# Âl-i İmrân Sûresi, 105. Âyet (3:105)

> وَلَا تَكُونُوا۟ كَٱلَّذِينَ تَفَرَّقُوا۟ وَٱخْتَلَفُوا۟ مِنۢ بَعْدِ مَا جَآءَهُمُ ٱلْبَيِّنَـٰتُ ۚ وَأُو۟لَـٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌ

*Velâ tekûnû kelleżîne teferrakû vaḣtelefû min ba'di mâ câehumu-lbeyyinât(u)(c) veulâ-ike lehum ‘ażâbun ‘azîm(un)*

**Meal (Diyanet):** Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte onlar için büyük bir azap vardır.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/3/105

---

## Tefsir

{"topics":["sosyal-dayanisma","kufur-sirk","ahiret-mukafat","cehennem"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"ve"},{"position":1,"surface":"لَا","pos":"harf","posDetail":"Nehiy Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لَا","form":"-","features":{},"irabReason":"Muzari fiili cezm eden edat","gloss":"mayın"},{"position":2,"surface":"تَكُونُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ك-و-ن","rootLatin":"k-w-n","lemma":"كَانَ","form":"Nakıs Fiil","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Meczûm"},"irabReason":"Nehiy harfi olan 'lâ' ile cezm edildiği için meczûm","gloss":"olmayın"},{"position":3,"surface":"كَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"كَ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"gibi"},{"position":3,"surface":"ٱلَّذِينَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"ٱلَّذِينَ","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî","state":"Marife"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mahallen mecrûr","gloss":"o kimseler"},{"position":4,"surface":"تَفَرَّقُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ف-ر-ق","rootLatin":"f-r-q","lemma":"تَفَرَّقَ","form":"Tefea'ul","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"ayrıldılar"},{"position":5,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"ve"},{"position":5,"surface":"ٱخْتَلَفُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"خ-ل-ف","rootLatin":"kh-l-f","lemma":"اِخْتَلَفَ","form":"İfti'âl","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"ayrılığa düştüler"},{"position":6,"surface":"مِنۢ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مِن","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"den sonra"},{"position":7,"surface":"بَعْدِ","pos":"isim","posDetail":"Zarf","root":"ب-ع-د","rootLatin":"b-'-d","lemma":"بَعْد","form":"-","features":{"irab":"Mecrûr","state":"Nekre"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"sonra"},{"position":8,"surface":"مَا","pos":"harf","posDetail":"Masdariye Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَا","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"ki"},{"position":9,"surface":"جَآءَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ج-ي-ء","rootLatin":"j-y-'","lemma":"جَاءَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"geldi"},{"position":9,"surface":"هُمُ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mahallen mansûb","gloss":"onlara"},{"position":10,"surface":"ٱلْبَيِّنَـٰتُ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil Cemi Müennes Salim","root":"ب-ي-ن","rootLatin":"b-y-n","lemma":"بَيِّنَة","form":"Fey'ale","features":{"gender":"Müennes","number":"Cemi","irab":"Merfû","state":"Marife"},"irabReason":"Fâil olduğu için merfû","gloss":"açık deliller"},{"position":11,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"ve"},{"position":11,"surface":"أُو۟لَـٰٓئِكَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i İşaret","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أُولَٰئِكَ","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî","state":"Marife"},"irabReason":"Mübteda olduğu için mahallen merfû","gloss":"işte onlar"},{"position":12,"surface":"لَهُمْ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لِ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"için"},{"position":12,"surface":"هُمْ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mahallen mecrûr","gloss":"onlar"},{"position":13,"surface":"عَذَابٌ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ع-ذ-ب","rootLatin":"'-dh-b","lemma":"عَذَاب","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû","state":"Nekre"},"irabReason":"Mübteda-i muahhar olduğu için merfû","gloss":"azap"},{"position":14,"surface":"عَظِيمٌۭ","pos":"isim","posDetail":"Sıfat-ı Müşebbehe","root":"ع-ظ-م","rootLatin":"'-z-m","lemma":"عَظِيم","form":"Fa'îl","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû","state":"Nekre"},"irabReason":"Önceki ismin sıfatı olduğu için merfû","gloss":"büyük"}]

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, İslam toplumunun birlik ve beraberliğinin önemini vurgularken, ayrılığa düşenlerin karşılaşacağı akıbeti dilbilimsel bir derinlikle ele almaktadır. Özellikle 'teferraku' ve 'ihtelefu' kelimeleri, toplumsal parçalanmanın farklı boyutlarını ifade ederken, 'beyyinât' kavramı ilahi delillerin reddedilmesinin sonuçlarına işaret etmektedir.","keyConcepts":[{"word":"تَفَرَّقُوا۟","root":"ف-ر-ق","rootLatin":"f-r-q","meaning":"Kendilerine deliller geldikten sonra dinî konularda veya toplumsal olarak parçalanmak, dağılmak ve farklı gruplara ayrılmak.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'fark' kelimesinin bir şeyi diğerinden ayırmak anlamına geldiğini belirtir. 'Teferruk' ise, bir araya gelmiş şeylerin dağılması, parçalanması ve farklı yönlere gitmesi demektir. Ayetteki kullanımı, hakikat kendilerine ulaştıktan sonra insanların dinî konularda gruplara ayrılmasını ve birliği bozmasını ifade eder."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'teferraku' kelimesini 'ayrıldılar, dağıldılar' şeklinde açıklar. Ayetteki bağlamda, kendilerine açık deliller geldikten sonra bile insanların ihtilafa düşerek farklı fırkalara ayrılmaları, birliğin bozulması anlamında kullanılmıştır."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'fark' kökünden türeyen kelimelerin Kur'an'da genellikle hak ile batılın, doğru ile yanlışın ayrılması bağlamında kullanıldığını belirtir. Ancak 'teferruk' fiili, olumsuz bir ayrışmayı, yani birliğin bozulmasını ve cemaatin parçalanmasını ifade eder. Bu ayette, ilahi vahiyden sonra ortaya çıkan dinî ayrılıkları ve hizipleşmeleri vurgular."}]},{"word":"ٱخْتَلَفُوا۟","root":"خ-ل-ف","rootLatin":"h-l-f","meaning":"Bir konuda farklı görüşlere sahip olmak, anlaşmazlığa düşmek, zıtlaşmak ve ihtilaf etmek.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'ihtilaf' kelimesini 'bir konuda farklı görüşlere sahip olmak, zıtlaşmak' olarak açıklar. Ayetteki 'ihtelefu' ifadesi, kendilerine deliller geldikten sonra bile insanların hakikat üzerinde anlaşamayarak farklı fikirlere sapmalarını ve bu durumun toplumsal ayrılığa yol açmasını belirtir."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'hilaf' kelimesinin bir şeyin zıddı veya arkasından gelmesi anlamına geldiğini belirtir. 'İhtilaf' ise, iki veya daha fazla tarafın bir konuda farklı görüşlere sahip olması, anlaşmazlığa düşmesi demektir. Ayette, 'teferruk' ile birlikte kullanılarak, hem fiziksel hem de fikrî ayrılıkların derinliğini vurgular."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'ihtilaf' kavramının Kur'an'da genellikle hakikatten sapma, doğru yoldan ayrılma ve dinî konularda farklı görüşlere sahip olma anlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayette, 'beyyinât'a rağmen ortaya çıkan fikrî ayrılıkların ve bu ayrılıkların yol açtığı parçalanmanın olumsuz sonuçlarını ifade eder."}]},{"word":"جَآءَهُمُ","root":"ج-ي-ء","rootLatin":"c-y-'-","meaning":"Bir şeyin bir yere veya bir kimseye ulaşması, gelmesi, vuku bulması.","sources":[{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'câe' fiilinin bir şeyin bir yere veya bir kimseye ulaşması, gelmesi anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki kullanımı, 'beyyinât'ın, yani açık delillerin ve hakikatlerin insanlara ulaştırıldığını, onlara tebliğ edildiğini ifade eder. Bu, delillerin yokluğundan değil, varlığına rağmen ayrılığa düşüldüğünü vurgular."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'câe' fiilinin bazen bir şeyin zorunlu olarak ortaya çıkması veya bir olayın vuku bulması anlamında da kullanıldığını belirtir. Burada 'beyyinât'ın gelmesi, ilahi delillerin insanlara apaçık bir şekilde sunulduğunu ve artık mazeretlerinin kalmadığını gösterir."}]},{"word":"ٱلْبَيِّنَـٰتُ","root":"ب-ي-ن","rootLatin":"b-y-n","meaning":"Açık deliller, kanıtlar, mucizeler, hakikati gösteren apaçık işaretler.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'beyan' kelimesinin bir şeyi açıklamak, ortaya koymak anlamına geldiğini belirtir. 'Beyyinât' ise, hakikati apaçık bir şekilde gösteren deliller, kanıtlar ve mucizelerdir. Ayette, bu delillerin insanlara ulaştığı halde ayrılığa düşmelerinin kınandığını ifade eder."},{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, 'beyyinât' kelimesini 'açık deliller ve hüccetler' olarak açıklar. Bu ayette, peygamberler aracılığıyla gönderilen ilahi mesajların, mucizelerin ve hakikati ortaya koyan ayetlerin kastedildiğini belirtir. Bu delillerin varlığına rağmen ayrılığa düşmek, büyük bir sapkınlık olarak görülür."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'beyyinât' kavramının Kur'an'da genellikle Allah'ın varlığını, birliğini ve peygamberlerin doğruluğunu kanıtlayan açık ve kesin deliller için kullanıldığını ifade eder. Bu ayette, hakikatin apaçık bir şekilde ortaya konulmasına rağmen insanların ayrılığa düşmelerinin, onların iradî bir sapma içinde olduklarını gösterdiğini vurgular."}]},{"word":"عَذَابٌ","root":"ع-ذ-ب","rootLatin":"'-dh-b","meaning":"Acı veren ceza, azap, işkence.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'azap' kelimesinin 'tatlı sudan mahrum kalmak' anlamındaki 'azb' kökünden geldiğini ve mecazi olarak 'acı veren ceza' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'azabun azîm' ifadesi, ayrılığa düşen ve hakikati reddedenlerin karşılaşacağı büyük ve şiddetli cezayı ifade eder."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'azap' kelimesinin 'acı veren şey' anlamına geldiğini ve genellikle Allah'ın günahkarlara verdiği cezayı ifade ettiğini belirtir. Ayette, 'beyyinât'a rağmen ayrılığa düşenlerin ahirette karşılaşacakları büyük ve şiddetli cezayı vurgular."}]},{"word":"عَظِيمٌ","root":"ع-ظ-م","rootLatin":"'-z-m","meaning":"Büyük, yüce, önemli, şiddetli.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'azîm' kelimesinin hem maddi hem de manevi büyüklüğü ifade ettiğini belirtir. 'Azabun azîm' terkibinde ise, bu azabın şiddetini, büyüklüğünü ve dayanılmazlığını vurgular. Ayrılığa düşenlerin çekeceği cezanın sıradan bir ceza olmadığını, aksine çok büyük ve korkunç olduğunu ifade eder."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'azîm' kelimesinin 'büyüklük ve yücelik' anlamlarını taşıdığını belirtir. 'Azabun azîm' ifadesi, bu azabın niteliğini belirterek, onun hem süresi hem de şiddeti açısından çok büyük olduğunu, dolayısıyla hafife alınmaması gerektiğini vurgular."}]}]}
