# Ankebût Sûresi, 5. Âyet (29:5)

> مَن كَانَ يَرْجُوا۟ لِقَآءَ ٱللَّهِ فَإِنَّ أَجَلَ ٱللَّهِ لَـَٔاتٍ ۚ وَهُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ

*Men kâne yercû likâa(A)llâhi fe-inne ecela(A)llâhi leât(in)(c) vehuve-ssemî'u-l'alîm(u)*

**Meal (Diyanet):** Her kim Allah'a kavuşmayı umarsa, bilsin ki Allah'ın tayin ettiği o vakit elbette gelecektir. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/29/5

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Ankebût Suresi'nin 5. ayeti, Allah ile karşılaşma umudunu ve bu karşılaşmanın vaktinin kesinliğini vurgularken, Allah'ın işiten ve bilen sıfatlarını öne çıkarır. Ayet, insanın ahiret inancını ve bu inancın getirdiği sorumluluğu dilbilimsel bir derinlikle ele alır.","keyConcepts":[{"word":"يَرْجُوا۟","root":"ر-ج-و","rootLatin":"r-c-v","meaning":"Allah'a kavuşmayı, O'nun lütfunu ve mükafatını ummak, beklemek.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'recâ' kelimesini 'istenilen bir şeyin elde edileceğine dair kalpte oluşan beklenti' olarak tanımlar. Ayetteki 'yercû' ifadesi, Allah'ın vaadine güvenerek O'na kavuşmayı, O'nun rahmetine nail olmayı ve ahiret mükafatını ummayı ifade eder. Bu, boş bir temenni değil, iman ve salih amelle desteklenen bir beklentidir."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'recâ' kelimesinin Kur'an'da bazen 'havf' (korku) ile birlikte kullanıldığını belirtir. Ancak bu ayetteki 'yercû' ifadesi, daha çok 'beklenti' ve 'ümit' anlamındadır. Allah'a kavuşmayı uman kişi, bu kavuşmanın getireceği güzellikleri bekler ve buna göre amel eder."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'recâ' kavramının Kur'an'da 'Allah'ın rahmetine ve affına duyulan ümit' olarak merkezi bir rol oynadığını belirtir. Bu ayetteki 'yercû' fiili, müminin Allah ile olan ilişkisinde pasif bir bekleyişten ziyade, aktif bir yönelişi ve ahiret inancının bir motivasyon kaynağı olduğunu gösterir."}]},{"word":"لِقَآءَ","root":"ل-ق-ي","rootLatin":"l-k-y","meaning":"Allah ile karşılaşmak, O'nun huzuruna çıkmak ve O'nunla hesaplaşmak.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'likâ' kelimesinin Kur'an'da farklı bağlamlarda kullanıldığını, ancak 'likâallahi' ifadesinin genellikle 'ahirette Allah'ın huzuruna çıkmak, O'nunla hesaplaşmak ve O'nun vaat ettiği mükafat veya cezaya kavuşmak' anlamında olduğunu belirtir. Bu ayetteki 'likâe' de bu ahiret karşılaşmasını ifade eder."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'likâ' kelimesinin 'bir şeyle yüz yüze gelmek, ona ulaşmak' anlamında olduğunu açıklar. 'Likâullah' ise, Allah'ın zatını görmek değil, O'nun vaat ettiği ahiret gününe ulaşmak, O'nun hükmüyle karşılaşmak ve O'nun huzurunda durmak demektir. Bu, müminler için bir ümit, kafirler için ise bir korku sebebidir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'likâ' kelimesinin Kur'an'da 'karşılaşma, kavuşma, buluşma' gibi anlamlara geldiğini ve 'likâullah' terkibinin ahiret gününde Allah'ın huzuruna çıkmayı, O'nunla hesaplaşmayı ve O'nun takdirine ulaşmayı ifade ettiğini belirtir. Bu ayetteki kullanım, ahiret inancının merkezindeki bu karşılaşmayı vurgular."}]},{"word":"أَجَلَ","root":"أ-ج-ل","rootLatin":"e-c-l","meaning":"Belirlenmiş zaman, süre veya vakit.","sources":[{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, 'ecel' kelimesini 'bir şeyin sonu, bitiş zamanı' olarak açıklar. Bu ayetteki 'ecelallah' ifadesi, Allah'ın belirlediği ve kimsenin değiştiremeyeceği, ahiret gününün ve kıyametin vaktini ifade eder. Bu vaktin kesinliği, insanları amele teşvik eder."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'ecel' kelimesinin 'bir şey için belirlenmiş nihai sınır' anlamına geldiğini belirtir. 'Ecelullah' ise, Allah'ın takdir ettiği ve kesinlikle gerçekleşecek olan kıyamet vaktidir. Bu, Allah'ın kudretini ve her şeyin O'nun takdirine bağlı olduğunu gösterir."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'ecel'i 'bir şeyin başlangıcından sonuna kadar olan süre' olarak tanımlar. Ayetteki 'ecelallah' ise, Allah'ın belirlediği ve kesinlikle gelecek olan kıyamet vaktidir. Bu, insanların dünya hayatındaki amellerini bu kesin vakte göre düzenlemeleri gerektiği mesajını taşır."}]},{"word":"لَـَٔاتٍ","root":"أ-ت-ي","rootLatin":"e-t-y","meaning":"Kesinlikle gelecek, vuku bulacak.","sources":[{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'âti' kelimesinin 'gelen, ulaşan' anlamına geldiğini ve 'lâ'm-ı te'kîd' (kesinlik ifade eden 'lâ') ile birlikte kullanıldığında 'kesinlikle gelecek, kaçınılmaz' anlamını pekiştirdiğini belirtir. Ayetteki 'leâtin' ifadesi, Allah'ın belirlediği vaktin şüphesiz bir şekilde gerçekleşeceğini vurgular."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'ityân' kelimesinin 'gelmek, ulaşmak' anlamında olduğunu ve bazen 'bir şeyin vuku bulması' anlamında kullanıldığını ifade eder. 'Leâtin' ise, bu vuku bulmanın kesinliğini ve kaçınılmazlığını belirtir. Bu, ahiret gününün ve hesap vaktinin mutlak bir gerçek olduğunu vurgular."}]},{"word":"ٱلسَّمِيعُ","root":"س-م-ع","rootLatin":"s-m-'-","meaning":"Her şeyi işiten, hiçbir sesin kendisine gizli kalmadığı Allah.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'semî'' kelimesinin 'işiten' anlamına geldiğini ve Allah için kullanıldığında 'her şeyi işiten, hiçbir şeyin O'ndan gizli kalmadığı' anlamını taşıdığını belirtir. Bu ayette 'es-Semî'' ismi, insanların kalplerindeki niyetleri ve dillerindeki sözleri işittiğini, dolayısıyla Allah'la karşılaşma umudunun da O'nun bilgisi dahilinde olduğunu ifade eder."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'es-Semî'' isminin Allah'ın sıfatlarından olduğunu ve O'nun, sesli veya sessiz, gizli veya açık her şeyi işittiğini ifade ettiğini belirtir. Bu, müminlerin Allah'a yönelişlerinin ve dualarının karşılıksız kalmayacağı, O'nun her şeyi duyduğu mesajını verir."}]},{"word":"ٱلْعَلِيمُ","root":"ع-ل-م","rootLatin":"'-l-m","meaning":"Her şeyi bilen, ilmiyle her şeyi kuşatan Allah.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'alîm' kelimesinin 'bilen' anlamına geldiğini ve Allah için kullanıldığında 'her şeyi en ince ayrıntısına kadar bilen, ilmiyle her şeyi kuşatan' anlamını taşıdığını ifade eder. Ayetteki 'el-Alîm' ismi, Allah'ın insanların niyetlerini, amellerini ve ahiret için hazırlıklarını bildiğini, dolayısıyla O'nunla karşılaşma vaktinin de O'nun ilmi dahilinde olduğunu vurgular."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'ilm' kelimesinin 'bir şeyin hakikatini idrak etmek' olduğunu ve 'alîm' sıfatının Allah için 'her şeyi ezelden ebede kadar, gizli ve açık, olmuş ve olacak her şeyi bilen' anlamında kullanıldığını belirtir. Bu, Allah'ın ahiret vaktini ve insanların o vakte kadar yapacaklarını bildiğini gösterir."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["kiyamet","ahiret-mukafat","esma-i-husna","iman"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"مَن","pos":"harf","posDetail":"İsm-i Şart","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَن","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"İsm-i şart olduğu için mebnî","gloss":"kim","binaDurumu":"Mebnî (ism-i şart)","gorev":"Mübteda"},{"position":2,"surface":"كَانَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ك-و-ن","rootLatin":"k-w-n","lemma":"كَانَ","form":"Mücerred","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"idi","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Mâzî fiil"},{"position":3,"surface":"يَرْجُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ر-ج-و","rootLatin":"r-j-w","lemma":"رَجَا","form":"Mücerred","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatı olmadığı için merfû","gloss":"umuyor","irabMarker":"takdîrî damme ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Muzâri fiil"},{"position":4,"surface":"لِقَآءَ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ل-ق-ي","rootLatin":"l-q-y","lemma":"لِقَاء","form":"Fi'âl","features":{"state":"Nekre","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"karşılaşma","irabMarker":"fetha ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Mef'ûlün bih","izafet":"Muzâf"},{"position":5,"surface":"ٱللَّهِ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Celâl","root":"ا-ل-ه","rootLatin":"a-l-h","lemma":"ٱللَّه","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"Allah'ın","irabMarker":"kesra ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Muzâfun ileyh"},{"position":6,"surface":"فَإِنَّ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Te'kid ve Nasb","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِنَّ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"şüphesiz ki","binaDurumu":"Mebnî"},{"position":7,"surface":"أَجَلَ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ا-ج-ل","rootLatin":"a-j-l","lemma":"أَجَل","form":"-","features":{"state":"Nekre","irab":"Mansûb"},"irabReason":"İnne'nin ismi olduğu için mansûb","gloss":"vakit","irabMarker":"fetha ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Nâsih harfin ismi","izafet":"Muzâf"},{"position":8,"surface":"ٱللَّهِ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Celâl","root":"ا-ل-ه","rootLatin":"a-l-h","lemma":"ٱللَّه","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"Allah'ın","irabMarker":"kesra ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Muzâfun ileyh"},{"position":9,"surface":"لَـَٔاتٍۢ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"ا-ت-ي","rootLatin":"a-t-y","lemma":"آتٍ","form":"Mücerred","features":{"state":"Nekre","irab":"Merfû"},"irabReason":"İnne'nin haberi olduğu için merfû","gloss":"gelecektir","irabMarker":"takdîrî damme ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Nâsih harfin haberi"},{"position":10,"surface":"وَهُوَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"ve","binaDurumu":"Mebnî"},{"position":10,"surface":"هُوَ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mübteda olduğu için mebnî","gloss":"O","binaDurumu":"Mebnî (munfasıl zamir)","gorev":"Mübteda"},{"position":11,"surface":"ٱلسَّمِيعُ","pos":"isim","posDetail":"Sıfat-ı Müşebbehe","root":"س-م-ع","rootLatin":"s-m-'","lemma":"سَمِيع","form":"Fa'îl","features":{"state":"Marife","irab":"Merfû"},"irabReason":"Haber olduğu için merfû","gloss":"işiten","irabMarker":"damme ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Haber"},{"position":12,"surface":"ٱلْعَلِيمُ","pos":"isim","posDetail":"Sıfat-ı Müşebbehe","root":"ع-ل-م","rootLatin":"'-l-m","lemma":"عَلِيم","form":"Fa'îl","features":{"state":"Marife","irab":"Merfû"},"irabReason":"Önceki ismin sıfatı olduğu için merfû","gloss":"bilen","irabMarker":"damme ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Haber"}]

## Tefsir

[{"position":1,"translit":"Men"},{"position":2,"translit":" kâne"},{"position":3,"translit":" yercû"},{"position":4,"translit":" likâa"},{"position":5,"translit":"(A)llâhi"},{"position":6,"translit":" fe-inne"},{"position":7,"translit":" ecela"},{"position":8,"translit":"(A)llâhi"},{"position":9,"translit":" leât(in)(c)"},{"position":10,"translit":" vehuve"},{"position":11,"translit":"ssemî'u"},{"position":12,"translit":"l'alîm(u)"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Ankebût Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *5. Âyetler*
- **Ankebût Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *29/5*
- **Ankebût Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *29/5*
