# Ankebût Sûresi, 35. Âyet (29:35)

> وَلَقَد تَّرَكْنَا مِنْهَآ ءَايَةًۢ بَيِّنَةً لِّقَوْمٍ يَعْقِلُونَ

*Velekad teraknâ minhâ âyeten beyyineten likavmin ya'kilûn(e)*

**Meal (Diyanet):** Andolsun biz, aklını kullanacak bir kavm için o memleketten ibret alınacak apaçık bir delil bıraktık.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/29/35

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Ankebût Suresi 35. ayet, helak olan kavimlerden geriye kalan ibret verici işaretleri ve bunların akıl sahipleri için taşıdığı anlamı vurgular. Ayet, 'terk etme', 'ayet' ve 'akletme' gibi temel kavramlar üzerinden ilahi mesajın anlaşılmasına dikkat çeker.","keyConcepts":[{"word":"تَّرَكْنَا","root":"ت ر ك","rootLatin":"t-r-k","meaning":"Biz geride bıraktık, terk ettik.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Terk (ترك) kelimesi, bir şeyi bulunduğu hal üzere bırakmak, ondan vazgeçmek veya onu geride bırakmak anlamlarına gelir. Ayetteki 'tereknâ' ifadesi, Allah'ın helak ettiği kavimlerden geriye, düşünenler için ibret olacak kalıntıları ve işaretleri bıraktığını ifade eder. Bu, bir şeyi unutmak veya ihmal etmek değil, bilakis kasıtlı olarak bir iz bırakmaktır."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'tereknâ' fiilinin burada 'ebkaynâ' (bıraktık, alıkoyduk) anlamında kullanıldığını belirtir. Yani, Allah o kavimlerin helakından sonra, onların yaşadığı yerlerde ve başlarına gelenlerde, sonraki nesiller için bir ibret ve delil olacak izler bırakmıştır. Bu, mecazi olarak bir 'hatırlatıcı' bırakmak demektir."}]},{"word":"ءَايَةًۢ","root":"ء ي ي","rootLatin":"'-y-y","meaning":"Apaçık bir belge, işaret, delil.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Âyet (آية), bir şeyin varlığına veya doğruluğuna delalet eden açık alamet ve nişandır. Ayetteki 'âyeten beyyineten' ifadesi, helak olan kavimlerin kalıntılarının, Allah'ın kudretine ve peygamberlerin doğruluğuna dair açık ve şüphe götürmez bir delil olduğunu vurgular. Bu, sadece bir kalıntı değil, aynı zamanda bir uyarı ve öğüttür."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'ayet' kavramının Kur'an'da geniş bir anlamsal yelpazeye sahip olduğunu belirtir. Hem evrendeki doğal fenomenleri (kozmik ayetler) hem de peygamberlerin mucizelerini ve ilahi mesajları (vahyî ayetler) kapsar. Bu ayette ise, geçmiş kavimlerin helakından geriye kalanlar, Allah'ın gücünü ve adaletini gösteren 'tarihsel ayetler' olarak işlev görür."},{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'ayet' kelimesinin burada 'ibret' ve 'alamet' anlamında kullanıldığını ifade eder. Yani, geride bırakılanlar, akıl sahipleri için ders çıkarılacak, üzerinde düşünülecek ve Allah'ın vaadinin hakikatini gösteren açık birer alamettir."}]},{"word":"بَيِّنَةً","root":"ب ي ن","rootLatin":"b-y-n","meaning":"Apaçık, açıkça belli olan.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Beyyine (بينة), bir şeyin açıklığını ve netliğini ifade eder. 'Âyeten beyyineten' terkibi, geride bırakılan işaretin hiçbir şüpheye yer bırakmayacak kadar açık ve anlaşılır olduğunu gösterir. Bu açıklık, özellikle akleden kimseler için idrak edilebilir niteliktedir."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'beyyine'nin, hak ile batılı ayıran, gerçeği ortaya koyan delil anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki kullanımıyla, helak olan kavimlerin kalıntıları, Allah'ın kudretini ve elçilerinin doğruluğunu açıkça ortaya koyan, hiçbir tevil ve yoruma ihtiyaç duymayan bir delildir."}]},{"word":"يَعْقِلُونَ","root":"ع ق ل","rootLatin":"'-q-l","meaning":"Akıl edenler, düşünenler.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Akıl (عقل), bir şeyi bağlamak, tutmak ve idrak etmek anlamlarına gelir. 'Ya'kılûn' fiili, aklını kullanarak olaylar arasında bağlantı kuran, sonuç çıkaran ve ibret alan kimseleri ifade eder. Bu ayette, geride bırakılan işaretlerin ancak aklını doğru kullananlar tarafından anlaşılabileceği vurgulanır."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, Kur'an'da 'akıl' kavramının sadece entelektüel bir yetenekten öte, aynı zamanda ahlaki bir sorumluluk taşıdığını belirtir. Akıl etmek, sadece bilgiyi işlemek değil, aynı zamanda bu bilgiden ders çıkarmak ve ona göre hareket etmektir. 'Ya'kılûn' ifadesi, bu işaretlerin pasif bir şekilde gözlemlenmesi değil, aktif bir düşünme ve idrak sürecini gerektirdiğini gösterir."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"el-Kefevî, aklın, iyi ile kötüyü, doğru ile yanlışı ayırt etme gücü olduğunu belirtir. 'Ya'kılûn' fiili, bu ayette, geçmiş kavimlerin akıbetinden ders çıkararak, Allah'ın emirlerine uymayanların karşılaşacağı sonuçları idrak edebilen kimseleri tanımlar. Bu, sadece bilgi edinmek değil, aynı zamanda bu bilgiyi hikmete dönüştürmektir."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["kissa-gecmis-kavimler","tabiat-ayetleri","ilim-hikmet"]}

## Tefsir

[{"position":1,"translit":"Velekad"},{"position":2,"translit":"teraknâ"},{"position":3,"translit":"minhâ"},{"position":4,"translit":"âyeten"},{"position":5,"translit":"beyyineten"},{"position":6,"translit":"likavmin"},{"position":7,"translit":"ya'kilûn(e)"}]

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Atıf harfi olduğu için mebnî","gloss":"ve","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Harf-i cer"},{"position":1,"surface":"لَقَد","pos":"harf","posDetail":"Tahkik Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لَقَد","form":"-","features":{},"irabReason":"Tahkik harfi olduğu için mebnî","gloss":"andolsun ki","binaDurumu":"Mebnî"},{"position":2,"surface":"تَّرَكْنَا","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ت-ر-ك","rootLatin":"t-r-k","lemma":"تَرَكَ","form":"Fetha","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"1.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"bıraktık","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Mâzî fiil"},{"position":3,"surface":"مِنْ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مِنْ","form":"-","features":{},"irabReason":"Harf-i cer olduğu için mebnî","gloss":"-den","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Harf-i cer"},{"position":3,"surface":"هَآ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"ondan","binaDurumu":"Mebnî (muttasıl zamir)","gorev":"Harf-i cerin mecrûru"},{"position":4,"surface":"ءَايَةًۢ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ا-ي-ي","rootLatin":"ʾ-y-y","lemma":"آيَة","form":"-","features":{"gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"bir belge","irabMarker":"fetha ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Mef'ûlün bih"},{"position":5,"surface":"بَيِّنَةًۭ","pos":"isim","posDetail":"Sıfat-ı Müşebbehe","root":"ب-ي-ن","rootLatin":"b-y-n","lemma":"بَيِّن","form":"Fey'il","features":{"gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"Önceki ismin sıfatı olduğu için mansûb","gloss":"apaçık","irabMarker":"fetha ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Sıfat"},{"position":6,"surface":"لِّ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لِ","form":"-","features":{},"irabReason":"Harf-i cer olduğu için mebnî","gloss":"için","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Harf-i cer"},{"position":6,"surface":"قَوْمٍۢ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ق-و-م","rootLatin":"q-w-m","lemma":"قَوْم","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mecrûr","state":"Nekre"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"bir kavim","irabMarker":"kesra ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Harf-i cerin mecrûru"},{"position":7,"surface":"يَعْقِلُونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ع-ق-ل","rootLatin":"ʿ-q-l","lemma":"عَقَلَ","form":"Fetha","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edeni olmadığı için merfû","gloss":"akıl edenler","binaDurumu":"Mebnî (muttasıl zamir)","gorev":"Muzâri fiil"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Vahiy ve Cebrâîl** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *29/35*
- **Vahiy ve Cebrâîl** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *29/35*
- **Ankebût Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *29/35*
- **Ankebût Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *29/35*
- **Ankebût Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *29/35*
- **Ankebût Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *29/35*
