# Ankebût Sûresi, 10. Âyet (29:10)

> وَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يَقُولُ ءَامَنَّا بِٱللَّهِ فَإِذَآ أُوذِىَ فِى ٱللَّهِ جَعَلَ فِتْنَةَ ٱلنَّاسِ كَعَذَابِ ٱللَّهِ وَلَئِن جَآءَ نَصْرٌ مِّن رَّبِّكَ لَيَقُولُنَّ إِنَّا كُنَّا مَعَكُمْ ۚ أَوَلَيْسَ ٱللَّهُ بِأَعْلَمَ بِمَا فِى صُدُورِ ٱلْعَـٰلَمِينَ

*Vemine-nnâsi men yekûlu âmennâ bi(A)llâhi fe-iżâ ûżiye fi(A)llâhi ce'ale fitnete-nnâsi ke'ażâbi(A)llâhi vele-in câe nasrun min rabbike leyekûlunne innâ kunnâ me'akum(c) eve leysa(A)llâhu bi-a'leme bimâ fî sudûri-l'âlemîn(e)*

**Meal (Diyanet):** İnsanlardan öyleleri vardır ki, "Allah'a inandık" derler. Ama Allah uğrunda bir ezaya uğratılınca, insanlardan gördükleri baskı ve işkenceyi Allah'ın azabı gibi tutar. Andolsun, Rabbinden bir yardım gelecek olsa mutlaka, "Biz de sizinle beraberdik" derler. Allah, herkesin kalbinde olanı en iyi bilen değil midir?

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/29/10

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, iman iddiasında bulunan ancak zorluklarla karşılaştığında imtihanı terk eden veya menfaat peşinde koşan münafıkların psikolojisini ve dilsel ifadelerini ele almaktadır. Ayet, 'iman', 'eziyet', 'fitne', 'azap' ve 'nasr' gibi temel kavramlar üzerinden bu ikiyüzlü tavrı ifşa ederken, Allah'ın kalplerde olanı bildiği vurgusuyla ilahi murakabeyi hatırlatmaktadır.","keyConcepts":[{"word":"ءَامَنَّا","root":"أ م ن","rootLatin":"e-m-n","meaning":"Allah'a inanmak, tasdik etmek, güvenmek ve kendini güvende hissetmek anlamlarını içeren bir fiildir.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İman kelimesi, 'emn' kökünden türemiştir ve kalbin tasdikiyle birlikte emniyet ve güven duygusunu ifade eder. Ayetteki 'âmennâ' ifadesi, zahiren Allah'a teslimiyet ve güven beyanını, ancak münafıkların durumunda bu güvenin samimiyetsizliğini ve zorluk anında sarsılmasını ima eder."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"İzutu'ya göre iman, sadece entelektüel bir kabul değil, aynı zamanda Allah'a tam bir teslimiyet ve güvenle kendini O'na bırakma halidir. Bu ayetteki kullanım, bu teslimiyetin yüzeysel olduğunu ve dış baskılar karşısında kolayca terk edilebildiğini gösterir."}]},{"word":"أُوذِىَ","root":"أ ذ ى","rootLatin":"e-z-y","meaning":"Zarar görmek, eziyet edilmek, incitilmek anlamlarına gelir.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'ûziye' kelimesini 'zarar ve meşakkatle karşılaşmak' olarak açıklar. Ayetteki bağlamda, Allah yolunda karşılaşılan her türlü sıkıntı, baskı ve işkenceyi ifade eder ki bu, münafıkların iman iddialarını test eden bir durumdur."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, bu kelimenin mecazi olarak 'imtihan edilmek' anlamında kullanılabileceğini belirtir. Ayette, münafıkların Allah uğruna maruz kaldıkları eziyetin, onların imanlarının gerçekliğini ortaya koyan bir imtihan aracı olduğunu vurgular."}]},{"word":"فِتْنَةَ","root":"ف ت ن","rootLatin":"f-t-n","meaning":"İmtihan, deneme, sınama, sıkıntı, kargaşa ve sapma gibi geniş anlamlara sahip bir kavramdır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, fitneyi 'altını ateşle saflaştırmak gibi, insanı denemek ve sınamak' olarak tanımlar. Ayetteki 'fitnete' kelimesi, münafıkların insanların kendilerine uyguladığı baskı ve eziyeti, Allah'ın azabı gibi algılamalarını, yani bu imtihan karşısında sapmalarını ifade eder."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, fitnenin 'imtihan, bela, günah, şirk, azap' gibi birçok anlamı kapsadığını belirtir. Ayetteki 'fitnete' kelimesi, münafıkların insanların eziyetini, Allah'ın azabı gibi görerek imtihanda başarısız olmalarını ve doğru yoldan sapmalarını anlatır."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, fitnenin Kur'an'da genellikle 'imtihan ve deneme' bağlamında kullanıldığını, ancak aynı zamanda 'sapma ve kargaşa' anlamlarını da içerdiğini belirtir. Bu ayette, münafıkların insanların baskısını bir imtihan olarak değil, kaçınılması gereken bir azap olarak görmeleri ve bu yüzden dinlerinden dönmeleri bir 'fitne' olarak nitelendirilir."}]},{"word":"عَذَابِ","root":"ع ذ ب","rootLatin":"a-z-b","meaning":"Acı veren ceza, işkence, sıkıntı ve meşakkat anlamlarına gelir.","sources":[{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, azabı 'acı veren ceza' olarak tanımlar. Ayette, münafıkların insanların eziyetini, Allah'ın kendilerine vereceği azapla eşdeğer tutarak, bu dünyadaki geçici sıkıntıdan kaçınmak için ahiret azabını göze alabileceklerini ima eden çarpık bir mantıklarını ortaya koyar."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, azabın 'bir şeyi engellemek, alıkoymak' anlamından türediğini ve 'insanı arzu ettiği şeyden alıkoyan acı' olduğunu belirtir. Ayetteki kullanım, münafıkların insanların eziyetini, kendilerini dinden alıkoyan ve kaçınılması gereken bir 'azap' olarak görmelerini ifade eder."}]},{"word":"نَصْرٌ","root":"ن ص ر","rootLatin":"n-s-r","meaning":"Yardım, destek, zafer ve muvaffakiyet anlamlarına gelir.","sources":[{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, nasr kelimesinin 'düşmana karşı yardım etmek ve galip gelmek' anlamını taşıdığını belirtir. Ayetteki 'nasr' ifadesi, müminlere Allah tarafından gelecek olan zafer ve desteği ifade eder ki bu, münafıkların tekrar müminlerin safına geçme bahanesi olarak kullandıkları bir durumdur."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, nasr'ı 'birine yardım etmek ve onu düşmanına karşı desteklemek' olarak açıklar. Ayette, münafıkların, müminlere bir zafer veya yardım geldiğinde, kendi menfaatleri doğrultusunda hemen onlarla birlikte olduklarını iddia etmelerini anlatır."}]}]}

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Ankebût Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *10. Âyetler*
- **Ankebût Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *29/10*
