# Ankebût Sûresi, 44. Âyet (29:44)

> خَلَقَ ٱللَّهُ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ بِٱلْحَقِّ ۚ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً لِّلْمُؤْمِنِينَ

*Ḣaleka(A)llâhu-ssemâvâti vel-arda bilhakk(i)(c) inne fî żâlike leâyeten lilmu/minîn(e)*

**Meal (Diyanet):** Allah, gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yaratmıştır. İşte bunda inananlar için bir ibret vardır.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/29/44

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Ankebût Suresi'nin 44. ayeti, Allah'ın yaratma kudretini ve bu yaratılışın hakikat üzere olduğunu vurgulayarak, müminler için derin ibretler barındırdığını ifade etmektedir. Ayet, 'yaratma', 'gökler', 'yer', 'hak' ve 'müminler' gibi temel kavramlar üzerinden ilahi kudretin ve hikmetin delillerini sunar.","keyConcepts":[{"word":"خَلَقَ","root":"خ-ل-ق","rootLatin":"h-l-k","meaning":"Yoktan var etmek, bir şeyi belirli bir ölçü ve düzen içinde meydana getirmek anlamındadır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'halk' kelimesinin asıl anlamının 'takdir etmek, ölçmek' olduğunu, sonra 'yaratmak' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'خَلَقَ' fiili, Allah'ın gökleri ve yeri önceden bir örneği olmaksızın, belirli bir ölçü ve düzen içinde var etmesini ifade eder."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'halk'ın, bir şeyi takdir edip ona göre icat etmek olduğunu söyler. Ayetteki kullanımı, Allah'ın gökleri ve yeri, kendi ilmi ve kudretiyle, belirli bir plan ve hikmet doğrultusunda var etmesini vurgular."}]},{"word":"ٱلسَّمَـٰوَٰتِ","root":"س-م-و","rootLatin":"s-m-v","meaning":"Yüksek ve yüce olan her şeyi ifade eden, gökler anlamında kullanılan bir kavramdır.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'semâ' kelimesinin 'yükseklik' ve 'yücelik' anlamlarına geldiğini, çoğulu olan 'semâvât'ın ise yedi kat gökleri ve genel olarak yeryüzünün üzerindeki her şeyi kapsadığını belirtir. Ayette, Allah'ın kudretinin genişliğini gösteren yüce yaratılışları ifade eder."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'semâvât'ın mecazi olarak da 'yüksek mertebeler' veya 'yüksek yerler' anlamına gelebileceğini ifade eder. Ancak bu ayette, kelimenin literal anlamıyla, yeryüzünün üzerindeki tüm göksel katmanları ve uzayı kastettiği açıktır."}]},{"word":"ٱلْأَرْضَ","root":"أ-ر-ض","rootLatin":"e-r-d","meaning":"Üzerinde yaşadığımız yeryüzünü, karasal alanı ifade eden bir kavramdır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'arz' kelimesinin 'yeryüzü' anlamına geldiğini ve 'semâ'nın zıddı olduğunu belirtir. Ayette, göklerle birlikte Allah'ın yaratma kudretinin bir diğer büyük delili olarak yeryüzünü ifade eder."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'arz'ın, üzerinde canlıların yaşadığı, yayılmış ve düzlenmiş olan yüzey olduğunu açıklar. Ayette, göklerin yanında, üzerinde hayatın sürdüğü bu geniş ve düzenli yaratılışı temsil eder."}]},{"word":"بِٱلْحَقِّ","root":"ح-ق-ق","rootLatin":"h-k-k","meaning":"Gerçek, doğru, adaletli ve hikmetli bir şekilde yaratıldığını ifade eden bir hal zarfıdır.","sources":[{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'bi'l-hakkı' ifadesinin 'hak ile, doğru bir şekilde' anlamına geldiğini ve yaratılışın boş yere veya anlamsız olmadığını vurguladığını belirtir. Ayette, Allah'ın yaratmasının bir hikmet ve adalet üzere olduğunu gösterir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'hak' kavramının Kur'an'da 'gerçeklik, doğruluk, adalet ve uygunluk' gibi geniş anlamlar taşıdığını belirtir. Ayetteki 'bi'l-hakkı' ifadesi, Allah'ın gökleri ve yeri yaratmasının, mutlak bir gerçeklik, adalet ve yüce bir amaç doğrultusunda olduğunu vurgular."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'hak' kelimesinin 'gerçeklik, sabitlik, doğruluk, adalet' gibi anlamlara geldiğini ve Kur'an'da sıkça kullanıldığını ifade eder. Bu ayette, yaratılışın sağlam bir temele, doğru bir amaca ve adil bir düzene dayandığını belirtir."}]},{"word":"لَـَٔايَةً","root":"ء-ي-ي","rootLatin":"e-y-y","meaning":"Delil, işaret, ibret ve mucize anlamlarına gelen bir kavramdır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'âyet' kelimesinin 'açık alamet, delil' anlamına geldiğini ve bir şeyin varlığına işaret eden her şey için kullanıldığını belirtir. Ayette, göklerin ve yerin yaratılışının, Allah'ın varlığına, kudretine ve birliğine dair açık bir delil ve ibret olduğunu ifade eder."},{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, 'âyet'in 'alamet' ve 'ibret' anlamlarına geldiğini açıklar. Bu ayette, Allah'ın yaratma sanatının, inananlar için üzerinde düşünülmesi gereken büyük bir ibret ve ders olduğunu vurgular."}]},{"word":"لِّلْمُؤْمِنِينَ","root":"ء-م-ن","rootLatin":"e-m-n","meaning":"Allah'a ve O'nun gönderdiklerine iman eden, güvenen kimselerdir.","sources":[{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'iman' kavramının Kur'an'da sadece 'inanmak' değil, aynı zamanda 'güvenmek, emniyet içinde olmak' anlamlarını da içerdiğini belirtir. 'Müminler', Allah'a tam bir teslimiyet ve güvenle bağlanan kişilerdir. Ayette, bu yaratılış delillerinden ancak kalpleri imanla dolu olanların ders çıkarabileceği vurgulanır."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'iman'ın 'tasdik etmek ve emniyet vermek' anlamlarına geldiğini belirtir. 'Müminler', Allah'ın varlığını ve birliğini tasdik eden, O'na güvenen ve bu sayede iç huzura eren kimselerdir. Ayette, bu delillerin ancak iman sahipleri için bir 'âyet' teşkil ettiğini ifade eder."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["yaratilis","tabiat-ayetleri","iman"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"خَلَقَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"خ-ل-ق","rootLatin":"ḫ-l-q","lemma":"خَلَقَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"yarattı"},{"position":2,"surface":"ٱللَّهُ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Celâl","root":"ا-ل-ه","rootLatin":"ʾ-l-h","lemma":"ٱللَّهُ","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Merfû"},"irabReason":"Fâil olduğu için merfû","gloss":"Allah"},{"position":3,"surface":"ٱلسَّمَـٰوَٰتِ","pos":"isim","posDetail":"Cem'-i Müennes Sâlim","root":"س-م-و","rootLatin":"s-m-w","lemma":"سَمَاء","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb (kesra ile)","gloss":"gökleri"},{"position":4,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"ve"},{"position":4,"surface":"ٱلْأَرْضَ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"أ-ر-ض","rootLatin":"ʾ-r-ḍ","lemma":"أَرْض","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Atıf harfi ile önceki mansûb isme atfedildiği için mansûb","gloss":"yeri"},{"position":5,"surface":"بِ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"بِ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"ile"},{"position":5,"surface":"ٱلْحَقِّ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ح-ق-ق","rootLatin":"ḥ-q-q","lemma":"حَقّ","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"hak ile/gereği gibi"},{"position":6,"surface":"إِنَّ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Te'kid ve Nasb","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِنَّ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"şüphesiz"},{"position":7,"surface":"فِى","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فِي","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"içinde"},{"position":8,"surface":"ذَٰلِكَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i İşaret","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"ذَٰلِكَ","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mebnî mahallen mecrûr","gloss":"bu"},{"position":9,"surface":"لَـَٔايَةًۭ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ء-ي-ي","rootLatin":"ʾ-y-y","lemma":"آيَة","form":"-","features":{"state":"Nekre","irab":"Mansûb"},"irabReason":"İnne'nin ismi olduğu için mansûb (başındaki lâm harfi te'kid içindir)","gloss":"bir ayet/ders"},{"position":10,"surface":"لِّ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لِ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"için"},{"position":10,"surface":"لْمُؤْمِنِينَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil, Cem'-i Müzekker Sâlim","root":"ء-م-ن","rootLatin":"ʾ-m-n","lemma":"مُؤْمِن","form":"İf'âl","features":{"state":"Marife","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"inananlar"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Mü'minûn Sûresi** · *29/44*
- **Mü'minûn Sûresi** · *29/44*
- **Ankebût Sûresi** · *29/44*
- **Ankebût Sûresi** · *29/44*
- **Secde Sûresi** · *Ankebût Suresi 44. Ayette*
- **Secde Sûresi** · *Ankebût Suresi 44. Ayette*
- **Ankebût Sûresi** · *29/44*
- **Ankebût Sûresi** · *29/44*
- **Ankebût Sûresi** · *29/44*
- **Bakara Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *29/44*
- **Ankebût Sûresi** · *29/44*
- **Bakara Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *29/44*
