# Neml Sûresi, 41. Âyet (27:41)

> قَالَ نَكِّرُوا۟ لَهَا عَرْشَهَا نَنظُرْ أَتَهْتَدِىٓ أَمْ تَكُونُ مِنَ ٱلَّذِينَ لَا يَهْتَدُونَ

*Kâle nekkirû lehâ ‘arşehâ nenzur etehtedî em tekûnu mine-lleżîne lâ yehtedûn(e)*

**Meal (Diyanet):** Süleyman, "Tahtını tanınmaz hale getirin. Bakalım tanıyacak mı, yoksa tanımayacaklardan mı olacak?" dedi.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/27/41

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Neml Suresi 41. ayet, Hz. Süleyman'ın Sebe melikesinin tahtı üzerindeki emrini ve bu emrin ardındaki hikmeti dilbilimsel bir derinlikle sunar. Ayet, 'tanınmaz hale getirme', 'taht' ve 'hidayet' gibi kavramlar üzerinden melikenin idrakini ve iradesini sınama amacını vurgular.","keyConcepts":[{"word":"نَكِّرُوا۟","root":"ن ك ر","rootLatin":"n-k-r","meaning":"Bir şeyi tanınmaz, yabancı hale getirmek, değiştirmek.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'ne-ke-ra' kökünün 'bilmemek, tanımamak' anlamlarına geldiğini belirtir. 'Nekkirû' fiili ise bir şeyi bilinemez, tanınamaz kılmak, yabancılaştırmak demektir. Ayetteki kullanımı, Sebe melikesinin tahtının görünümünü değiştirerek onun zekasını ve idrakini sınama amacını taşır; yani tahtı öyle bir hale getirin ki, ilk bakışta tanınmasın, ancak dikkatli bir incelemeyle anlaşılır olsun. (el-Müfredât, s. 797)"},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'nekkerû' fiilini 'değiştirin, farklılaştırın' şeklinde yorumlar. Bu, tahtın özünü bozmadan, dış görünüşünde değişiklikler yaparak onu tanınmaz kılma eylemini ifade eder. Ayetteki bağlamda, melikenin tahtının tanınmaz hale getirilmesi, onun bu duruma karşı vereceği tepkiyi ve idrak yeteneğini ölçmek içindir. (Mecâzü'l-Kur'ân, c. 2, s. 102)"},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'nekire' kökünün Kur'an'daki kullanımının genellikle 'bilinmeyen, yabancı' anlamlarına işaret ettiğini belirtir. 'Nekkirû' emri, bilinen bir şeyi bilinmez hale getirme eylemini ifade eder. Bu ayette, melikenin alışık olduğu tahtın yabancılaştırılması, onun zihinsel kapasitesini ve olaylara karşı tavrını test etme amacı güder. (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar, s. 185)"}]},{"word":"عَرْشَهَا","root":"ع ر ش","rootLatin":"a-r-ş","meaning":"Yüksek ve büyük taht, hükümdarlık makamı.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'arş' kelimesinin 'yüksek ve büyük taht' anlamına geldiğini, aynı zamanda 'hükümdarlık, saltanat' anlamında mecazi olarak da kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'arşehâ' ifadesi, Sebe melikesinin hükümdarlık sembolü olan özel tahtını ifade eder. Bu tahtın tanınmaz hale getirilmesi, melikenin gücüne ve makamına yönelik bir sınama niteliğindedir. (el-Müfredât, s. 570)"},{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, 'arş' kelimesinin 'yüksek bina, çardak' gibi anlamlarının yanı sıra, özellikle hükümdarların oturduğu 'taht' anlamında kullanıldığını vurgular. Ayetteki 'arşehâ', melikenin şahsına ait, onun iktidarını temsil eden özel tahtıdır. Bu tahtın değiştirilmesi, melikenin bu sembolik nesneye olan bağlılığını ve onu tanıma yeteneğini sınamak içindir. (Nüzhetü'l-Kulûb, s. 321)"},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'arş'ın 'hükümdarın oturduğu yer' olarak tanımlandığını ve aynı zamanda 'mülk ve saltanat' anlamında da kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'arşehâ', sadece fiziksel bir nesne değil, aynı zamanda melikenin gücünün ve otoritesinin bir simgesidir. Bu simgenin tanınmaz hale getirilmesi, melikenin bu sembolik değeri ne kadar idrak ettiğini ölçmeyi amaçlar. (el-Külliyyât, s. 624)"}]},{"word":"نَنظُرْ","root":"ن ظ ر","rootLatin":"n-z-r","meaning":"Bakmak, görmek, düşünmek, incelemek, gözlemlemek.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'nazar' kelimesinin 'gözle görmek'ten 'kalple düşünmek'e kadar geniş bir anlam yelpazesine sahip olduğunu ifade eder. Ayetteki 'nanzur' fiili, sadece fiziksel bir bakışı değil, aynı zamanda melikenin tahtı tanıyıp tanımayacağını anlamak için bir 'gözlemleme, inceleme ve değerlendirme' eylemini ifade eder. Bu, melikenin idrak ve zeka seviyesini test etme amacı taşır. (el-Müfredât, s. 805)"},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'nazar'ın 'bir şeye yönelmek, onu idrak etmeye çalışmak' anlamını taşıdığını belirtir. Ayetteki 'nanzur', Süleyman'ın melikenin tepkisini ve idrakini gözlemleyerek onun hakikati kavrama yeteneğini anlamaya çalışmasını ifade eder. Bu, bir tür 'psikolojik test' niteliğindedir. (Umdetü'l-Huffâz, c. 4, s. 250)"},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'nazar' kökünün Kur'an'da genellikle 'düşünmek, ibret almak, dikkatle bakmak' anlamlarında kullanıldığını vurgular. 'Nanzur' fiili, Süleyman'ın melikenin tahtı tanıma eylemini sadece fiziksel olarak değil, aynı zamanda zihinsel ve idraki bir süreç olarak gözlemleyeceğini gösterir. Bu, melikenin hakikate yönelme potansiyelini anlamak içindir. (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi, s. 312)"}]},{"word":"أَتَهْتَدِىٓ","root":"ه د ى","rootLatin":"h-d-y","meaning":"Doğru yolu bulmak, hidayete ermek, rehberlik etmek.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'hidayet' kelimesinin 'lütuf ve incelikle doğru yola iletmek' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'etehtedî' ifadesi, melikenin tahtını tanıma eylemi üzerinden, onun hakikati idrak etme ve doğru yolu bulma yeteneğini sorgular. Bu, sadece fiziksel bir tanıma değil, aynı zamanda manevi bir yönelişi de ifade eder. (el-Müfredât, s. 833)"},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'hidayet'in Kur'an'daki temel anlamının 'doğru yolu göstermek veya doğru yolu bulmak' olduğunu vurgular. Bu ayette, 'etehtedî' sorusu, melikenin tahtını tanıyarak, bu mucizevi olayın ardındaki ilahi gücü ve Süleyman'ın peygamberliğini idrak edip etmeyeceğini, yani 'doğru yola gelip gelmeyeceğini' sorgular. Bu, bir iman ve teslimiyet sınavıdır. (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar, s. 215)"},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'hedâ' fiilinin 'yol göstermek, doğruya iletmek' anlamlarını taşıdığını belirtir. Ayetteki 'etehtedî', melikenin bu olağanüstü durum karşısında şaşkınlığını atıp, gerçeği kavrayarak doğru bir sonuca ulaşıp ulaşamayacağını ifade eder. Bu, onun akıl yürütme ve hakikati kabul etme kapasitesini ölçer. (Basâiru Zevi't-Temyîz, c. 5, s. 147)"}]},{"word":"يَهْتَدُونَ","root":"ه د ى","rootLatin":"h-d-y","meaning":"Doğru yolu bulamayanlar, hidayete ermeyenler.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'hidayet'in zıddı olarak 'dalalet'i gösterir. 'Lâ yehtedûn' ifadesi, doğru yolu bulamayan, hakikati idrak edemeyen veya kabul etmeyen kimseleri tanımlar. Ayetteki bağlamda, melikenin tahtını tanıyamaması veya bu mucize karşısında doğru çıkarımlarda bulunamaması, onun 'hidayete ermeyenlerden' olacağı anlamına gelir. (el-Müfredât, s. 833)"},{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'lâ yehtedûn' ifadesini 'doğruyu bulamayanlar, şaşkınlık içinde kalanlar' olarak açıklar. Bu ayette, melikenin tahtını tanıyamaması durumunda, onun bu mucizevi olayın ardındaki gerçeği kavrayamayacağı ve dolayısıyla doğru yola gelemeyeceği vurgulanır. Bu, onun akıl ve idrak yeteneğinin yetersizliğini veya hakikate karşı direncini gösterir. (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân, s. 331)"},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'hidayet'in olumsuz formu olan 'lâ yehtedûn'un, 'doğru yolu bulamayanlar, sapkınlıkta kalanlar' anlamını taşıdığını belirtir. Ayetteki bu ifade, melikenin tahtı tanıma sınavında başarısız olması durumunda, onun hakikati kabul etme ve doğru inanca yönelme konusunda yetersiz kalacağını, yani 'yola gelmeyenlerden' olacağını ima eder. (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi, s. 315)"}]}]}

## Tefsir

{"topics":["kissa-suleyman-davud","hidayet-dalalet","imtihan-bela"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"قَالَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ق-و-ل","rootLatin":"q-w-l","lemma":"قَوْل","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"dedi"},{"position":2,"surface":"نَكِّرُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Emir","root":"ن-ك-ر","rootLatin":"n-k-r","lemma":"تَنْكِير","form":"Tef'îl","features":{"tense":"Emir","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Emir fiil olduğu için mebnî","gloss":"tanınmaz hale getirin"},{"position":3,"surface":"لَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لِ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"için"},{"position":3,"surface":"هَا","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"onun"},{"position":4,"surface":"عَرْشَ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ع-ر-ش","rootLatin":"ʿ-r-š","lemma":"عَرْش","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"tahtını"},{"position":4,"surface":"هَا","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"onun"},{"position":5,"surface":"نَنظُرْ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ن-ظ-ر","rootLatin":"n-ẓ-r","lemma":"نَظَر","form":"-","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"1.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Meczûm"},"irabReason":"Emir fiilin cevabı olduğu için meczûm","gloss":"bakalım"},{"position":6,"surface":"أَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i İstifham","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أَ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"mı"},{"position":6,"surface":"تَهْتَدِىٓ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ه-د-ي","rootLatin":"h-d-y","lemma":"اِهْتِدَاء","form":"İfti'âl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edici bulunmadığı için merfû","gloss":"yolunu bulur/tanır"},{"position":7,"surface":"أَمْ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أَمْ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"yoksa"},{"position":8,"surface":"تَكُونُ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ك-و-ن","rootLatin":"k-w-n","lemma":"كَوْن","form":"-","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edici bulunmadığı için merfû","gloss":"olur"},{"position":9,"surface":"مِنَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مِنْ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"-den"},{"position":10,"surface":"ٱلَّذِينَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"ٱلَّذِي","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"o kimseler ki"},{"position":11,"surface":"لَا","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Nefy","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لَا","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"değil"},{"position":12,"surface":"يَهْتَدُونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ه-د-ي","rootLatin":"h-d-y","lemma":"اِهْتِدَاء","form":"İfti'âl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edici bulunmadığı için merfû","gloss":"yolunu bulmazlar/tanımazlar"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Neml Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *27/41*
- **Neml Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *27/41*
- **Kelime-i Muhammediyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *27/41*
- **Kelime-i Muhammediyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *27/41*
- **Kelime-i Muhammediyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *27/41*
- **Kelime-i Muhammediyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *27/41*
