# Ankebût Sûresi, 37. Âyet (29:37)

> فَكَذَّبُوهُ فَأَخَذَتْهُمُ ٱلرَّجْفَةُ فَأَصْبَحُوا۟ فِى دَارِهِمْ جَـٰثِمِينَ

*Fekeżżebûhu feeḣażet-humu-rracfetu feasbehû fî dârihim câśimîn(e)*

**Meal (Diyanet):** Kavmi, onu yalanladı. Bunun üzerine kendilerini o malum sarsıntı yakaladı da yurtlarında diz üstü çökekaldılar.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/29/37

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Ankebût Suresi 37. ayet, Semûd kavminin peygamberlerini yalanlaması sonucu başlarına gelen azabı tasvir etmektedir. Ayet, yalanlama fiilinin ardından gelen ilahi cezayı ve bu cezanın fiziksel sonuçlarını 'titreme' ve 'diz üstü çökme' kavramlarıyla vurgular.","keyConcepts":[{"word":"كَذَّبُوهُ","root":"ك-ذ-ب","rootLatin":"k-z-b","meaning":"Semûd kavminin peygamberlerini yalanlaması, onun getirdiği mesajı inkâr etmesi.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'kezzebe' fiilinin bir şeyi yalanlamak, doğru olmadığını iddia etmek anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki kullanımı, Semûd kavminin peygamberleri Salih'in tebliğini ve mucizelerini inkâr etmesini ifade eder, bu da ilahi azabın sebebi olmuştur."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'kezzebe' fiilinin Kur'an'da bazen 'yalanlamak' bazen de 'inkâr etmek' anlamında kullanıldığını belirtir. Burada, peygamberin risaletini ve getirdiği hakikatleri reddetme anlamındadır, bu da onların helakine yol açan temel günahtır."}]},{"word":"ٱلرَّجْفَةُ","root":"ر-ج-ف","rootLatin":"r-c-f","meaning":"Şiddetli bir sarsıntı, titreme veya depremle gelen azap.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'er-racfe' kelimesinin şiddetli sarsıntı, deprem anlamına geldiğini ifade eder. Ayetteki bağlamda, Semûd kavmini helak eden, onları yerle bir eden büyük bir doğal afeti, muhtemelen bir depremi veya şiddetli bir sarsıntıyı anlatır."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'recf' kökünün şiddetli hareket ve sarsıntı anlamına geldiğini belirtir. 'Er-racfe' ise bu sarsıntının bir defada meydana gelen şeklidir ve Kur'an'da genellikle ilahi azabın bir tezahürü olarak kullanılır. Burada, yalanlamanın karşılığı olarak gelen yıkıcı bir felaketi ifade eder."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, Kur'an'daki 'azap' kavramının farklı tezahürlerini incelerken, 'racfe' gibi doğal afetlerin ilahi gazabın somutlaşmış halleri olduğunu belirtir. Bu ayetteki 'racfe', Semûd kavminin inkârına karşılık gelen, onları helak eden fiziksel bir cezadır."}]},{"word":"جَـٰثِمِينَ","root":"ج-ث-م","rootLatin":"c-s-m","meaning":"Yere yığılmış, diz üstü çökmüş veya yüzüstü kapanmış bir şekilde hareketsiz kalmış olmak.","sources":[{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Es-Sicistânî, 'câsim' kelimesinin yere yapışmış, hareketsiz kalmış, diz çökmüş veya yüzüstü kapanmış ölüler için kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'câsimîn' ifadesi, Semûd kavminin 'racfe' sonrası helak olup, oldukları yerde cansız bir şekilde yığılıp kalmış hallerini tasvir eder."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'cesm' kökünün bir şeyin yere yapışması, hareketsiz kalması anlamına geldiğini açıklar. 'Câsimîn' ise, azapla helak olanların, sanki yere mıhlanmış gibi, oldukları yerde cansız ve hareketsiz bir şekilde kalışlarını ifade eder. Bu, azabın şiddetini ve kaçınılmazlığını gösterir."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"El-Kefevî, 'cüsûm' kelimesinin cansız bedenler için kullanıldığını ve 'câsim'in de bu cansız bedenlerin yere yığılmış halini ifade ettiğini belirtir. Ayetteki kullanımı, Semûd kavminin azap sonrası ölümle sonuçlanan, hareketsiz ve cansız bir şekilde kalışlarını vurgular."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["kissa-diger-peygamberler","kissa-gecmis-kavimler","musrikler","ahiret-mukafat"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"فَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"böylece, ve"},{"position":1,"surface":"كَذَّبُو","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ك-ذ-ب","rootLatin":"k-dh-b","lemma":"كَذَّبَ","form":"Tef'îl","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"yalanladılar"},{"position":1,"surface":"هُ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"onu"},{"position":2,"surface":"فَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"böylece, ve"},{"position":2,"surface":"أَخَذَتْ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"أ-خ-ذ","rootLatin":"a-kh-dh","lemma":"أَخَذَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"aldı"},{"position":2,"surface":"هُمُ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُمْ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"onları"},{"position":3,"surface":"ٱلرَّجْفَةُ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ر-ج-ف","rootLatin":"r-j-f","lemma":"رَجْفَة","form":"-","features":{"gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Merfû","state":"Marife"},"irabReason":"Fâil olduğu için merfû","gloss":"titreme"},{"position":4,"surface":"فَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"böylece, ve"},{"position":4,"surface":"أَصْبَحُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ص-ب-ح","rootLatin":"s-b-h","lemma":"أَصْبَحَ","form":"İf'âl","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"oldular"},{"position":5,"surface":"فِى","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فِي","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"içinde"},{"position":6,"surface":"دَارِ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"د-و-ر","rootLatin":"d-w-r","lemma":"دَار","form":"-","features":{"gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Nekre"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"evinde"},{"position":6,"surface":"هِمْ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُمْ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"onların"},{"position":7,"surface":"جَـٰثِمِينَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"ج-ث-م","rootLatin":"j-th-m","lemma":"جَاثِم","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"Hâl olduğu için mansûb","gloss":"diz üstü çökmüşler olarak"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Ankebût Sûresi** · *29/37*
- **Ankebût Sûresi** · *29/37*
- **Ankebût Sûresi** · *29/37*
- **Ankebût Sûresi** · *29/37*
