# Şuarâ Sûresi, 99. Âyet (26:99)

> وَمَآ أَضَلَّنَآ إِلَّا ٱلْمُجْرِمُونَ

*Vemâ edallenâ illâ-lmucrimûn(e)*

**Meal (Diyanet):** "Bizi ancak (önderlerimiz olan) suçlular saptırdı."

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/26/99

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Şuarâ Suresi 99. ayet, kıyamet gününde müşriklerin pişmanlığını ve sapkınlıklarının sorumluluğunu 'mücrimler'e yüklemelerini ifade eder. Ayet, 'dalalet' ve 'icram' kavramları üzerinden, şirk koşmanın ve suç işlemenin ahiretteki acı sonuçlarını dilbilimsel bir derinlikle ortaya koymaktadır.","keyConcepts":[{"word":"أَضَلَّنَا","root":"ض ل ل","rootLatin":"d-l-l","meaning":"Bizi saptırdılar, doğru yoldan çıkardılar.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'dalâl' (ضلال) kelimesini, doğru yoldan sapmak, hedeften şaşmak olarak tanımlar. Ayetteki 'edallena' (أَضَلَّنَا) fiili, başkalarının birini doğru yoldan çıkarması, şaşırtması anlamındadır. Burada müşrikler, kendilerini saptıranların 'mücrimler' olduğunu ifade ederek, sorumluluğu onlara yüklemektedirler. (el-Müfredât, s. 294)"},{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'dalâl' kelimesinin 'şaşırmak, yolunu kaybetmek' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'edallena' ifadesi, 'bizi doğru yoldan uzaklaştırdılar, şaşkınlığa düşürdüler' manasına gelir. Müşrikler, kendilerini şirke sevk edenlerin bu fiili işlediğini itiraf etmektedirler."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'dalâl' kavramının Kur'an'da genellikle 'doğru yoldan sapma, hakikatten uzaklaşma' anlamında kullanıldığını vurgular. 'Edallena' fiili, bu sapmanın dış bir etkenle gerçekleştiğini, yani başkaları tarafından saptırıldıklarını ifade eder. Bu, Kur'an'ın ahlaki sorumluluk bağlamında önemli bir vurgusudur."}]},{"word":"ٱلْمُجْرِمُونَ","root":"ج ر م","rootLatin":"c-r-m","meaning":"Suç işleyenler, günahkârlar, Allah'ın emirlerine karşı gelenler.","sources":[{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'icrâm' (إجرام) kelimesinin 'suç işlemek, günahkâr olmak' anlamında kullanıldığını belirtir. 'el-Mücrimûn' (المجرمون) ise bu suçu işleyenlerdir. Ayette, müşrikler kendilerini saptıranların, yani onları şirke ve küfre sürükleyenlerin 'suçlular' olduğunu ifade ederek, onların bu fiillerinin bir 'icrâm' olduğunu vurgular."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'c-r-m' kökünün 'kesmek, ayırmak' anlamından türeyerek, 'günah işlemek, suç işlemek' manasına geldiğini açıklar. Çünkü günah işleyen kişi, kendini hayırdan ve doğru yoldan kesip ayırmış olur. 'el-Mücrimûn' bu bağlamda, Allah'ın yolundan sapan ve başkalarını da saptıran günahkâr liderleri veya şeytanları ifade eder."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'mücrim' kelimesinin Kur'an'da genellikle 'Allah'a karşı gelen, O'nun hükümlerini çiğneyen, günahkâr' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'el-mücrimûn', müşriklerin kendilerini saptıranları tanımlamak için kullandıkları bir terim olup, onların bu sapkınlığın asıl sorumluları olduğunu ifade eder."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["musrikler","kufur-sirk","ahiret-mukafat","cehennem"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"ve"},{"position":1,"surface":"مَآ","pos":"harf","posDetail":"Nefy Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَا","form":"-","features":{},"irabReason":"Nefy harfi olduğu için mebnî","gloss":"değil"},{"position":2,"surface":"أَضَلَّ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ض-ل-ل","rootLatin":"d-l-l","lemma":"أَضَلَّ","form":"İf'âl","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"saptırdı"},{"position":2,"surface":"نَآ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"نَا","form":"-","features":{"person":"1.","gender":"Müşterek","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mahallen mansûb","gloss":"bizi"},{"position":3,"surface":"إِلَّا","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Hasr","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِلَّا","form":"-","features":{},"irabReason":"Hasr edatı olduğu için mebnî","gloss":"ancak"},{"position":4,"surface":"ٱلْمُجْرِمُونَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"ج-ر-م","rootLatin":"j-r-m","lemma":"مُجْرِم","form":"İf'âl","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû","state":"Marife"},"irabReason":"Fâil olduğu için merfû","gloss":"suçlular"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Kıyâmet Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *Şuara sûresi 69-104. Âyetler*
- **Kıyâmet Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *Şuara sûresi 69-104. Âyetler*
- **Şu'arâ Sûresi** · *26/99*
- **Şu'arâ Sûresi** · *26/99*
