# Âl-i İmrân Sûresi, 16. Âyet (3:16)

> ٱلَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَآ إِنَّنَآ ءَامَنَّا فَٱغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَقِنَا عَذَابَ ٱلنَّارِ

*Elleżîne yekûlûne rabbenâ innenâ âmennâ faġfir lenâ żunûbenâ vekinâ ‘ażâbe-nnâr(i)*

**Meal (Diyanet):** (16-17) (Bunlar), "Rabbimiz, biz iman ettik. Bizim günahlarımızı bağışla. Bizi ateş azabından koru" diyenler, sabredenler, doğru olanlar, huzurunda gönülden boyun büküp divan duranlar, Allah yolunda harcayanlar ve seherlerde (Allah'tan) bağışlanma dileyenlerdir.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/3/16

---

## Tefsir

{"topics":["iman","dua","tovbe","cehennem"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"ٱلَّذِينَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"الذي","rootLatin":"allaḏī","lemma":"ٱلَّذِينَ","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"İsm-i mevsûl olduğu için mebnîdir. Cümledeki konumu önceki ayetteki 'الصابرين' kelimesinin sıfatı veya bedeli olabilir.","gloss":"o kimseler ki"},{"position":2,"surface":"يَقُولُونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ق-و-ل","rootLatin":"q-w-l","lemma":"قَالَ","form":"-","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatı bulunmadığı için merfûdur. Nûn harfinin sabit kalmasıyla merfûdur.","gloss":"derler"},{"position":3,"surface":"رَبَّ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ر-ب-ب","rootLatin":"r-b-b","lemma":"رَبّ","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Nidâ harfi (يا) hazfedilmiş olup, münâdâ olduğu için mansûbdur.","gloss":"Rabbimiz"},{"position":3,"surface":"نَا","pos":"harf","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"-","form":"-","features":{"person":"1.","gender":"Müşterek","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mahallen mecrûrdur.","gloss":"bizim"},{"position":4,"surface":"إِنَّ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Te'kid","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِنَّ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnîdir.","gloss":"şüphesiz"},{"position":4,"surface":"نَا","pos":"harf","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"-","form":"-","features":{"person":"1.","gender":"Müşterek","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"İnne'nin ismi olduğu için mahallen mansûbdur.","gloss":"biz"},{"position":5,"surface":"ءَامَنَّا","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ء-م-ن","rootLatin":"ʾ-m-n","lemma":"آمَنَ","form":"İf'âl","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"1.","gender":"Müşterek","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için sükûn üzere mebnîdir.","gloss":"inandık"},{"position":6,"surface":"فَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"-","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnîdir.","gloss":"o halde"},{"position":6,"surface":"ٱغْفِرْ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Emir","root":"غ-ف-ر","rootLatin":"ġ-f-r","lemma":"غَفَرَ","form":"-","features":{"tense":"Emir","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Emir fiil olduğu için sükûn üzere mebnîdir.","gloss":"bağışla"},{"position":7,"surface":"لَنَا","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لِ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnîdir.","gloss":"bize"},{"position":7,"surface":"نَا","pos":"harf","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"-","form":"-","features":{"person":"1.","gender":"Müşterek","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mahallen mecrûrdur.","gloss":"bize"},{"position":8,"surface":"ذُنُوبَ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ذ-ن-ب","rootLatin":"ḏ-n-b","lemma":"ذَنْب","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûbdur.","gloss":"günahlarımızı"},{"position":8,"surface":"نَا","pos":"harf","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"-","form":"-","features":{"person":"1.","gender":"Müşterek","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mahallen mecrûrdur.","gloss":"bizim"},{"position":9,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"-","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnîdir.","gloss":"ve"},{"position":9,"surface":"قِنَا","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Emir","root":"و-ق-ي","rootLatin":"w-q-y","lemma":"وَقَى","form":"-","features":{"tense":"Emir","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Emir fiil olduğu için illet harfinin düşmesiyle mebnîdir.","gloss":"koru bizi"},{"position":9,"surface":"نَا","pos":"harf","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"-","form":"-","features":{"person":"1.","gender":"Müşterek","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mahallen mansûbdur.","gloss":"bizi"},{"position":10,"surface":"عَذَابَ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ع-ذ-ب","rootLatin":"ʿ-ḏ-b","lemma":"عَذَاب","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûbdur.","gloss":"azabını"},{"position":11,"surface":"ٱلنَّارِ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ن-و-ر","rootLatin":"n-w-r","lemma":"نَار","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûrdur.","gloss":"ateşin"}]

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, müminlerin Allah'a yönelişini, imanlarını ikrar edişlerini ve O'ndan bağışlanma ile azaptan korunma taleplerini dile getiren temel kavramlar etrafında şekillenmektedir. Kelimelerin kök anlamları, bu derin manevi ilişkinin ve ilahi merhamet arayışının filolojik temelini oluşturur.","keyConcepts":[{"word":"يَقُولُونَ","root":"ق و ل","rootLatin":"k-v-l","meaning":"Söz söylemek, ifade etmek, bir şeyi dile getirmek anlamındadır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Kavl (قول), bir şeyin dil ile ifade edilmesidir. Ayetteki 'yakûlûne' (يَقُولُونَ) fiili, müminlerin imanlarını ve taleplerini açıkça dile getirmelerini, yani sözlü bir ikrar ve niyazda bulunmalarını ifade eder. Bu, sadece içsel bir düşünce değil, aynı zamanda dışa vurulan bir beyandır."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Kavl (قول), bazen bir inancı veya görüşü ifade etmek için kullanılır. Burada 'yakûlûne' (يَقُولُونَ), müminlerin 'Rabbimiz! Biz şüphesiz inandık' şeklindeki iman ikrarlarını ve ardından gelen dualarını dile getirmelerini mecazi olarak değil, doğrudan bir ifade biçimi olarak gösterir."}]},{"word":"رَبَّنَآ","root":"ر ب ب","rootLatin":"r-b-b","meaning":"Terbiye eden, sahip olan, efendi, ilah anlamlarına gelir ve burada Allah'a hitap şeklidir.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Rab (رب), bir şeyi tedricen kemale erdiren, sahip olan, efendi ve malik anlamlarına gelir. Allah için kullanıldığında, O'nun yaratma, terbiye etme, rızıklandırma ve hükmetme sıfatlarını kapsar. Ayetteki 'Rabbena' (Rabbimiz) ifadesi, müminlerin Allah'a olan tam teslimiyetlerini ve O'nun mutlak otoritesini kabul edişlerini gösterir."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Rab (رب), hem yaratıcı hem de terbiye edici anlamlarını içerir. Bu kelime, Allah'ın kulları üzerindeki egemenliğini ve onları en iyi şekilde idare etmesini ifade eder. Ayetteki 'Rabbena' (Rabbimiz) hitabı, müminlerin Allah'a olan yakınlıklarını, O'nun kendileri üzerindeki mutlak velayetini ve O'ndan yardım dileme haklarını vurgular."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Kur'an'da 'Rab' kavramı, sadece bir yaratıcı olmaktan öte, sürekli olarak varlıkları besleyen, koruyan ve yöneten bir Tanrı imgesini çizer. 'Rabbena' (Rabbimiz) ifadesi, müminlerin Allah ile kurdukları kişisel ve bağımlı ilişkiyi, O'nun kendileri için en yüce otorite ve sığınak olduğunu gösterir."}]},{"word":"ءَامَنَّا","root":"ء م ن","rootLatin":"e-m-n","meaning":"İnanmak, tasdik etmek, güvenmek ve emin olmak anlamındadır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İman (إيمان), kalben tasdik etmek ve güvenmek demektir. 'Âmennâ' (ءَامَنَّا) fiili, müminlerin Allah'a, peygamberlerine ve indirdiklerine kalben ve dil ile tasdik ederek tam bir güvenle bağlandıklarını ifade eder. Bu, sadece bir bilgi değil, aynı zamanda bir teslimiyet halidir."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"İman (إيمان), emniyet ve güven kökünden gelir. Bir şeye iman etmek, o şeye güvenmek ve onun doğruluğundan emin olmak demektir. Ayetteki 'âmennâ' (ءَامَنَّا), müminlerin Allah'a olan inançlarının sağlamlığını, şüphelerden arınmışlığını ve O'na tam bir emniyetle sığınmalarını vurgular."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Kur'an'da iman (إيمان), sadece entelektüel bir kabul değil, aynı zamanda bir eylem ve yaşam biçimi olarak sunulur. 'Âmennâ' (ءَامَنَّا) ifadesi, müminlerin Allah'ın emirlerine uyma ve O'nun yolunda yürüme taahhüdünü de içerir. Bu, pasif bir inançtan ziyade aktif bir bağlılıktır."}]},{"word":"فَٱغْفِرْ","root":"غ ف ر","rootLatin":"ğ-f-r","meaning":"Örtmek, bağışlamak, günahları affetmek anlamındadır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Ğufrân (غفران), bir şeyi örterek onu korumak demektir. Allah'ın 'ğafûr' (bağışlayıcı) olması, günahları örterek kullarını azaptan koruması anlamına gelir. Ayetteki 'fağfir' (فَٱغْفِرْ) emri, müminlerin Allah'tan günahlarını örtmesini, yani onları affederek cezadan kurtarmasını talep etmelerini ifade eder."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Ğafere (غفر), bir şeyi gizlemek ve örtmek demektir. Allah'ın günahları bağışlaması, o günahların izlerini silmesi ve kulunu o günahın kötü sonuçlarından korumasıdır. 'Fağfir' (فَٱغْفِرْ) ifadesi, müminlerin Allah'ın bu yüce sıfatına sığınarak O'ndan merhamet ve af dilemelerini gösterir."}]},{"word":"ذُنُوبَنَا","root":"ذ ن ب","rootLatin":"z-n-b","meaning":"Günah, suç, hata anlamındadır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Zenb (ذنب), bir şeyin arkasından gelen, takip eden şey demektir. Günah (zenb), işlenen fiilin kötü sonucunun kişiyi takip etmesi anlamında kullanılır. Ayetteki 'zünûbenâ' (ذُنُوبَنَا), müminlerin işledikleri hataları ve kusurları ifade eder ki, bunlar Allah'ın emirlerine aykırı düşen fiillerdir ve bağışlanma gerektirir."},{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Zenb (ذنب), işlenen bir hatanın veya suçun karşılığı olan cezayı da ifade edebilir. 'Zünûbenâ' (ذُنُوبَنَا) kelimesi, müminlerin Allah'tan, işledikleri günahların hem dünyevi hem de uhrevi sonuçlarından kendilerini korumasını ve bu günahları affetmesini talep ettiklerini gösterir."}]},{"word":"وَقِنَا","root":"و ق ي","rootLatin":"v-k-y","meaning":"Korumak, muhafaza etmek, sakınmak anlamındadır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Vikaye (وقاية), bir şeyi zarardan korumak demektir. 'Vakınâ' (وَقِنَا) emri, müminlerin Allah'tan kendilerini ateşin azabından korumasını, yani o azabın kendilerine ulaşmasını engellemesini talep etmelerini ifade eder. Bu, ilahi bir himaye ve güvenlik arayışıdır."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Vikaye (وقاية), bir şeyi tehlikeden uzak tutmak anlamına gelir. Ayetteki 'vakınâ' (وَقِنَا) fiili, müminlerin Allah'tan kendilerini cehennem ateşinin şiddetli azabından uzak tutmasını, yani onlara bu azabı tattırmamasını dilemelerini mecazi değil, doğrudan bir koruma talebi olarak gösterir."}]},{"word":"عَذَابَ","root":"ع ذ ب","rootLatin":"a-z-b","meaning":"Azap, ceza, işkence anlamındadır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Azap (عذاب), bir şeyi tatlılıktan uzaklaştırmak, acı ve elem vermek demektir. Kur'an'da genellikle Allah'ın günahkarlara verdiği cezayı ifade eder. Ayetteki 'azâbe' (عَذَابَ) kelimesi, cehennem ateşinin vereceği şiddetli ve elem verici cezayı, müminlerin ondan korunmak istedikleri şeyi belirtir."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Azap (عذاب), bir şeyin tadını bozan, onu acı hale getiren her türlü sıkıntı ve eziyettir. Allah'ın azabı, O'nun emirlerine karşı gelenlere uyguladığı ilahi cezadır. 'Azâbe' (عَذَابَ) kelimesi, müminlerin Allah'tan kendilerini bu acı ve elem verici cezadan uzak tutmasını talep ettiklerini açıkça ortaya koyar."}]},{"word":"ٱلنَّارِ","root":"ن و ر","rootLatin":"n-v-r","meaning":"Ateş, cehennem ateşi anlamındadır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Nâr (نار), bilinen ateştir. Kur'an'da hem dünyevi ateşi hem de ahiretteki cehennem ateşini ifade etmek için kullanılır. Ayetteki 'en-nâr' (ٱلنَّارِ), özellikle cehennem ateşini, yani günahkarların cezalandırılacağı yeri ve azabın kaynağını belirtir. Müminler bu şiddetli azaptan korunmayı dilerler."},{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Nâr (نار), yakıcı ve yok edici gücü olan ateştir. Kur'an'da 'nâr' kelimesi, genellikle cehennemin sembolü olarak geçer ve onun dehşetini vurgular. 'En-nâr' (ٱلنَّارِ) ifadesi, müminlerin Allah'tan kendilerini bu yakıcı ve elem verici azaptan kurtarmasını istediklerini açıkça gösterir."}]}]}
