# Ankebût Sûresi, 23. Âyet (29:23)

> وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِـَٔايَـٰتِ ٱللَّهِ وَلِقَآئِهِۦٓ أُو۟لَـٰٓئِكَ يَئِسُوا۟ مِن رَّحْمَتِى وَأُو۟لَـٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

*Velleżîne keferû bi-âyâti(A)llâhi velikâ-ihi ulâ-ike ye-isû min rahmetî veulâ-ike lehum ‘ażâbun elîm(un)*

**Meal (Diyanet):** Allah'ın ayetlerini ve O'na kavuşmayı inkar edenler var ya; işte onlar benim rahmetimden ümit kesmişlerdir. İşte onlar için elem dolu bir azap vardır.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/29/23

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Ankebût Suresi'nin 23. ayeti, Allah'ın ayetlerini ve O'na kavuşmayı inkâr edenlerin akıbetini ele almaktadır. Ayet, bu inkârcıların Allah'ın rahmetinden ümitlerini kesmiş olduklarını ve kendileri için can yakıcı bir azap bulunduğunu vurgulayarak, iman ve inkâr arasındaki temel ayrımı ve sonuçlarını dilbilimsel bir derinlikle ortaya koymaktadır.","keyConcepts":[{"word":"كَفَرُوا۟","root":"ك ف ر","rootLatin":"k-f-r","meaning":"Allah'ın ayetlerini ve O'na kavuşmayı örtmek, inkâr etmek anlamında kullanılmıştır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"K-F-R kökü, bir şeyi örtmek, gizlemek anlamına gelir. Bu ayetteki 'keferû' kelimesi, Allah'ın varlığına, ayetlerine ve ahiret inancına dair hakikatleri örtbas etmek, görmezden gelmek ve dolayısıyla inkâr etmek anlamında kullanılmıştır. Bu, sadece bir inanmama hali değil, aynı zamanda gerçeği bile bile reddetme eylemini ifade eder."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"K-F-R fiili, Kur'an'da genellikle 'nankörlük etmek' veya 'inkâr etmek' anlamlarında geçer. Bu ayette, Allah'ın ayetlerini ve O'na kavuşmayı inkâr edenler için kullanılması, bu hakikatlere karşı nankörlük etme ve onları reddetme fiilini mecazi olarak ifade eder. Bu, Allah'ın lütuflarını ve uyarılarını görmezden gelme durumudur."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"İzutsu'ya göre 'küfr' kavramı, Kur'an'da 'şükür' kavramının zıddı olarak ele alınır. Şükür, Allah'ın nimetlerini tanımak ve kabul etmek iken, küfr, bu nimetleri ve hakikatleri inkâr etmek, üzerini örtmektir. Bu ayetteki 'keferû' fiili, Allah'ın ayetleri ve O'na kavuşma gerçeği karşısında takınılan bu olumsuz ve reddedici tavrı vurgular."}]},{"word":"لِقَآئِهِۦٓ","root":"ل ق ي","rootLatin":"l-k-y","meaning":"Allah'a kavuşma, O'nun huzuruna çıkma ve ahirette O'nunla karşılaşma anlamındadır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"L-K-Y kökü, bir şeye ulaşmak, bir şeyle karşılaşmak anlamına gelir. 'Likâullah' (Allah'a kavuşma) ifadesi, Kur'an'da genellikle ahiret hayatında Allah'ın huzuruna çıkmayı, O'nunla karşılaşmayı ve amellerin karşılığını görmeyi ifade eder. Bu ayetteki 'likâihi' kelimesi, bu ahiret inancını ve hesap gününü inkâr etme bağlamında kullanılmıştır."},{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"L-K-Y kökünden türeyen 'likâ', bir şeyle yüz yüze gelmek, ona ulaşmak demektir. Kur'an'da Allah'a kavuşmak, genellikle ölümden sonraki diriliş ve hesap günü ile ilişkilendirilir. Ayetteki 'likâihi' kelimesi, bu nihai karşılaşmayı ve ahiret sorumluluğunu reddetmeyi ifade eder."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'likâ' kelimesinin Kur'an'daki kullanımının, sadece fiziksel bir karşılaşma değil, aynı zamanda manevi bir yüzleşme ve hesaplaşma anlamı taşıdığını belirtir. Bu ayette, Allah'a kavuşmayı inkâr etmek, ahiret inancını ve dolayısıyla dünya hayatındaki eylemlerin sonuçlarını reddetmek anlamına gelir."}]},{"word":"يَئِسُوا۟","root":"ي أ س","rootLatin":"y-'-s","meaning":"Allah'ın rahmetinden ümitlerini kesmek, umutsuzluğa düşmek anlamında kullanılmıştır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Y-'-S kökü, bir şeyden ümidi kesmek, umutsuzluğa düşmek anlamına gelir. Bu ayetteki 'yeisû' kelimesi, Allah'ın ayetlerini ve O'na kavuşmayı inkâr edenlerin, bu inkârları sebebiyle Allah'ın rahmetinden tamamen ümitlerini kestiklerini, O'nun bağışlayıcılığından ve lütfundan mahrum kaldıklarını ifade eder."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Y-'-S fiili, bir şeyin gerçekleşmeyeceğine dair kesin bir kanaate varmak ve bu nedenle ondan vazgeçmek demektir. Ayetteki 'yeisû min rahmetî' ifadesi, inkârcıların Allah'ın rahmetine ulaşma ihtimalinden tamamen ümitlerini kestiklerini, çünkü inkârları sebebiyle bu rahmete layık olmadıklarını düşündüklerini veya bu rahmetin kendilerine ulaşmayacağına inandıklarını gösterir."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Ye's, bir şeyin elde edilemeyeceğine dair kalpte oluşan kesin inançtır. Bu ayetteki 'yeisû' kelimesi, inkârcıların Allah'ın rahmetine dair tüm beklentilerini yitirdiklerini, bu rahmetin kendileri için söz konusu olmadığını kabul ettiklerini belirtir. Bu, onların inkârlarının doğal bir sonucudur."}]},{"word":"رَّحْمَتِى","root":"ر ح م","rootLatin":"r-h-m","meaning":"Allah'ın kullarına yönelik şefkat, merhamet, bağışlama ve lütufkârlığıdır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"R-H-M kökü, şefkat, merhamet ve acıma anlamına gelir. Allah'ın rahmeti, O'nun kullarına yönelik geniş lütfu, bağışlayıcılığı ve iyiliğidir. Ayetteki 'rahmetî' kelimesi, Allah'ın bu geniş merhametini ifade eder ve inkârcıların bu rahmetten ümitlerini kesmiş olmaları, onların bu ilahi lütuftan mahrum kalacakları anlamına gelir."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Rahmet, Allah'ın kullarına olan şefkat ve ihsanıdır. Bu ayette 'rahmetî' ifadesi, Allah'ın bizzat kendi rahmetini vurgulayarak, inkârcıların bu özel ve geniş rahmetten nasıl mahrum kaldıklarını belirtir. Bu, onların inkârlarının bir cezası olarak rahmet kapılarının kendilerine kapanmasıdır."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"İzutsu, 'rahmet' kavramının Kur'an'da Allah'ın en temel sıfatlarından biri olduğunu ve O'nun yaratılmışlara olan şefkatini, koruyuculuğunu ve bağışlayıcılığını ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'rahmetî' kelimesi, inkârcıların bu ilahi şefkat ve bağışlayıcılıktan kendilerini mahrum bırakmalarını, dolayısıyla ahiretteki kurtuluş ümitlerini yitirmelerini anlatır."}]},{"word":"عَذَابٌ","root":"ع ذ ب","rootLatin":"'-z-b","meaning":"İnkârcılara ahirette verilecek olan can yakıcı ceza ve azaptır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"'-Z-B kökü, bir şeyi engellemek, alıkoymak veya bir şeyi tatlılıktan mahrum bırakmak anlamına gelir. 'Azâb' ise, insanı rahatsız eden, acı veren her türlü cezadır. Bu ayetteki 'azâb' kelimesi, Allah'ın ayetlerini ve O'na kavuşmayı inkâr edenlere ahirette verilecek olan şiddetli ve can yakıcı cezayı ifade eder."},{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Azâb, bir kişiyi rahatsız eden, ona eziyet veren şeydir. Kur'an'da genellikle ahiret cezası için kullanılır. Bu ayetteki 'azâb' kelimesi, inkârcıların dünyadaki inkârlarının karşılığı olarak ahirette karşılaşacakları, onlara acı ve ıstırap verecek olan cezayı belirtir."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Azâb, bir şeyin acı verici tarafıdır. Kur'an'da 'azâb' kelimesi, genellikle Allah'ın gazabının bir tezahürü olarak, inkârcılara ve günahkârlara yönelik ilahi cezayı ifade eder. Ayetteki 'azâbün elîm' (can yakıcı azap) ifadesi, bu cezanın şiddetini ve acı verici niteliğini vurgular."}]},{"word":"أَلِيمٌ","root":"أ ل م","rootLatin":"'-l-m","meaning":"Acı veren, can yakıcı, elem verici anlamında olup, azabın niteliğini pekiştirmektedir.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"'-L-M kökü, acı çekmek, elem duymak anlamına gelir. 'Elîm' kelimesi ise, çok acı veren, şiddetli elem duyuran demektir. Bu ayette 'azâbün elîm' ifadesi, inkârcılara verilecek olan azabın sadece bir ceza olmakla kalmayıp, aynı zamanda son derece şiddetli ve can yakıcı bir niteliğe sahip olduğunu vurgular."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Elîm, şiddetli acı ve ıstırap veren demektir. Kur'an'da 'azâb-ı elîm' terkibi, cehennem azabının en belirgin özelliklerinden birini ifade eder. Ayetteki 'elîm' kelimesi, inkârcıların karşılaşacakları azabın sadece varlığını değil, aynı zamanda niteliğini, yani dayanılmaz bir acı kaynağı olduğunu açıkça belirtir."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Elem, bedende veya ruhta hissedilen şiddetli acıdır. 'Elîm' sıfatı, bu acının sürekliliğini ve yoğunluğunu ifade eder. Ayette 'azâbün elîm' olarak geçmesi, inkârcıların çekecekleri azabın geçici veya hafif değil, aksine sürekli ve derin bir acı kaynağı olacağını gösterir."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["kufur-sirk","ahiret-mukafat","cehennem","hidayet-dalalet"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"ve"},{"position":1,"surface":"ٱلَّذِينَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"ٱلَّذِينَ","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mübteda olduğu için mahallen merfû","gloss":"o kimseler ki"},{"position":2,"surface":"كَفَرُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ك-ف-ر","rootLatin":"k-f-r","lemma":"كَفَرَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"inkar ettiler"},{"position":3,"surface":"بِـَٔايَـٰتِ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"بِ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"ile"},{"position":3,"surface":"ءَايَـٰتِ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ء-ي-ي","rootLatin":"'-y-y","lemma":"آيَة","form":"-","features":{"gender":"Müennes","number":"Cemi","irab":"Mecrûr","state":"Nekre"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"ayetlerini"},{"position":4,"surface":"ٱللَّهِ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Celâl","root":"ا-ل-ه","rootLatin":"a-l-h","lemma":"ٱللَّه","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"Allah'ın"},{"position":5,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"ve"},{"position":5,"surface":"لِقَآئِهِۦٓ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ل-ق-ي","rootLatin":"l-q-y","lemma":"لِقَاء","form":"Mufâ'ale","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Nekre"},"irabReason":"Atıf harfi ile önceki mecrûr isme atfedildiği için mecrûr","gloss":"kavuşmayı"},{"position":5,"surface":"هِۦٓ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mahallen mecrûr","gloss":"O'na"},{"position":6,"surface":"أُو۟لَـٰٓئِكَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i İşaret","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أُولَٰئِكَ","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mübteda olduğu için mahallen merfû","gloss":"işte onlar"},{"position":7,"surface":"يَئِسُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ي-ء-س","rootLatin":"y-'-s","lemma":"يَئِسَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"ümitlerini kestiler"},{"position":8,"surface":"مِن","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مِن","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"-den"},{"position":9,"surface":"رَّحْمَتِى","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ر-ح-م","rootLatin":"r-h-m","lemma":"رَحْمَة","form":"-","features":{"gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Nekre"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"rahmetimden"},{"position":9,"surface":"ى","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أَنَا","form":"-","features":{"person":"1.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mahallen mecrûr","gloss":"Benim"},{"position":10,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"ve"},{"position":10,"surface":"أُو۟لَـٰٓئِكَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i İşaret","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أُولَٰئِكَ","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mübteda olduğu için mahallen merfû","gloss":"işte onlar"},{"position":11,"surface":"لَهُمْ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لِ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"için"},{"position":11,"surface":"هُمْ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُمْ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mahallen mecrûr","gloss":"onlar"},{"position":12,"surface":"عَذَابٌ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ع-ذ-ب","rootLatin":"'-dh-b","lemma":"عَذَاب","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû","state":"Nekre"},"irabReason":"Mübteda-i muahhar olduğu için merfû","gloss":"azap"},{"position":13,"surface":"أَلِيمٌ","pos":"isim","posDetail":"Sıfat-ı Müşebbehe","root":"ء-ل-م","rootLatin":"'-l-m","lemma":"أَلِيم","form":"Fa'îl","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû","state":"Nekre"},"irabReason":"Önceki ismin sıfatı olduğu için merfû","gloss":"can yakıcı"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Ankebût Sûresi** · *29/23*
- **Ankebût Sûresi** · *29/23*
- **Ankebût Sûresi** · *29/23*
- **Ankebût Sûresi** · *29/23*
