# Ankebût Sûresi, 11. Âyet (29:11)

> وَلَيَعْلَمَنَّ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَلَيَعْلَمَنَّ ٱلْمُنَـٰفِقِينَ

*Veleya'lemenna(A)llâhu-lleżîne âmenû veleya'lemenne-lmunâfikîn(e)*

**Meal (Diyanet):** Allah, elbette kendisine iman edenleri de bilir ve elbette münafıkları da bilir.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/29/11

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, Allah'ın iman edenler ile münafıkları kesin bir şekilde bildiğini vurgulayarak, ilahi bilginin kuşatıcılığını ve ayrımcılığını ortaya koymaktadır. Ayetteki temel kavramlar, iman ve nifak olgularını ve Allah'ın bu olgulara dair mutlak bilgisini ifade eder.","keyConcepts":[{"word":"وَلَيَعْلَمَنَّ","root":"ع ل م","rootLatin":"a-l-m","meaning":"Allah'ın bir şeyi kesin olarak bilmesi, idrak etmesi ve açığa çıkarması anlamındadır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İsfehânî'ye göre 'ilm' (علم), bir şeyin hakikatini idrak etmektir. Bu ayetteki 'leya'lemenne' (وَلَيَعْلَمَنَّ) ifadesi, Allah'ın iman edenleri ve münafıkları, onların iç yüzlerini ve amellerini tam bir kesinlikle bildiğini ve bu bilginin açığa çıkacağını ifade eder. Bu, sadece bir bilgi değil, aynı zamanda bir ayırma ve ortaya koyma eylemidir."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, Kur'an'daki 'ilim' (علم) kelimesinin bazen 'ortaya çıkarma' veya 'ayırt etme' anlamında kullanılabileceğini belirtir. Bu ayetteki 'leya'lemenne' (وَلَيَعْلَمَنَّ) ifadesi, Allah'ın zaten bildiği şeyleri insanlara göstermesi, iman edenleri münafıklardan ayırması ve bu ayrımı herkesin idrak edeceği bir şekilde ortaya koyması anlamını taşır."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'ilim' (علم) kavramının Kur'an'da sadece bilişsel bir eylemden öte, aynı zamanda bir 'tanıma' ve 'ayırt etme' işlevi gördüğünü vurgular. Bu ayette Allah'ın 'bilmesi', O'nun iman edenleri ve münafıkları, onların gerçek mahiyetleriyle birlikte tanıması ve bu tanıma sonucunda bir ayrım yapması anlamına gelir. Bu bilgi, ilahi adaletin tecellisi için bir ön koşuldur."}]},{"word":"ءَامَنُوا۟","root":"ء م ن","rootLatin":"a-m-n","meaning":"Allah'a ve O'nun gönderdiklerine kalpten inanıp güvenmek, tasdik etmek ve teslim olmak demektir.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İsfehânî, 'îmân' (إيمان) kelimesinin kökeninin 'emn' (أمن) yani 'güven' ve 'emniyet' olduğunu belirtir. İman, kalbin tasdikiyle birlikte bir güven ve teslimiyet halidir. Ayetteki 'âmenû' (ءَامَنُوا۟) ifadesi, Allah'a ve O'nun bildirdiklerine içtenlikle inanmış, bu inançla huzur ve güven bulmuş kişileri ifade eder."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'îmân'ın (إيمان) sadece dil ile ikrar değil, aynı zamanda kalbin tasdiki ve azaların ameliyle gerçekleşen bir bütünlük olduğunu vurgular. Ayetteki 'âmenû' (ءَامَنُوا۟) ifadesi, bu bütüncül iman anlayışını temsil eder; yani sadece sözde değil, özde de Allah'a bağlı olanları kasteder."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'îmân' (إيمان) kavramının Kur'an'da sadece bir inanç değil, aynı zamanda bir 'güven' ve 'bağlılık' ilişkisi olduğunu belirtir. Allah'a iman etmek, O'na tam bir güvenle teslim olmak ve O'nun iradesine boyun eğmek anlamına gelir. Ayetteki 'âmenû' (ءَامَنُوا۟) ifadesi, bu güven ve bağlılık ilişkisini kurmuş olanları işaret eder."}]},{"word":"ٱلْمُنَـٰفِقِينَ","root":"ن ف ق","rootLatin":"n-f-q","meaning":"İçten inanmadığı halde dıştan inanmış gibi görünen, ikiyüzlü davranan kişileri ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İsfehânî, 'nifâk' (نفاق) kelimesinin kökenini 'nâfak' (نافق) yani 'tünel açmak', 'bir yerden girip başka yerden çıkmak' fiiline dayandırır. Münafık, tıpkı tünel açan bir hayvan gibi, bir taraftan girip diğer taraftan çıkarak gerçek niyetini gizler. Ayetteki 'el-münâfikîn' (ٱلْمُنَـٰفِقِينَ) ifadesi, kalbinde küfrü gizleyip diliyle iman ettiğini söyleyen, iki yüzlü davranan kimseleri tanımlar."},{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'münâfık' (منافق) kelimesinin 'nifâk' (نفاق) kökünden geldiğini ve bu kelimenin, 'bir kapıdan girip diğer kapıdan çıkmak' anlamındaki 'nâfıkâ' (نافقاء) kelimesiyle ilişkili olduğunu belirtir. Bu, münafığın bir taraftan İslam'a girmiş gibi görünüp diğer taraftan küfre meyletmesini ifade eder. Ayetteki 'el-münâfikîn' (ٱلْمُنَـٰفِقِينَ), bu ikiyüzlü ve aldatıcı karakteri taşıyanları belirtir."},{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, 'nifâk'ın (نفاق) dış görünüşte İslam'ı benimsemiş gibi dururken, içte küfrü gizlemek olduğunu açıklar. Bu, kalbin ve dilin farklı şeyler söylemesi durumudur. Ayetteki 'el-münâfikîn' (ٱلْمُنَـٰفِقِينَ) ifadesi, bu tür bir çifte standartla yaşayan, samimiyetsiz kişileri işaret eder."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["iman","munafiklar","gayb"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"وَلَيَعْلَمَنَّ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ع-ل-م","rootLatin":"Ain-Lam-Mim","lemma":"عَلِمَ","form":"-","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Nûn-i Te'kîd-i Sakîle ile bitiştiği için mebnî","gloss":"ve elbette bilecek"},{"position":2,"surface":"ٱللَّهُ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Celâl","root":"ا-ل-ه","rootLatin":"Alif-Lam-Ha","lemma":"ٱللَّهُ","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû","state":"Marife"},"irabReason":"Fiilin fâili olduğu için merfû","gloss":"Allah"},{"position":3,"surface":"ٱلَّذِينَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"ٱلَّذِينَ","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mansûb","state":"Marife"},"irabReason":"Fiilin mef'ûlün bihi olduğu için mansûb","gloss":"o kimseler ki"},{"position":4,"surface":"ءَامَنُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ا-م-ن","rootLatin":"Alif-Mim-Nun","lemma":"آمَنَ","form":"İf'âl","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"iman ettiler"},{"position":5,"surface":"وَلَيَعْلَمَنَّ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ع-ل-م","rootLatin":"Ain-Lam-Mim","lemma":"عَلِمَ","form":"-","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Nûn-i Te'kîd-i Sakîle ile bitiştiği için mebnî","gloss":"ve elbette bilecek"},{"position":6,"surface":"ٱلْمُنَـٰفِقِينَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"ن-ف-ق","rootLatin":"Nun-Fa-Qaf","lemma":"مُنَافِق","form":"Mufâ'ale","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mansûb","state":"Marife"},"irabReason":"Fiilin mef'ûlün bihi olduğu için mansûb","gloss":"münafıkları"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Ankebût Sûresi** · *29/11*
- **Ankebût Sûresi** · *29/11*
- **Ankebût Sûresi** · *29/11*
- **Ankebût Sûresi** · *29/11*
