# Neml Sûresi, 69. Âyet (27:69)

> قُلْ سِيرُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ فَٱنظُرُوا۟ كَيْفَ كَانَ عَـٰقِبَةُ ٱلْمُجْرِمِينَ

*Kul sîrû fî-l-ardi fenzurû keyfe kâne ‘âkibetu-lmucrimîn(e)*

**Meal (Diyanet):** De ki: "Yeryüzünde dolaşın da suçluların sonunun nasıl olduğuna bir bakın."

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/27/69

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Neml Suresi'nin 69. ayeti, insanları yeryüzünde dolaşmaya ve geçmiş kavimlerin akıbetlerini gözlemlemeye teşvik ederek, özellikle 'suçluların' (el-mücrimîn) sonunun ibret verici olduğunu vurgular. Ayet, fiillerin sonuçları üzerine düşünmeyi ve tarihsel olaylardan ders çıkarmayı öğütleyen didaktik bir üslup taşır.","keyConcepts":[{"word":"سِيرُوا۟","root":"س ي ر","rootLatin":"s-y-r","meaning":"Yeryüzünde dolaşmak, seyahat etmek, hareket etmek anlamında bir emir fiilidir.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'seyir' kelimesinin bir yerde hareket etmek, yürümek anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'sîrû' emri, sadece fiziksel bir dolaşmayı değil, aynı zamanda geçmiş kavimlerin yaşadığı yerleri ziyaret ederek onların akıbetleri üzerine düşünmeyi de içerir. Bu, ibret almak amacıyla yapılan bir yolculuktur."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'sîrû' fiilinin mecazi olarak 'düşünün, ibret alın' anlamında kullanılabileceğini ima eder. Ayetteki bağlamda, yeryüzünde dolaşmak, sadece coğrafi bir hareket değil, aynı zamanda geçmişin izlerini takip ederek ders çıkarma eylemidir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, Kur'an'da 'seyir' kavramının genellikle Allah'ın ayetlerini, kudretini ve geçmiş kavimlerin helakini gözlemlemek amacıyla yapılan bir yolculuğu ifade ettiğini belirtir. Bu, sadece bir gezi değil, aynı zamanda bir tefekkür ve ibret alma sürecidir."}]},{"word":"فَٱنظُرُوا۟","root":"ن ظ ر","rootLatin":"n-z-r","meaning":"Bakmak, görmek, düşünmek, tefekkür etmek anlamında bir emir fiilidir.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'nazar' kelimesinin sadece gözle görmeyi değil, aynı zamanda kalple düşünmeyi ve ibret almayı da ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'fenzurû' emri, suçluların akıbetine sadece bakmakla kalmayıp, bu akıbetin nedenleri ve sonuçları üzerine derinlemesine düşünmeyi gerektirir."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'nazar' kelimesinin hem gözle görme hem de akılla düşünme ve tefekkür etme anlamlarına geldiğini açıklar. Ayetteki 'fenzurû', geçmiş kavimlerin sonunu sadece gözlemlemek değil, aynı zamanda bu gözlemden dersler çıkararak geleceğe yönelik bir bilinç oluşturmayı amaçlar."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, Kur'an'da 'nazar' fiilinin genellikle ibret alma, ders çıkarma ve Allah'ın kudretini anlama bağlamında kullanıldığını vurgular. Bu ayette de 'suçluların akıbetine bakmak', onların sonundan ders çıkarmak ve benzer hatalara düşmekten sakınmak anlamına gelir."}]},{"word":"عَـٰقِبَةُ","root":"ع ق ب","rootLatin":"a-k-b","meaning":"Bir şeyin sonu, neticesi, akıbeti anlamına gelen bir isimdir.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'akıbet' kelimesinin bir şeyin sonu, neticesi ve ardından gelen şey olduğunu belirtir. Ayetteki 'âkıbetü'l-mücrimîn', suçluların işledikleri fiillerin kaçınılmaz ve kötü sonuçlarını ifade eder."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'akıbet' kelimesinin genellikle olumsuz sonuçlar için kullanıldığını ve bir fiilin ardından gelen cezayı veya kötü sonu ifade ettiğini belirtir. Bu ayette, suçluların işledikleri günahların doğal bir sonucu olarak başlarına gelen felaketleri anlatır."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'akıbet'in bir olayın veya fiilin sonu olduğunu ve genellikle bu sonun, yapılan işin niteliğine göre iyi veya kötü olabileceğini açıklar. Ayetteki bağlamda, 'suçluların akıbeti' onların kötü fiillerinin kötü sonucunu vurgular."}]},{"word":"ٱلْمُجْرِمِينَ","root":"ج ر م","rootLatin":"c-r-m","meaning":"Suç işleyenler, günahkarlar, kötü fiillerde bulunanlar anlamına gelen çoğul bir isimdir.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'cürüm' kelimesinin günah, suç anlamına geldiğini ve 'mücrim'in de bu günahı işleyen kişi olduğunu belirtir. Ayetteki 'el-mücrimîn', Allah'ın emirlerine karşı gelen, zulüm ve fesat işleyen kimseleri ifade eder."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'cürüm' kelimesinin aslen meyve toplamak anlamına geldiğini, ancak daha sonra 'suç işlemek, günah kazanmak' anlamında kullanıldığını açıklar. 'Mücrimîn', Allah'ın sınırlarını aşan, O'na isyan eden ve yeryüzünde bozgunculuk yapan kimselerdir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, Kur'an'da 'mücrim' kavramının genellikle Allah'ın ayetlerini yalanlayan, peygamberlere karşı çıkan ve yeryüzünde fesat çıkaran kişileri tanımlamak için kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki 'mücrimîn', geçmiş kavimlerden olup Allah'ın azabına uğrayan inkarcı ve zalim toplulukları temsil eder."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["kissa-gecmis-kavimler","musrikler"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"قُلْ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Emir","root":"ق و ل","rootLatin":"q-w-l","lemma":"قَالَ","form":"-","features":{"tense":"Emir","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Meczûm"},"irabReason":"Emir fiil olduğu için mebnîdir, sükûn üzere mebnîdir.","gloss":"De ki"},{"position":2,"surface":"سِيرُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Emir","root":"س ي ر","rootLatin":"s-y-r","lemma":"سَارَ","form":"-","features":{"tense":"Emir","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Meczûm"},"irabReason":"Emir fiil olduğu için mebnîdir, nunun hazfi üzere mebnîdir.","gloss":"gezin"},{"position":3,"surface":"فِى","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فِي","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnîdir.","gloss":"içinde"},{"position":4,"surface":"ٱلْأَرْضِ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"أ ر ض","rootLatin":"a-r-d","lemma":"أَرْض","form":"-","features":{"gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr.","gloss":"yeryüzü"},{"position":5,"surface":"فَٱنظُرُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Emir","root":"ن ظ ر","rootLatin":"n-z-r","lemma":"نَظَرَ","form":"-","features":{"tense":"Emir","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Meczûm"},"irabReason":"Emir fiil olduğu için mebnîdir, nunun hazfi üzere mebnîdir. Başındaki 'fa' atıf harfidir.","gloss":"bakın"},{"position":6,"surface":"كَيْفَ","pos":"harf","posDetail":"İsm-i İstifham","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"كَيْفَ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"İstifham edatı olduğu için mebnîdir, 'kâne' fiilinin haberi mukaddemidir.","gloss":"nasıl"},{"position":7,"surface":"كَانَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ك و ن","rootLatin":"k-w-n","lemma":"كَانَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için fetha üzere mebnîdir.","gloss":"oldu"},{"position":8,"surface":"عَـٰقِبَةُ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ع ق ب","rootLatin":"'-q-b","lemma":"عَاقِبَة","form":"-","features":{"gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Merfû","state":"Nekre"},"irabReason":"Kâne'nin ismi olduğu için merfû.","gloss":"sonu"},{"position":9,"surface":"ٱلْمُجْرِمِينَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"ج ر م","rootLatin":"j-r-m","lemma":"مُجْرِم","form":"İf'âl","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr.","gloss":"suçluların"}]
