# Neml Sûresi, 89. Âyet (27:89)

> مَن جَآءَ بِٱلْحَسَنَةِ فَلَهُۥ خَيْرٌ مِّنْهَا وَهُم مِّن فَزَعٍ يَوْمَئِذٍ ءَامِنُونَ

*Men câe bilhaseneti felehu ḣayrun minhâ vehum min feze'in yevme-iżin âminûn(e)*

**Meal (Diyanet):** Her kim iyi amel getirirse, ona ondan daha hayırlısı vardır. Onlar o gün korkudan emindirler.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/27/89

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Neml Suresi'nin 89. ayeti, ahiret gününde amellerin karşılığını ve müminlerin güvenliğini vurgulamaktadır. Ayet, 'iyilik' kavramının mükafatını ve 'korku'dan emin olmayı dilbilimsel bir derinlikle ele alır.","keyConcepts":[{"word":"بِٱلْحَسَنَةِ","root":"ح س ن","rootLatin":"h-s-n","meaning":"Bu bağlamda, Allah katında makbul olan her türlü iyi amel, güzel iş ve davranış anlamına gelir.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Hasan (حسن) kelimesi, 'güzel olmak, iyi olmak' anlamlarına gelir. Hasene (حسنة) ise, hem zatı itibarıyla güzel olanı hem de başkasına iyilik getiren şeyi ifade eder. Ayetteki 'bi'l-haseneti' ifadesi, Allah'ın rızasına uygun, sevap kazandıran her türlü salih ameli kapsar ve bu amellerin ahiretteki karşılığını vurgular."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Hasene (حسنة) burada, 'tevhid ve iman' olarak yorumlanmıştır. Kim Allah'a iman ve tevhid ile gelirse, ona daha iyisi verilir. Bu, hasenenin en temel ve en büyük şekli olarak kabul edilir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'hasene' kavramının Kur'an'da 'iyi, güzel, faydalı' anlamlarını taşıdığını belirtir. Ahlaki ve dini bir terim olarak 'hasene', Allah'ın hoşnutluğunu kazandıran, mükafatı hak eden her türlü eylemi ifade eder. Bu ayetteki kullanımı, ahiret bağlamında 'salih amel'in karşılığını vurgular."}]},{"word":"خَيْرٌ","root":"خ ي ر","rootLatin":"h-y-r","meaning":"Bu ayette, yapılan iyiliğin karşılığında verilecek olan daha üstün ve daha faziletli mükafatı ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Hayr (خير), 'iyilik, güzellik, fayda' anlamlarına gelir. 'Hayrun minha' (ondan daha hayırlı) ifadesi, yapılan amelin karşılığının, amelin kendisinden daha üstün ve daha değerli olacağını, yani kat kat artırılacağını belirtir. Bu, Allah'ın lütfunu ve cömertliğini gösterir."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Hayr (خير), 'tercih edilen, seçilen şey' anlamına gelir. Aynı zamanda 'faydalı ve güzel olan'ı ifade eder. Ayetteki 'hayrun minha' ifadesi, Allah'ın, kullarının amellerine karşılık olarak vereceği mükafatın, amelin kendisinden daha faziletli ve daha çok olacağını vurgular."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'hayr' kelimesinin Kur'an'da geniş bir anlam yelpazesine sahip olduğunu belirtir. Bu ayetteki kullanımı, 'daha iyi, daha üstün, daha faziletli' anlamındadır ve Allah'ın, salih amellerin karşılığını katlayarak vereceğini ifade eder. Bu, ahiret mükafatının dünyadaki amelin ötesinde bir değer taşıdığını gösterir."}]},{"word":"فَزَعٍ","root":"ف ز ع","rootLatin":"f-z-'-","meaning":"Kıyamet gününün dehşetinden, korku ve endişesinden kaynaklanan büyük bir ürküntü ve panik halini ifade eder.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Fez' (فزع), 'korku, ürküntü, dehşet' anlamına gelir. Özellikle ani ve şiddetli korkuyu ifade eder. Ayetteki 'min feza'in' (korkudan) ifadesi, kıyamet gününün o dehşetli anında yaşanacak olan genel korku ve panik halini belirtir. Müminler ise bu korkudan emin kılınacaklardır."},{"author":"Ebû'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Fez' (فزع), 'kalbin bir şeyden ürkmesi ve kaçması' olarak tanımlanır. Bu, sadece korku değil, aynı zamanda o korkunun getirdiği şaşkınlık ve panik halini de içerir. Ayetteki 'yevme'izin' (o günün) ile birlikte kullanılması, kıyamet gününün dehşetini ve müminlerin bu dehşetten korunacağını vurgular."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Fez' (فزع), 'korku ve telaş' anlamındadır. Kıyamet gününün şiddeti ve dehşeti karşısında insanların yaşayacağı büyük korkuyu ifade eder. Ayetteki 'âminûne' (güvendedirler) kelimesiyle zıtlık oluşturarak, müminlerin bu genel korku halinden istisna tutulacağını belirtir."}]},{"word":"ءَامِنُونَ","root":"أ م ن","rootLatin":"'-m-n","meaning":"Kıyamet gününün dehşetinden ve korkusundan güvende, emniyette ve huzurlu olacaklarını ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Emn (أمن), 'korkunun zıddı, güven ve huzur' anlamına gelir. 'Âminûn' (آمنون) ise, 'güvende olanlar, korkudan emin olanlar' demektir. Ayetteki kullanımı, salih amel işleyenlerin kıyamet gününün dehşetinden ve azabından korunmuş olacaklarını, bir tür ilahi güvence altında bulunacaklarını belirtir."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Âminûn (آمنون) burada, 'azaptan emin olanlar' olarak açıklanmıştır. Kıyamet gününün korkusu ve dehşeti herkesi sararken, Allah'ın lütfuyla salih amel sahipleri bu azaptan ve korkudan uzak tutulacaktır. Bu, Allah'ın vaadinin bir tecellisidir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'emn' kökünün Kur'an'da 'güven, emniyet, huzur' gibi temel anlamları taşıdığını belirtir. 'Âminûn' ifadesi, sadece fiziksel bir güvenlik değil, aynı zamanda ruhsal bir huzur ve ilahi koruma altında olmayı da ifade eder. Bu ayette, müminlerin ahiretteki nihai kurtuluş ve huzur halini vurgular."}]}]}

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 7** — Ahmed Avni Konuk · *27/89*
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 7** — Ahmed Avni Konuk · *27/89*
- **Mesnevî'den Hikâyeler** — Ahmet Avni Konuk · *27/89*
