# Âl-i İmrân Sûresi, 44. Âyet (3:44)

> ذَٰلِكَ مِنْ أَنۢبَآءِ ٱلْغَيْبِ نُوحِيهِ إِلَيْكَ ۚ وَمَا كُنتَ لَدَيْهِمْ إِذْ يُلْقُونَ أَقْلَـٰمَهُمْ أَيُّهُمْ يَكْفُلُ مَرْيَمَ وَمَا كُنتَ لَدَيْهِمْ إِذْ يَخْتَصِمُونَ

*Żâlike min enbâ-i-lġaybi nûhîhi ileyk(e)(c) vemâ kunte ledeyhim iż yulkûne aklâmehum eyyuhum yekfulu meryeme vemâ kunte ledeyhim iż yaḣtasimûn(e)*

**Meal (Diyanet):** (Ey Muhammed!) Bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Meryem'i kim himayesine alıp koruyacak diye kalemlerini (kur'a için) atarlarken sen yanlarında değildin. (Bu konuda) tartışırlarken de yanlarında değildin.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/3/44

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, Hz. Meryem'in kıssasından bir kesiti sunarak, Hz. Peygamber'e vahyedilen gayb bilgisinin kaynağına işaret eder. Ayet, 'gayb', 'vahy', 'kefil olma' ve 'çekişme' gibi temel kavramlar üzerinden ilahi bilginin erişilemezliğini ve peygamberlik müessesesinin hakikatini vurgular.","keyConcepts":[{"word":"ٱلْغَيْبِ","root":"غ ي ب","rootLatin":"ğ-y-b","meaning":"Duyu organlarıyla idrak edilemeyen, gizli ve bilinmeyen âlem veya bilgi.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'gayb' kelimesini 'gözden kaybolan, gizli kalan şey' olarak tanımlar. Ayetteki kullanımıyla, Hz. Peygamber'in bizzat şahit olmadığı, ancak Allah tarafından kendisine bildirilen geçmiş olayları ifade eder, bu da vahyin bir mucizesidir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, Kur'an'da 'gayb' kavramının, insan idrakinin ötesinde olan, ancak Allah'ın dilediği kullarına bildirdiği hakikatleri kapsadığını belirtir. Bu ayetteki 'gayb haberleri' ifadesi, peygamberlik makamının ilahi bilgiye erişimini vurgular."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'gayb'ı 'hissedilmesi mümkün olmayan şey' olarak açıklar. Ayetteki bağlamda, Hz. Peygamber'in Meryem'in kefilliği meselesindeki çekişmeye şahit olmaması, bu olayın onun için bir gayb olduğunu ve bilgisinin ancak vahiy yoluyla geldiğini gösterir."}]},{"word":"نُوحِيهِ","root":"و ح ي","rootLatin":"v-h-y","meaning":"Allah'ın peygamberlerine gizli ve hızlı bir şekilde bilgi iletmesi, ilahi bildirim.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'vahy'i 'gizli ve hızlı bir şekilde bildirmek' olarak açıklar. Ayetteki 'nûhîhi' (onu sana vahyediyoruz) ifadesi, Allah'ın Hz. Peygamber'e gayb haberlerini doğrudan ve özel bir yolla bildirdiğini, bu bilginin insan çabasıyla elde edilemeyeceğini vurgular."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'vahy'in Kur'an'daki temel anlamının, Allah'ın peygamberlerine özel bir iletişim yoluyla mesajlarını iletmesi olduğunu belirtir. Bu ayetteki 'nûhîhi' fiili, Hz. Peygamber'in Meryem kıssası hakkındaki bilgisinin ilahi kaynaklı olduğunu ve onun peygamberliğinin bir delili olduğunu gösterir."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'vahy'i 'işaret etmek, bildirmek' olarak yorumlar. Ayetteki 'nûhîhi' fiili, Allah'ın Hz. Peygamber'e bu gayb haberlerini bir işaret ve bildirim olarak gönderdiğini, böylece ona geçmiş olaylar hakkında bilgi verdiğini ifade eder."}]},{"word":"يَكْفُلُ","root":"ك ف ل","rootLatin":"k-f-l","meaning":"Birinin sorumluluğunu üstlenmek, himaye etmek, bakmak.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'kefâle'yi 'birinin sorumluluğunu üstlenmek, onu korumak ve ihtiyaçlarını karşılamak' olarak tanımlar. Ayetteki 'eyyuhum yekfulu Meryeme' (Meryem'e hangisi kefil olacak) ifadesi, Hz. Meryem'in himayesini ve bakımını üstlenme sorumluluğunu ifade eder."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'kefâle'nin 'bir şeyi üzerine almak, garanti etmek' anlamlarına geldiğini belirtir. Bu ayette, Hz. Meryem'in bakım ve gözetimini kimin üstleneceği konusunda bir çekişme olduğunu gösterir."}]},{"word":"يَخْتَصِمُونَ","root":"خ ص م","rootLatin":"h-s-m","meaning":"Bir konuda anlaşmazlığa düşmek, tartışmak, çekişmek.","sources":[{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, 'hasm' kökünden türeyen 'ihtisam'ı 'bir konuda karşılıklı olarak iddialaşmak, çekişmek' olarak açıklar. Ayetteki 'iz yahtasimûn' (çekişirlerken) ifadesi, Hz. Meryem'in kefilliği konusunda din adamları arasında yaşanan anlaşmazlığı ve rekabeti betimler."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'hasm'ın 'düşmanlık, çekişme' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'yahtasimûn' fiili, Meryem'in himayesini üstlenme arzusundan kaynaklanan bir tür rekabet ve tartışmayı ifade eder, bu da olayın önemini gösterir."}]}]}

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Vahiy ve Cebrâîl** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *3/44*
- **Vahiy ve Cebrâîl** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *3/44*
- **Kelime-i Nûhiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *3/44*
- **Kelime-i Nûhiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *3/44*
