# Şuarâ Sûresi, 97. Âyet (26:97)

> تَٱللَّهِ إِن كُنَّا لَفِى ضَلَـٰلٍ مُّبِينٍ

*Ta(A)llâhi in kunnâ lefî dalâlin mubîn(in)*

**Meal (Diyanet):** "Allah'a andolsun! Biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz."

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/26/97

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Şuarâ Suresi'nin 97. ayeti, ahirette müşriklerin pişmanlığını ve sapıklıklarını itiraf etmelerini konu alır. Ayet, 'Allah'a yemin olsun ki biz apaçık bir sapıklık içindeydik' ifadesiyle, şirk koşmanın ve putlara tapmanın ne denli büyük bir yanılgı olduğunu vurgular.","keyConcepts":[{"word":"تَٱللَّهِ","root":"أ ل ه","rootLatin":"e-l-h","meaning":"Bu kelime, 'Allah'a yemin olsun ki' anlamında kullanılan bir yemin ifadesidir ve müşriklerin ahiretteki pişmanlıklarını ve itiraflarını pekiştirir.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'Allah' kelimesinin 'uluhiyet' ve 'ibadet' kavramlarıyla ilişkili olduğunu belirtir. Ayetteki kullanımı, yeminle birlikte, Allah'ın birliğini ve tek ilah oluşunu inkar etmenin ne denli büyük bir hata olduğunu vurgular. Müşrikler, bu yeminle, dünyadayken Allah'ın hakkını vermediklerini itiraf ederler."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'Allah' isminin, tüm kemal sıfatlarını kendinde toplayan ve ibadete layık tek varlık olduğunu ifade eder. Ayetteki 'Tâ' harfiyle yapılan yemin, müşriklerin dünyadayken bu gerçeği göz ardı etmelerinin ve ahiretteki acı itiraflarının bir göstergesidir."}]},{"word":"كُنَّا","root":"ك و ن","rootLatin":"k-v-n","meaning":"Bu kelime, 'idik' anlamında olup, müşriklerin geçmişteki durumlarını, yani sapıklık içinde olduklarını ifade eder.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'kâne' fiilinin genellikle geçmiş zamanı ifade ettiğini ve bir durumun sürekliliğini veya bir zamanda vuku bulduğunu gösterdiğini belirtir. Ayetteki 'künnâ' ifadesi, müşriklerin dünya hayatları boyunca 'apaçık bir sapıklık içinde' olduklarını, bu durumun geçici değil, sürekli bir hal olduğunu vurgular."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'kâne' fiilinin bazen 'olmak' anlamının yanı sıra, bir durumun gerçekleştiğini veya bir vasfın sabit olduğunu ifade ettiğini açıklar. Ayetteki 'künnâ', müşriklerin sapıklık halinin geçmişte sabit ve devamlı bir gerçek olduğunu, bu itirafla da bu gerçeği kabul ettiklerini gösterir."}]},{"word":"لَفِى ضَلَـٰلٍ","root":"ض ل ل","rootLatin":"d-l-l","meaning":"Bu ifade, 'apaçık bir sapıklık içinde' anlamına gelir ve müşriklerin doğru yoldan tamamen saptıklarını, hakikatten uzaklaştıklarını belirtir.","sources":[{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'dalâl' kelimesinin 'yoldan sapmak, kaybolmak' anlamlarına geldiğini ve mecazi olarak doğru yolu bulamamayı ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'fî dalâl' ifadesi, müşriklerin sadece sapmadıklarını, aynı zamanda sapıklığın içine tamamen gömüldüklerini, ondan çıkamadıklarını vurgular."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'dalâl' kelimesini 'doğru yoldan ayrılmak' olarak tanımlar ve bunun hem kasıtlı hem de kasıtsız olabileceğini belirtir. Ayetteki bağlamda, müşriklerin kendi iradeleriyle şirk koşarak doğru yoldan saptıklarını ve bunun ahiretteki itiraflarıyla pekiştiğini gösterir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'dalâl' kavramının Kur'an'da genellikle 'hidayetin zıttı' olarak kullanıldığını ve 'doğru yoldan sapma, şaşkınlık, kayboluş' anlamlarını taşıdığını ifade eder. Ayetteki 'dalâl-i mübîn' (apaçık sapıklık) ifadesi, bu sapıklığın o kadar belirgin olduğunu ki, artık inkar edilemez bir gerçek haline geldiğini vurgular."}]},{"word":"مُّبِينٍ","root":"ب ي ن","rootLatin":"b-y-n","meaning":"Bu kelime, 'apaçık, belli' anlamında olup, sapıklığın gizli değil, herkes tarafından anlaşılabilecek kadar net olduğunu ifade eder.","sources":[{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, 'mübîn' kelimesinin 'açıklayan, belli eden' anlamlarına geldiğini ve bir şeyin açıklık kazanmasını ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'dalâl-i mübîn' ifadesi, müşriklerin içinde bulundukları sapıklığın o kadar belirgin ve açık olduğunu, artık kendilerinin bile bunu itiraf etmek zorunda kaldıklarını gösterir."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'beyân' kökünden türeyen 'mübîn' kelimesinin, bir şeyin açıklığa kavuşması, netleşmesi ve şüpheye yer bırakmaması anlamlarını taşıdığını ifade eder. Ayetteki kullanımı, müşriklerin sapıklıklarının ahirette kendileri için de apaçık bir gerçek haline geldiğini, artık inkar edemeyecekleri bir duruma düştüklerini vurgular."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["musrikler","kufur-sirk","hidayet-dalalet","ahiret-mukafat"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"تَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Kasem","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"تَ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"Yemin harfi"},{"position":1,"surface":"ٱللَّهِ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Celâl","root":"ا-ل-ه","rootLatin":"a-l-h","lemma":"ٱللَّه","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i kasemden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"Allah'a"},{"position":2,"surface":"إِن","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Muhakkak","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِن","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"Muhakkak ki"},{"position":3,"surface":"كُنَّا","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî Nakıs","root":"ك-و-ن","rootLatin":"k-w-n","lemma":"كَانَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"1.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"idik"},{"position":3,"surface":"نَا","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"نَا","form":"-","features":{"person":"1.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"كانَ'nin ismi olduğu için mahallen merfû","gloss":"biz"},{"position":4,"surface":"لَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Te'kid (Lâm-ı Muzahleka)","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لَ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"elbette"},{"position":4,"surface":"فِي","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فِي","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"içinde"},{"position":5,"surface":"ضَلَـٰلٍۢ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ض-ل-ل","rootLatin":"d-l-l","lemma":"ضَلَال","form":"-","features":{"state":"Nekre","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"sapıklık"},{"position":6,"surface":"مُّبِينٍ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"ب-ي-ن","rootLatin":"b-y-n","lemma":"مُبِين","form":"İf'âl","features":{"state":"Nekre","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Önceki ismin sıfatı olduğu için mecrûr","gloss":"apaçık"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Kıyâmet Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *Şuara sûresi 69-104. Âyetler*
- **Kıyâmet Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *Şuara sûresi 69-104. Âyetler*
- **Şu'arâ Sûresi** · *26/97*
- **Şu'arâ Sûresi** · *26/97*
