk', hayırla anılma ve övgü anlamına gelir."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'لسان' kelimesinin 'söz' ve 'övgü' anlamında kullanıldığını vurgular. Hz. İbrahim'in dileği, kendisi hakkında sonraki nesillerin hep doğru ve güzel sözler söylemesi, onu hayırla yâd etmesidir."}]},{"word":"صِدْقٍ","root":"ص د ق","rootLatin":"s-d-q","meaning":"Bu kelime, 'doğruluk, gerçeklik, samimiyet' anlamına gelir ve 'lisan' kelimesiyle birleşerek 'doğru ve güzel anılma' ifadesini oluşturur.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'صدق' kelimesinin 'sözün veya fiilin gerçeğe uygun olması' anlamını taşıdığını belirtir. 'Lisan-ı sıdk' terkibinde ise, kişinin hakkında söylenen sözlerin doğru, hakikatli ve övgüye layık olması demektir; yani yalan veya iftira ile değil, gerçek faziletleriyle anılmasıdır."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'صدق' kelimesinin 'doğruluk, sağlamlık, samimiyet' gibi anlamlara geldiğini ifade eder. Ayetteki 'lisan-ı sıdk', sonraki nesillerin Hz. İbrahim hakkında doğru, samimi ve hayırlı sözler söylemesi, onu gerçek faziletleriyle anmasıdır."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'sıdk' kavramının Kur'an'da sadece sözün doğruluğunu değil, aynı zamanda niyetin samimiyetini ve eylemin hakikate uygunluğunu da kapsadığını belirtir. 'Lisan-ı sıdk' bu bağlamda, Hz. İbrahim'in sonraki nesiller tarafından sadece doğru sözlerle değil, aynı zamanda samimi bir takdir ve hakiki bir saygıyla anılmasını ifade eder."}]},{"word":"ٱلْـَٔاخِرِينَ","root":"أ خ ر","rootLatin":"a-h-r","meaning":"Bu kelime, 'sonrakiler, sonra gelenler, gelecek nesiller' anlamına gelir ve Hz. İbrahim'in dileğinin zaman boyutunu gösterir.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'الآخرين' kelimesinin 'sonra gelenler, kıyamete kadar gelecek olan nesiller' anlamında kullanıldığını belirtir. Hz. İbrahim'in dileği, kendi zamanından sonraki tüm nesiller arasında güzel bir anı bırakmaktır."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'أخر' kökünden türeyen 'الآخرين' kelimesinin 'bir şeyin sonu, sonraki kısmı veya sonra gelen kişiler' anlamlarına geldiğini ifade eder. Ayetteki kullanımı, Hz. İbrahim'in kendi vefatından sonraki tüm nesiller tarafından hayırla anılma arzusunu vurgular."},{"author":"Ebû'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"el-Kefevî, 'الآخر' kelimesinin 'önceki'nin zıttı olarak 'sonraki' anlamında kullanıldığını açıklar. Burada 'الآخرين', Hz. İbrahim'den sonra gelen tüm insanları kapsayan geniş bir zaman dilimini ifade eder; yani onun şöhretinin kalıcı olmasını dilemesidir."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["dua","sidk","cennet","dirilis"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"ve"},{"position":1,"surface":"ٱجْعَل","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Emir","root":"ج-ع-ل","rootLatin":"j-'-l","lemma":"جَعَلَ","form":"-","features":{"tense":"Emir","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Meczûm"},"irabReason":"Emir fiil olduğu için mebnî","gloss":"kıl"},{"position":2,"surface":"لِّى","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لِ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"için"},{"position":2,"surface":"ى","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أَنَا","form":"-","features":{"person":"1.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"benim"},{"position":3,"surface":"لِسَانَ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ل-س-ن","rootLatin":"l-s-n","lemma":"لِسَان","form":"-","features":{"state":"Nekre","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"dil"},{"position":4,"surface":"صِدْقٍۢ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ص-د-ق","rootLatin":"s-d-q","lemma":"صِدْق","form":"-","features":{"state":"Nekre","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"doğruluk"},{"position":5,"surface":"فِى","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فِي","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"içinde"},{"position":6,"surface":"ٱلْـَٔاخِرِينَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"ء-خ-ر","rootLatin":"'-kh-r","lemma":"آخِر","form":"Fâ'il","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","state":"Marife","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"sonrakiler"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Kıyâmet Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *Şuara sûresi 69-104. Âyetler*
- **Kıyâmet Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *Şuara sûresi 69-104. Âyetler*
- **Şu'arâ Sûresi** · *26/84*
- **Şu'arâ Sûresi** · *26/84*
