# Âl-i İmrân Sûresi, 190. Âyet (3:190)

> إِنَّ فِى خَلْقِ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَٱخْتِلَـٰفِ ٱلَّيْلِ وَٱلنَّهَارِ لَـَٔايَـٰتٍ لِّأُو۟لِى ٱلْأَلْبَـٰبِ

*İnne fî ḣalki-ssemâvâti vel-ardi vaḣtilâfi-lleyli ve-nnehâri leâyâtin li-ulî-l-elbâb(i)*

**Meal (Diyanet):** Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde selim akıl sahipleri için elbette ibretler vardır.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/3/190

---

## Tefsir

{"topics":["tabiat-ayetleri","yaratilis","ilim-hikmet"]}

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, evrenin yaratılışındaki ve düzenindeki mucizeleri vurgulayarak, akıl sahiplerini tefekküre davet etmektedir. Anahtar kavramlar, yaratılışın, göklerin ve yerin, gece ile gündüzün döngüsünün ve akıl sahiplerinin bu delilleri idrak etmesinin önemini ortaya koymaktadır.","keyConcepts":[{"word":"خَلْقِ","root":"خ ل ق","rootLatin":"h-l-q","meaning":"Yoktan var etme, bir şeyi belirli bir ölçü ve düzen içinde meydana getirme eylemi.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Halk (خلق), bir şeyi takdir etmek ve onu yoktan var etmek anlamına gelir. Ayetteki 'خَلْقِ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ' ifadesi, Allah'ın gökleri ve yeri, önceden bir örneği olmaksızın, belirli bir ölçü ve hikmetle yaratmasını ifade eder. Bu, Allah'ın kudretinin ve ilminin bir göstergesidir."},{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Halk (خلق), bir şeyi icat etmek ve onu şekillendirmek demektir. Ayetteki kullanımı, göklerin ve yerin, Allah tarafından, hiçbir şeye ihtiyaç duyulmadan, mükemmel bir nizam içinde var edilmesini anlatır. Bu, yaratılışın eşsizliğini ve benzersizliğini vurgular."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Kur'an'da 'halk' kavramı, genellikle Allah'ın yaratma eylemini ifade eder ve bu eylem, yoktan var etme (ex nihilo) anlamını taşır. Ayetteki 'خَلْقِ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ', Allah'ın mutlak yaratıcı gücünü ve evrenin O'nun iradesiyle var olduğunu gösteren temel bir delildir."}]},{"word":"ٱلسَّمَـٰوَٰتِ","root":"س م و","rootLatin":"s-m-v","meaning":"Yüksek ve yüce olan, gökler ve sema tabakaları.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Semâvât (سماوات), yükselmek ve yücelmek kökünden gelir. Ayetteki 'ٱلسَّمَـٰوَٰتِ' ifadesi, yedi kat göğü ve onların üzerindeki tüm âlemleri kapsar. Bu, Allah'ın yaratılışındaki azameti ve genişliği gösteren bir işarettir."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Semâ (سما), her yüksek şeye denir. Ayetteki 'ٱلسَّمَـٰوَٰتِ', mecazi olarak da, Allah'ın kudretinin ve hükümranlığının tecelli ettiği yüce âlemleri ifade eder. Göklerin yaratılışı, Allah'ın birliğini ve gücünü kanıtlayan açık delillerdendir."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Semâvât (سماوات), yükseklik ve yücelik anlamını taşır. Kur'an'da genellikle yeryüzünün zıddı olarak kullanılır ve Allah'ın kudretinin ve sanatının en büyük tecellilerinden biridir. Ayetteki 'خَلْقِ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ', bu muazzam yaratılışın akıl sahipleri için bir ibret olduğunu vurgular."}]},{"word":"ٱلْأَرْضِ","root":"أ ر ض","rootLatin":"e-r-d","meaning":"Üzerinde yaşadığımız yeryüzü, zemin ve kara parçası.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Arz (أرض), yeryüzü demektir. Ayetteki 'وَٱلْأَرْضِ' ifadesi, göklerle birlikte zikredilerek, Allah'ın yaratılışındaki bütünlüğü ve dengeyi gösterir. Yeryüzünün yaratılışı, canlıların yaşaması için gerekli tüm unsurları barındırmasıyla Allah'ın hikmetini ortaya koyar."},{"author":"Ebû'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Arz (أرض), üzerinde durulan ve yaşanılan yerdir. Ayetteki 'ٱلْأَرْضِ', göklerin yaratılışıyla birlikte anılarak, evrenin iki temel unsurunu oluşturur. Bu ikisinin yaratılışındaki düzen ve ahenk, Allah'ın varlığına ve birliğine delildir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Kur'an'da 'arz' kelimesi, genellikle yeryüzü, toprak ve üzerinde yaşamın sürdüğü alan anlamında kullanılır. Ayetteki 'وَٱلْأَرْضِ', göklerle birlikte, Allah'ın yaratma kudretinin ve evrensel düzenin bir parçası olarak sunulur. Bu, akıl sahipleri için tefekkür vesilesidir."}]},{"word":"وَٱخْتِلَـٰفِ","root":"خ ل ف","rootLatin":"h-l-f","meaning":"Birbirini takip etme, ardı ardına gelme, farklılaşma ve değişme.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İhtilâf (اختلاف), bir şeyin diğerinin yerine geçmesi veya birbiri ardınca gelmesi demektir. Ayetteki 'وَٱخْتِلَـٰفِ ٱلَّيْلِ وَٱلنَّهَارِ', gece ile gündüzün düzenli bir şekilde birbirini takip etmesini, birinin diğerinin yerini almasını ifade eder. Bu döngü, zamanın ve evrenin işleyişindeki ilahi düzeni gösterir."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"İhtilâf (اختلاف), bir şeyin diğerinden sonra gelmesi ve onun yerini almasıdır. Gece ile gündüzün ihtilafı, onların farklı özelliklere sahip olması ve belirli bir düzen içinde birbirini izlemesi demektir. Bu durum, Allah'ın kudretinin ve evrendeki mükemmel nizamın bir delilidir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Kur'an'da 'ihtilâf' kavramı, sadece farklılık değil, aynı zamanda düzenli bir değişim ve ardışıklık anlamını da taşır. Gece ile gündüzün 'ihtilâfı', onların belirli bir sistem içinde birbirini takip etmesiyle, evrenin işleyişindeki ilahi yasaları ve düzeni gözler önüne serer."}]},{"word":"لَـَٔايَـٰتٍ","root":"أ ي ي","rootLatin":"e-y-y","meaning":"Deliller, işaretler, ibretler ve mucizeler.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Âyet (آية), açık bir işaret, delil ve ibret demektir. Ayetteki 'لَـَٔايَـٰتٍ', göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün ardı ardına gelmesinde, Allah'ın varlığına, birliğine ve kudretine dair çok açık ve kesin deliller olduğunu ifade eder. Bu deliller, akıl sahipleri için tefekkür ve iman vesilesidir."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Âyet (آية), alamet ve nişan demektir. Ayetteki 'لَـَٔايَـٰتٍ', Allah'ın kudretini ve hikmetini gösteren açık alametler ve ibretler anlamına gelir. Bu işaretler, insanları Allah'ın büyüklüğünü anlamaya ve O'na yönelmeye çağırır."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Kur'an'da 'âyet' kelimesi, hem Kur'an ayetleri için hem de evrendeki Allah'ın kudretini gösteren deliller için kullanılır. Bu ayetteki 'لَـَٔايَـٰتٍ', evrenin yaratılışındaki ve işleyişindeki her bir detayın, Allah'ın varlığına ve birliğine işaret eden birer mucize olduğunu vurgular."}]},{"word":"لِّأُو۟لِى ٱلْأَلْبَـٰبِ","root":"ل ب ب","rootLatin":"l-b-b","meaning":"Akıl sahipleri, derin düşünebilen, hikmetli ve basiretli kimseler.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Lübb (لب), bir şeyin özü ve en halis kısmı demektir. 'Ulü'l-elbâb' (أولو الألباب), aklın özüne sahip olan, yani derin düşünebilen, hikmetli ve basiretli kimselerdir. Ayetteki 'لِّأُو۟لِى ٱلْأَلْبَـٰبِ' ifadesi, bu delillerden ancak gerçek akıl sahiplerinin ibret alabileceğini ve Allah'ın kudretini idrak edebileceğini belirtir."},{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Lübb (لب), aklın en saf ve özlü kısmıdır. 'Ulü'l-elbâb', akıllarını doğru kullanan, olayların zahirinden ötesini görebilen ve hakikati idrak edebilen kimselerdir. Bu ayette, evrenin yaratılışındaki delillerin ancak bu tür akıl sahipleri tarafından anlaşılabileceği vurgulanır."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Kur'an'da 'Ulü'l-elbâb' kavramı, sadece zekâ sahibi olmakla kalmayıp, aynı zamanda bu zekâyı doğru yönde kullanarak Allah'ın ayetleri üzerinde düşünen, hikmetli ve basiretli kişileri ifade eder. Ayetteki bağlamda, evrenin düzenindeki mucizeleri fark edip onlardan ders çıkaran kimseler kastedilmektedir."}]}]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"إِنَّ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Tevkîd ve Nasb","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِنَّ","form":"-","features":{},"irabReason":"Cümle başında te'kid ve nasb edatı olduğu için mebnî","gloss":"şüphesiz, muhakkak"},{"position":2,"surface":"فِى","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فِي","form":"-","features":{},"irabReason":"Harf-i cer olduğu için mebnî","gloss":"içinde, -de"},{"position":3,"surface":"خَلْقِ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"خ-ل-ق","rootLatin":"ḫ-l-q","lemma":"خَلْق","form":"-","features":{"irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"yaratılış"},{"position":4,"surface":"ٱلسَّمَـٰوَٰتِ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"س-م-و","rootLatin":"s-m-w","lemma":"سَمَاوَات","form":"-","features":{"gender":"Müennes","number":"Cemi","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"gökler"},{"position":5,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Atıf harfi olduğu için mebnî","gloss":"ve"},{"position":5,"surface":"ٱلْأَرْضِ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"أ-ر-ض","rootLatin":"ʾ-r-ḍ","lemma":"أَرْض","form":"-","features":{"gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Atıf harfi ile önceki mecrûr isme atfedildiği için mecrûr","gloss":"yer"},{"position":6,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Atıf harfi olduğu için mebnî","gloss":"ve"},{"position":6,"surface":"ٱخْتِلَـٰفِ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"خ-ل-ف","rootLatin":"ḫ-l-f","lemma":"اِخْتِلَاف","form":"İfti'âl","features":{"irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Atıf harfi ile önceki mecrûr isme atfedildiği için mecrûr","gloss":"birbiri ardınca gelme, farklılık"},{"position":7,"surface":"ٱلَّيْلِ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ل-ي-ل","rootLatin":"l-y-l","lemma":"لَيْل","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"gece"},{"position":8,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Atıf harfi olduğu için mebnî","gloss":"ve"},{"position":8,"surface":"ٱلنَّهَارِ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ن-ه-ر","rootLatin":"n-h-r","lemma":"نَهَار","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Atıf harfi ile önceki mecrûr isme atfedildiği için mecrûr","gloss":"gündüz"},{"position":9,"surface":"لَـَٔايَـٰتٍۢ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ء-ي-ي","rootLatin":"ʾ-y-y","lemma":"آيَات","form":"-","features":{"gender":"Müennes","number":"Cemi","irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"İnne'nin muahhar ismi olduğu için mansûb (lâm-ı ibtida ile gelmiştir)","gloss":"elbette deliller"},{"position":10,"surface":"لِّ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لِ","form":"-","features":{},"irabReason":"Harf-i cer olduğu için mebnî","gloss":"için, -e"},{"position":10,"surface":"أُو۟لِى","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"أ-و-ل","rootLatin":"ʾ-w-l","lemma":"أُولُو","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"sahipleri"},{"position":11,"surface":"ٱلْأَلْبَـٰبِ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ل-ب-ب","rootLatin":"l-b-b","lemma":"لُبّ","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"akıl, öz"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **TEDBIRAT I ILAHIYYE** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *İmrân 3:190*
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 11** — Ahmed Avni Konuk · *3/190*
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 11** — Ahmed Avni Konuk · *3/190*
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 11** — Ahmed Avni Konuk · *3/190*
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 11** — Ahmed Avni Konuk · *3/190*
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 11** — Ahmed Avni Konuk · *3/190*
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 11** — Ahmed Avni Konuk · *3/190*
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 11** — Ahmed Avni Konuk · *3/190*
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 11** — Ahmed Avni Konuk · *3/190*
- **TEDBIRAT I ILAHIYYE** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *Âl-i İmrân, 3:190*
- **Tasavvuf Izâhları** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *3/190*
- **Tasavvuf Izâhları** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *3/190*
