# Ankebût Sûresi, 21. Âyet (29:21)

> يُعَذِّبُ مَن يَشَآءُ وَيَرْحَمُ مَن يَشَآءُ ۖ وَإِلَيْهِ تُقْلَبُونَ

*Yu'ażżibu men yeşâu veyerhamu men yeşâ(u)(s) ve-ileyhi tuklebûn(e)*

**Meal (Diyanet):** O, dilediğine azap eder, dilediğine de merhamet eder. Ancak O'na döndürüleceksiniz.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/29/21

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Ankebût Suresi'nin 21. ayeti, Allah'ın mutlak kudretini ve iradesini vurgulayarak azap ve rahmetin O'nun dilemesine bağlı olduğunu, nihayetinde tüm varlıkların O'na döneceğini ifade eder. Ayet, ilahi irade, ceza, merhamet ve dönüş kavramları etrafında şekillenmektedir.","keyConcepts":[{"word":"يُعَذِّبُ","root":"ع-ذ-ب","rootLatin":"a-z-b","meaning":"Allah'ın dilediği kimseye azap etmesi, ceza vermesi fiilidir.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'azâb' kelimesini 'acı veren şey' olarak tanımlar ve Kur'an'da genellikle dünyevi veya uhrevi cezayı ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'yu'azzibu' fiili, Allah'ın mutlak iradesiyle dilediği kimseye ceza verebileceğini, bu cezanın O'nun adaletinin bir tecellisi olduğunu gösterir."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'azâb'ı 'bir şeyi engellemek, alıkoymak' anlamından türeterek, cezanın kişiyi arzu ettiği şeylerden alıkoyduğunu ifade eder. Ayetteki kullanımı, Allah'ın dilediği kimseyi rahmetinden veya iyilikten mahrum bırakarak cezalandırması anlamını taşır."}]},{"word":"يَشَآءُ","root":"ش-ي-أ","rootLatin":"ş-y-e","meaning":"Allah'ın dilemesi, irade etmesi fiilidir.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'meşîet'i 'irade' ile eş anlamlı kullanır ve Allah'ın dilemesinin mutlak olduğunu vurgular. Ayetteki 'men yeşâ'u' ifadesi, azap ve rahmetin dağıtımında Allah'ın hiçbir şeye bağlı olmayan, tam ve sınırsız iradesini ortaya koyar."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'meşîet' kavramının Kur'an'da Allah'ın mutlak egemenliğini ve her şeyin O'nun dilemesine bağlı olduğunu gösteren merkezi bir kavram olduğunu belirtir. Ayetteki 'men yeşâ'u' ifadesi, Allah'ın azap ve rahmet konusundaki nihai karar verici olduğunu, hiçbir dış etkenin O'nun iradesini sınırlayamayacağını vurgular."}]},{"word":"وَيَرْحَمُ","root":"ر-ح-م","rootLatin":"r-h-m","meaning":"Allah'ın dilediği kimseye merhamet etmesi, acıması fiilidir.","sources":[{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'rahmet'i 'nimet ve ihsan' olarak açıklar. Ayetteki 'yerhamu' fiili, Allah'ın dilediği kimseye lütuf ve ihsanda bulunarak onu bağışlaması ve esirgemesi anlamını taşır, bu da O'nun geniş rahmetinin bir göstergesidir."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'rahmet'i 'kalbin yumuşaması ve iyilik dileme' olarak tanımlar ve Allah'a nispet edildiğinde 'ihsan ve nimet verme' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki kullanımı, Allah'ın dilediği kuluna merhamet edip onu azaptan kurtarması ve cennetine koyması gibi geniş bir anlamı ifade eder."}]},{"word":"تُقْلَبُونَ","root":"ق-ل-ب","rootLatin":"k-l-b","meaning":"Dönmek, geri çevrilmek, nihai olarak Allah'a döndürülmek fiilidir.","sources":[{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'kalb' kökünün 'bir şeyi bir halden başka bir hale çevirmek' anlamını taşıdığını belirtir. Ayetteki 'tuklebûne' fiili, tüm insanların ölümden sonra diriltilerek hesap vermek üzere Allah'ın huzuruna döndürüleceklerini, yani hallerinin değişeceğini ve O'na geri döneceklerini ifade eder."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'kalb' kökünün Kur'an'da genellikle 'geri dönüş, ahiretteki dönüş' anlamında kullanıldığını vurgular. Ayetteki 'ileyhi tuklebûne' ifadesi, tüm varlıkların nihai durağının Allah olduğunu, O'na hesap vermek üzere geri döneceklerini ve bu dönüşün kaçınılmaz olduğunu açıkça belirtir."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["ahiret-mukafat","cehennem","cennet","kader","esma-i-husna"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"يُعَذِّبُ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ع-ذ-ب","rootLatin":"'-dh-b","lemma":"عَذَّبَ","form":"Tef'îl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatından etkilenmediği için merfû","gloss":"azap eder"},{"position":2,"surface":"مَن","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَن","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mebnî olduğu için","gloss":"kimse"},{"position":3,"surface":"يَشَآءُ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ش-ي-أ","rootLatin":"sh-y-'","lemma":"شَاءَ","form":"-","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatından etkilenmediği için merfû","gloss":"dilerse"},{"position":4,"surface":"وَيَرْحَمُ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ر-ح-م","rootLatin":"r-h-m","lemma":"رَحِمَ","form":"-","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatından etkilenmediği için merfû","gloss":"merhamet eder"},{"position":5,"surface":"مَن","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَن","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mebnî olduğu için","gloss":"kimse"},{"position":6,"surface":"يَشَآءُ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ش-ي-أ","rootLatin":"sh-y-'","lemma":"شَاءَ","form":"-","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatından etkilenmediği için merfû","gloss":"dilerse"},{"position":7,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"ve"},{"position":7,"surface":"إِلَيْ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِلَى","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"-e, -a"},{"position":7,"surface":"هِ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"O'na"},{"position":8,"surface":"تُقْلَبُونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ق-ل-ب","rootLatin":"q-l-b","lemma":"قَلَبَ","form":"-","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Meçhul","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatından etkilenmediği için merfû","gloss":"çevrileceksiniz"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Ankebût Sûresi** · *29/21*
- **Ankebût Sûresi** · *29/21*
- **Ankebût Sûresi** · *29/21*
- **Ankebût Sûresi** · *29/21*
- **Ankebût Sûresi** · *29/21*
- **Ankebût Sûresi** · *29/21*
