# Ankebût Sûresi, 32. Âyet (29:32)

> قَالَ إِنَّ فِيهَا لُوطًا ۚ قَالُوا۟ نَحْنُ أَعْلَمُ بِمَن فِيهَا ۖ لَنُنَجِّيَنَّهُۥ وَأَهْلَهُۥٓ إِلَّا ٱمْرَأَتَهُۥ كَانَتْ مِنَ ٱلْغَـٰبِرِينَ

*Kâle inne fîhâ lûtâ(an)(c) kâlû nahnu a'lemu bimen fîhâ(s) lenunecciyennehu veehlehu illâ-mraetehu kânet mine-lġâbirîn(e)*

**Meal (Diyanet):** İbrahim, "Ama orada Lut var" dedi. Onlar, "Orada kimin bulunduğunu biz daha iyi biliriz. Biz, onu ve ailesini elbette kurtaracağız. Ancak karısı başka. O, geri kalıp helak edilenlerden olacaktır."

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/29/32

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, Hz. İbrahim ile melekler arasındaki diyaloğu aktarırken, Lut kavminin helakinden kurtulacak olanları ve geride kalacakları ele almaktadır. Özellikle 'Lût', 'a'lemu', 'nünecciyennehu' ve 'el-ğâbirîn' kelimeleri, kurtuluş ve helak kavramlarının dilbilimsel derinliğini ortaya koymaktadır.","keyConcepts":[{"word":"لُوطًا","root":"لوط","rootLatin":"l-v-t","meaning":"Hz. İbrahim'in yeğeni olan peygamber Lut'u ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'Lût' kelimesinin özel bir isim olduğunu ve Kur'an'da peygamber olarak zikredildiğini belirtir. Ayetteki kullanımı, meleklerin helak edeceği kavmin içinde bulunan bir peygamberin varlığına dikkat çekmek içindir, bu da onun kurtarılacağı anlamına gelir."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, özel isimlerin genellikle türetilmediğini ancak 'Lût' isminin 'iltiyât' (sevgi, bağlılık) kökünden geldiğine dair bazı görüşler olduğunu kaydeder. Ayetteki bağlamda, bu isim, helak edilecek bir topluluk içinde Allah'ın seçtiği ve koruduğu bir şahsiyeti temsil eder."}]},{"word":"أَعْلَمُ","root":"علم","rootLatin":"a-l-m","meaning":"Meleklerin, Lut kavminin durumu ve içindekiler hakkında daha fazla bilgiye sahip olduklarını ifade eden üstünlük sıfatıdır.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'a'lemu' kelimesinin 'bilmek' fiilinden türeyen bir üstünlük sıfatı olduğunu ve burada meleklerin, İbrahim'in bilmediği veya tam olarak kavrayamadığı bir bilgiye sahip olduklarını vurgulamak için kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'Biz orada olanları daha iyi biliriz' ifadesi, meleklerin ilahi görevleri gereği bu bilgiye sahip olduklarını gösterir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'ilm' kökünün Kur'an'da genellikle Allah'a atfedilen mutlak bilgi ve hikmet anlamında kullanıldığını, ancak burada meleklerin de ilahi bir görevle donatılmış olarak belirli bir bilgiye sahip olduklarını ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'a'lemu' ifadesi, meleklerin ilahi planın detaylarına vakıf olduklarını gösterir."}]},{"word":"لَنُنَجِّيَنَّهُۥ","root":"نجو","rootLatin":"n-c-v","meaning":"Meleklerin, Lut'u ve ailesini (karısı hariç) helaktan kurtaracaklarına dair kesin bir vaadi ifade eden fiildir.","sources":[{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'necâ' fiilinin 'kurtulmak, selamet bulmak' anlamlarına geldiğini ve 'nünecciyennehu' ifadesinin te'kid (pekiştirme) lamı ve nunu ile kullanılarak kurtuluşun kesinliğini vurguladığını belirtir. Ayetteki bu ifade, Lut'un ve inananların ilahi koruma altında olduğunu gösterir."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'necâ' kökünün 'bir şeyden ayrılıp kurtulmak' manasına geldiğini ve burada helak edilecek kavimden ayrılıp selamet bulma anlamında kullanıldığını açıklar. Ayetteki bu fiil, meleklerin ilahi emri yerine getirerek Lut'u ve ailesini (karısı hariç) felaketten uzaklaştıracaklarını kesin bir dille ifade eder."}]},{"word":"ٱلْغَـٰبِرِينَ","root":"غبر","rootLatin":"ğ-b-r","meaning":"Geride kalanlar, helak edilecekler veya yok olacaklar anlamında kullanılan bir isimdir.","sources":[{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, 'ğabere' fiilinin 'geride kalmak, yok olmak' anlamlarına geldiğini ve 'el-ğâbirîn' kelimesinin de 'geride kalanlar, helak olanlar' manasında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'karısı geride kalanlardan olacak' ifadesi, Lut'un karısının helak edilecekler arasında yer alacağını açıkça ortaya koyar."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'ğabere' kökünün 'geçip gitmek, kalmak, yok olmak' gibi zıt anlamları barındırdığını ancak Kur'an'da genellikle 'helak olanlar, geride kalanlar' anlamında kullanıldığını ifade eder. Bu ayetteki kullanımı, Lut'un karısının kurtulanlar arasında olmayıp, helak olanlar zümresine dahil olacağını vurgular."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'ğabere' kelimesinin Kur'an'da genellikle 'helak olanlar, yok olanlar' anlamında kullanıldığını ve bu bağlamda Lut'un karısının da bu akıbete uğrayacağını ifade ettiğini belirtir. Ayetteki bu kelime, ilahi adaletin tecellisini ve inançsızlığın sonucunu gösterir."}]}]}

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Ankebût Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *29/32*
- **Ankebût Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *29/32*
- **Hicr Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *29/31-32*
- **Hicr Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *29/31-32*
- **Ankebût Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *29/32*
- **Ankebût Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *29/32*
- **Hicr Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *29/31-32*
- **Hicr Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *29/31-32*
